Eğlendiğim ve iyi vakit geçirdiğim bir günden. Uzun süredir bu aralar neler yapıyorum temalı yazı paylaşmamıştım. Bu da bir ön gösterim olsun. Devamı gelecek efenim. :) Fotoğraflar Beşiktaş, Cihangir, Beyoğlu dolaylarından.
seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Mayıs 2015
14 Nisan 2015
İstanbul günlüğü, İzmir, kediler, arkadaşlar ve bir miktar mutlu keçi.
Odamda oturmuş bu yazıyı yazarken aklım bir yandan guruldayan karnımda ama yook bu sefer yazmadan başından kalkmayacağım çünkü biliyorum ki öyle yaparsam bu yazı yine bir ertesi güne kalacak. Bu sefer bol görselli az sözcüklü bir yazı olsun istiyorum. Biliyorsunuz ki çekiliş sonuçlandı. Çok da güzel oldu. Bir süre sonra yeni bir çekiliş yaparım bence yine. 200. takipçi kutlaması olabilir mesela bu. Neden olmasın! :) Bir süredir yazmayı çok sevmeme rağmen bir şeyler yazmak gelmiyordu içimden. Aslında yazacak yine birçok konu olmasına rağmen. İzmir'e gidişim, yeni başladığım hobilerim, izlediğim filmler-diziler, İstanbul Film Festivali ve çeşitli etkinlikler hakkında... Ama yazamadım işte. Şu an hazır canım istemişken yazayım hemmen dedim. Heves dediğin hemen kaçabilir zira. Ben biraz kafamı toparlarken size ufak ufak notlarla geçtiğimiz günlerden bir kesit sunmak istiyorum. Dediğim gibi bunu da fotoğraflarla yapacağım tabi ki. :) (İçinde bolca "ben" olacak, umarım sıkılmazsınız.)
9 Mart 2015
Uzuun bir aradan sonra kocaman bir "Merhaba!"
Yazmayalı ne çok zaman oldu. O kadar çok özledim ki burayı anlatamam. Bu süreçte şuna karar verdim: Benim en sevdiğim hobilerimden biri yazmakmış. Yazamadığım her gün içim içimi kemirdi. Neredeyse 3 hafta olmuş yahu?! Nasıl geçmiş zaman farkında bile değilim. Yazı yazmamış olabilirim ama takip ettiğim bloggerların yazılarını okumayı ihmal etmedim tabi. Bir de insan yazmadıkça uzaklaşıyor bu eylemden. Anlatacak çok şeyin oluyor ama lafa nasıl gireceğini, nereden başlayacağını bilemiyorsun. Anlamışsınızdır sanıyorum ne demek istediğimi.
Bu geri dönüş yazısıyla birlikte eski ritmime kavuşurum diye düşünüyorum ben. Yazacak konular birikti de birikti. Artık bir posta ne kadarı sığarsa o kadarını kısaca anlatacağım sonra kaldığım yerden devam edeceğim yazılarıma. :)
Nerede kalmıştık diye düşünürsek en son İstanbul'un karlı bir gününde en'leri seçip şu yazıyı paylaşmıştım. O yazıyı bir seri haline getirmeyi düşünüyorum bu arada. Hoş bir enstantane oldu. İzmir'li biri olarak 3-4 gün süren kar yağışı beni çook mutlu etti. Herkes söylenirken ben tam bir mutlu keçi gibi karlar içinde bata çıka zıplayıp durdum, he arada düşmekten korkmadım değil. :)
Bu geri dönüş yazısıyla birlikte eski ritmime kavuşurum diye düşünüyorum ben. Yazacak konular birikti de birikti. Artık bir posta ne kadarı sığarsa o kadarını kısaca anlatacağım sonra kaldığım yerden devam edeceğim yazılarıma. :)
Nerede kalmıştık diye düşünürsek en son İstanbul'un karlı bir gününde en'leri seçip şu yazıyı paylaşmıştım. O yazıyı bir seri haline getirmeyi düşünüyorum bu arada. Hoş bir enstantane oldu. İzmir'li biri olarak 3-4 gün süren kar yağışı beni çook mutlu etti. Herkes söylenirken ben tam bir mutlu keçi gibi karlar içinde bata çıka zıplayıp durdum, he arada düşmekten korkmadım değil. :)
9 Ocak 2015
Bu aralar neler yapıyorum?
Yine "ben bu aralar..." başlıklı yazımla buradayım sevgili blog sakinleri. :) Son zamanlarda malum soğuklardan ötürü pek evden dışarı adım atamıyorum. Atsam bile makinemi çıkarıp fotoğraf çekmeye çok üşeniyorum bu havalarda.
En son iş hayatı ile alakalı birtakım gelişmelerden bahsetmiştim. Şuradan bakabilirsiniz. Orada da bahsettiğim gibi sağlık engeline takılmış bir süredir iğneli, şuruplu bir hayat geçirmekteydim. Neyse ki sonunda o sorunu da atlattım. Kansızlık devam ediyor tabi ki ama en azından istenilen değerleri sağladım. Şimdi ilaç kullanmaya devam edeceğim. Kuru üzüm ise bu aralar hayatımın ayrılmaz parçası oldu.
Geçtiğimiz haftalarda tam da yılbaşı öncesi soluğu İstanbul'da aldım. Kan tahlilleri için. Biraz zorlu bir süreçten sonra hastanedeki işlemleri tamamladım. Sonuçlar yine istediğimiz gibi olmadı. Bu arada Özel Avcılar hastanesine zorda kalmadıkça gitmeyin lütfen. Benden söylemesi.
En son iş hayatı ile alakalı birtakım gelişmelerden bahsetmiştim. Şuradan bakabilirsiniz. Orada da bahsettiğim gibi sağlık engeline takılmış bir süredir iğneli, şuruplu bir hayat geçirmekteydim. Neyse ki sonunda o sorunu da atlattım. Kansızlık devam ediyor tabi ki ama en azından istenilen değerleri sağladım. Şimdi ilaç kullanmaya devam edeceğim. Kuru üzüm ise bu aralar hayatımın ayrılmaz parçası oldu.
Geçtiğimiz haftalarda tam da yılbaşı öncesi soluğu İstanbul'da aldım. Kan tahlilleri için. Biraz zorlu bir süreçten sonra hastanedeki işlemleri tamamladım. Sonuçlar yine istediğimiz gibi olmadı. Bu arada Özel Avcılar hastanesine zorda kalmadıkça gitmeyin lütfen. Benden söylemesi.
29 Ekim 2014
İstanbul Günlüğü
9 Ekim 2014
Güzel Eylül'den Hatırda Kalanlar (kamp, filmler, kivi)
Kitap meydan okuması etkinliği dışında pek yazı yazmıyorum uzun süredir buraya. Her gün blog yazan biri olmadığımdan şu anki etkinlik bile benim için enteresan bir şey. Bu arada diğer yazıları ihmal ettim tabi. Mesela kamp yazısı ile ilgili görseller paylaşacaktım yalan oldu biraz ama şöyle bir yerdeydik diyip birkaç fotoğraf gösteriyim sizlere. :)
Kamp yapmak çok zevkli bir şeymiş. Hem ucuz, hem doğayla iç içe. Biraz sırt ağrısı olabilir ama o da işin cilvesi diyelim. :) Biliyorsunuz ki tüm yaz sınavlarla uğraştım. Sınavlar biter bitmez de böyle bir tatile gittik Ağustos sonu. Eylül nasıl geçti, neler oldu bilmiyorum. Çok çabuk geçti kesinlikle.
Hatırda kalanlar;
Eylül ayı içerisinde ne izledim, ne okudum?
Kitaplar açısından pek iç açıcı bir ay olmadı maalesef. Sadece tek bir kitap okumuşum o da Barış Bıçakçı'nın Baharda Yine Geliriz isimli kitabı. Detaylı bir yazıyı daha sonra yazacağım.
Neler izledim peki bu bir ay boyunca:
- Loft (imdb: 7,5)
5 ana karakterin etrafında dönen bir hikaye. Evli ve başarılı 5 erkeğin eşlerini aldatmak için buldukları bir yöntem vardır. Mimar olan karakterimizin inşa ettiği gizli bir çatı katı. Burayı kimseye yakalanmadan ve çekinmeden özgürce kullanabileceklerdir. Bir gün bu çatı katında ölü bir kadın cesedi bulurlar. Ve hepsi birbirini suçlamaya başlar. Film boyunca asıl katilin kim olduğunu öğrenmeye çalışıyorsunuz. Oyunculuklar da gayet başarılı. Heyecanlı ve gizemli bir film arayışında olanlara tavsiye edilir.
- Incendies (imdb: 8,2)
Son zamanlarda izlediğim en etkileyici film kesinlikle. Konusu oldukça dramatik. Oyunculuklar harikulade. İzlerken tüyleriniz diken diken oluyor, bu kadarı da olamaz diye isyan ediyorsunuz. Hele sonunda öyle bir finali var ki yani hiç hiç beklemediğiniz bir şekilde bitiyor. Konusu ise kısaca şöyle Fransa'da yaşayan Lübnan'lı bir kadının ölümü üzerine çocuklarına vasiyeti okunur. Vasiyette abilerini ve babalarını bulup bıraktığı mektupları onlara vermelerini istemiştir anneleri. Daha önce abileri ya da babalarıyla ilgili hiçbir şey bilmeyen bu 2 genç bir bilinmezliğe doğru yol alırlar ve Lübnan'a giderler. Bu sırada annelerinin gençliğinden bu yana yaşadığı korkunç olayları izleriz. Yani film geçmişle şimdiki zaman arasında gidip geliyor. Dönemin siyasi koşulları, dini çatışmalar, savaş, bir kadının özgürlüğe uçuşu.. ve daha birçok noktaya temas eden sarsıcı bir film. Mutlaka izleyin.
-AngelA (imdb: 7,1)
Siyah beyaz 2005 yapımı bir Fransız filmi. Hem eğlenceli, hem dramatik ama izlemesi keyifli bir film. Çok da uzun olmadığı için nasıl bitiyor anlamıyorsunuz. Başroldeki karakterimizin başı çetelerle, borçlandığı adamlarla derttedir. İyice köşeye sıkışır, ne yapacağını bilemez ve intihar etmeye karar verir. Tam köprüden atlayacağı sırada genç ve oldukça güzel bir kız kendini sulara bırakır. O da kızı kurtarmak için suya atlar. Sonrasında hayatında bambaşka şeyler olmaya başlar. Birden bire karşısına çıkan ve intihar etmesini engelleyen bu güzel kız bir melek olabilir mi dersiniz? Modern ve güzel bir yorumlamayla farklı bir atmosfer yaratmış filmin yönetmeni. Tavsiye ederim efem.
- Julie&Julia (imdb: 7,0)
Julie ve Julia feel good movie kategorisinde izlenebilecek oldukça sevimli bir film. Epey de iştah açıcı. Aç karnına ve özellikle geceleyin izlememenizi tavsiye ederim. Julie işinden memnun olmayan, başarısız yazarlık denemeleri olmuş bir kadındır. Julia ise aşçılık alanında büyük ün yapmış Fransız yemeklerini Amerikan yemeklerine uyarlayarak çıkardığı kitaplarıyla büyük kitlelere ulaşmış biridir. Julie de büyük bir hayranıdır kendisinin. Her işi yarım bırakan ve bundan çok yakınan karakterimiz bir karar alır ve belirli bir süre boyunca her gün Julia'nın bir tarifini yaparak bloğuna yazmaya karar verir. Film de işte bu süreci anlatıyor. Bu film bana yemek yapmanın ne denli haz verici bir şey olduğunu gösterdi ve ne yapıyorsak yapalım yaptığımız şeyden zevk almamız gerektiğini. Ayrıca Julie blog yazarken ay blog yazmak çok güzel diye düşündüm. Ayrıca Meryl Streep sen ne kadar harika bir oyuncusun!!
Dip not: Film gerçek bir hikayeden uyarlama. Yani 2 karakter de tamamen gerçek. Julia Child'ın kitabı The Art of French Cooking. Merak edenler bulup tariflerini deneyebilir hemen. :)
Evet filmlerin yanı sıra Friends keyfi hala devam ediyor. 9 sezona geçmiş bulunmaktayım. İzlediğim en uzun soluklu dizi oldu. Çok seviyom! ^.^
![]() |
| Şirintoş çadırımız, Gökova orman kampı |
![]() |
| kalp, kalp :) |
![]() |
| Azmak deresi, Akyaka |
Hatırda kalanlar;
| Odamda ufak tefek değişiklikler yaptım. |
| Cafe del mundo'da limonata eşliğinde arkadaşlarımla sohbet ettik, eğlendik. |
| Kivitoşun hastalıklarıyla uğraştık. Günlerce evle veteriner arasında mekik dokudum. Çok zor bir süreçti. |
Eylül ayı içerisinde ne izledim, ne okudum?
Kitaplar açısından pek iç açıcı bir ay olmadı maalesef. Sadece tek bir kitap okumuşum o da Barış Bıçakçı'nın Baharda Yine Geliriz isimli kitabı. Detaylı bir yazıyı daha sonra yazacağım.
Neler izledim peki bu bir ay boyunca:
- Loft (imdb: 7,5)
5 ana karakterin etrafında dönen bir hikaye. Evli ve başarılı 5 erkeğin eşlerini aldatmak için buldukları bir yöntem vardır. Mimar olan karakterimizin inşa ettiği gizli bir çatı katı. Burayı kimseye yakalanmadan ve çekinmeden özgürce kullanabileceklerdir. Bir gün bu çatı katında ölü bir kadın cesedi bulurlar. Ve hepsi birbirini suçlamaya başlar. Film boyunca asıl katilin kim olduğunu öğrenmeye çalışıyorsunuz. Oyunculuklar da gayet başarılı. Heyecanlı ve gizemli bir film arayışında olanlara tavsiye edilir.
- Incendies (imdb: 8,2)
Son zamanlarda izlediğim en etkileyici film kesinlikle. Konusu oldukça dramatik. Oyunculuklar harikulade. İzlerken tüyleriniz diken diken oluyor, bu kadarı da olamaz diye isyan ediyorsunuz. Hele sonunda öyle bir finali var ki yani hiç hiç beklemediğiniz bir şekilde bitiyor. Konusu ise kısaca şöyle Fransa'da yaşayan Lübnan'lı bir kadının ölümü üzerine çocuklarına vasiyeti okunur. Vasiyette abilerini ve babalarını bulup bıraktığı mektupları onlara vermelerini istemiştir anneleri. Daha önce abileri ya da babalarıyla ilgili hiçbir şey bilmeyen bu 2 genç bir bilinmezliğe doğru yol alırlar ve Lübnan'a giderler. Bu sırada annelerinin gençliğinden bu yana yaşadığı korkunç olayları izleriz. Yani film geçmişle şimdiki zaman arasında gidip geliyor. Dönemin siyasi koşulları, dini çatışmalar, savaş, bir kadının özgürlüğe uçuşu.. ve daha birçok noktaya temas eden sarsıcı bir film. Mutlaka izleyin.
-AngelA (imdb: 7,1)
Siyah beyaz 2005 yapımı bir Fransız filmi. Hem eğlenceli, hem dramatik ama izlemesi keyifli bir film. Çok da uzun olmadığı için nasıl bitiyor anlamıyorsunuz. Başroldeki karakterimizin başı çetelerle, borçlandığı adamlarla derttedir. İyice köşeye sıkışır, ne yapacağını bilemez ve intihar etmeye karar verir. Tam köprüden atlayacağı sırada genç ve oldukça güzel bir kız kendini sulara bırakır. O da kızı kurtarmak için suya atlar. Sonrasında hayatında bambaşka şeyler olmaya başlar. Birden bire karşısına çıkan ve intihar etmesini engelleyen bu güzel kız bir melek olabilir mi dersiniz? Modern ve güzel bir yorumlamayla farklı bir atmosfer yaratmış filmin yönetmeni. Tavsiye ederim efem.
- Julie&Julia (imdb: 7,0)
Julie ve Julia feel good movie kategorisinde izlenebilecek oldukça sevimli bir film. Epey de iştah açıcı. Aç karnına ve özellikle geceleyin izlememenizi tavsiye ederim. Julie işinden memnun olmayan, başarısız yazarlık denemeleri olmuş bir kadındır. Julia ise aşçılık alanında büyük ün yapmış Fransız yemeklerini Amerikan yemeklerine uyarlayarak çıkardığı kitaplarıyla büyük kitlelere ulaşmış biridir. Julie de büyük bir hayranıdır kendisinin. Her işi yarım bırakan ve bundan çok yakınan karakterimiz bir karar alır ve belirli bir süre boyunca her gün Julia'nın bir tarifini yaparak bloğuna yazmaya karar verir. Film de işte bu süreci anlatıyor. Bu film bana yemek yapmanın ne denli haz verici bir şey olduğunu gösterdi ve ne yapıyorsak yapalım yaptığımız şeyden zevk almamız gerektiğini. Ayrıca Julie blog yazarken ay blog yazmak çok güzel diye düşündüm. Ayrıca Meryl Streep sen ne kadar harika bir oyuncusun!!
Dip not: Film gerçek bir hikayeden uyarlama. Yani 2 karakter de tamamen gerçek. Julia Child'ın kitabı The Art of French Cooking. Merak edenler bulup tariflerini deneyebilir hemen. :)
Evet filmlerin yanı sıra Friends keyfi hala devam ediyor. 9 sezona geçmiş bulunmaktayım. İzlediğim en uzun soluklu dizi oldu. Çok seviyom! ^.^
25 Ağustos 2014
Camping!
| kaynak |
10 Temmuz 2014
Bir günde Eskişehir
Geçen hafta Eskişehir’deydik.
Tren yolculukları, sabahın erken saatlerinde şehre varış.. Her taraf sessiz, herkes uyuyor. Bomboş sokaklarda hiçbir yeri bilmeden avare avare dolaşan bir çift var. O biziz. Her yer o kadar sakin ve huzurlu ki. İçimden keşke kimse uyanmasa ve gün böyle geçip gitse diyorum. Kalabalıklar ne yorucu! Tramvaya binmek için eskart alıyoruz. Sonra başlasın git-geller. Bir de benim güvenlik görevlisine “buranın merkezi neresi ki?” diye sormam ve adamın “burası” diye cevap vermesi detayını araya iliştiriveriyim. Gün yavaş yavaş akmaya devam ediyor. Gün o kadar uzun ki her şeyi yapmaya vakit var gibi hissediyorum. Trenden indikten sonra garda ufak bir araştırma yapıyoruz ve teknolojiden bir kez daha faydalanarak kafamızda gidebileceğimiz yerlerin bir rotasını çiziyoruz. Önce Kentpark diye bir yere gitmeye karar veriyoruz. Kentpark’ı tavsiye eden ise oralardan biri. Eskişehir çok yeşil, her yerde park var. Büyük şehirlerdeki o büyük plazaları, avmleri pek göremiyorsunuz. Bu güzel. Kentpark ise hemen şehir otogarının yamacında. Yürüyerek gidiyoruz. Bizi birbirinden güzel atlar karşılıyor. Bol bol seyrediyoruz onları. Atların ne kadar asil hayvanlar olduğunu bir kez daha görüyorum. Çok görkemliler. Hayran kalmamak elde değil. Sonra ileride karşımıza bir deniz çıkıyor!? Deniz miii? dediğinizi duyar gibiyim. :) Tabi ki deniz değil ama çok büyük bir havuz ve deniz konsepti yaratılmaya çalışılmış yapay bir plajla. Girişlerde 10 lira tam, 10 lira öğrenci. Deniz olmadan yaşamak, böyle bir şehre alışmak, kordona çıkmak, sahilde yürümek kavramlarının olmaması nasıldır diye aklımdan geçiyor o an. Bu dakikaya kadar hala kahvaltı yapabilmiş değiliz bu arada saat hala 9-10. Gün yavaş akıyor. Burayı güzelce gezdikten sonra merkezde kahvaltı yapmaya gidiyoruz. Sıradaki yer; Sazova Bilim ve Kültür Parkı. İçeride önce Sualtı parkını dolaşıyoruz. Her yere giriş 2 lira gibi bir şey öğrenciler için. Hava inanılmaz sıcak. Buradan çıktıktan sonra asıl merak ettiğim yere Masal Şatosuna gidiyoruz. Korsan gemisinde bolca fotoğraf çekildikten sonra şatonun içine giriyoruz. İçerisi gerçekten çok renkli. Ben çekinmesem her yere koşturacak kıvamdayım. Öyle bir coşku doluyor içime. Burası fantastik bir dünya gibi. Ve yine içimden acaba Warner Bros’un Londra’daki stüdyolarını gezsem Hogwarts atmosferini taa derinden hissetsem neler olurdu diye geçirmeden edemiyorum. İçimden ne kadar çok şey geçiyor evet. Son olarak Sabancı Uzay Evi’ne giriyoruz. Çok farklı bir ortam. Büyük bir metal topun içindeyiz. Yatar pozisyonlardaki koltuklarda yerimizi alıyoruz ve ‘karadelik’ konulu belgeselimiz başlıyor. Görevliler bize bir yandan bilgi verirken bir yandan kafamızın üstünden akıp giden evrene dalıp gidiyorum. Her şey çok büyülü, bir ara başım dönüyor ve gözlerimi kapatıyorum..Sazova Parkı’nı gezmeyi bitiriyoruz ve yavaş yavaş merkeze doğru dönüşe geçiyoruz. Hala sadece 2 kedi görebilen biz bir yandan meraklı gözlerle çevreyi yokluyoruz. Nasıl koskoca şehirde sadece 2 kedi görmüş olabiliriz? Gerçekten ilginç. Neyse ki sonra az da olsa içimizi rahatlatan bir gelişme yaşanıyor. Meğer tüm kediler odun pazarı denilen çok tatlı evlerin olduğu o yerdeymiş. Koskoca şehrin ortasında bambaşka bir dünya odun pazarı. Gezip görmeli mutlaka. Artık gün bitmeye, hava kararmaya başlıyor Biz de tın tın tramvayımızla garın yolunu tutuyoruz ve trenimizi beklemeye başlıyoruz. Güzel bir yolculuk da böylece sona eriyor. Şimdilik. :)
12 Ocak 2014
Birgi
Yine bir gezi yazısıyla daha sizlerleyim sevgili okuyucularım. :) Geçenlerde üyesi olduğum fotoğraf kulübüyle birlikte Ödemiş, Birgi'ye gittik. İzmir'dekilere nasıl gidileceği hakkında ufak bir not düşeyim. Biz Basmane Garı'ndan biletlerimizi alıp trenle Ödemiş'e gittik. Bilet fiyatları gidiş dönüş 12 liraydı yanlış hatırlamıyorsam. 1,5-2 saat kadar sürüyor yol. Ödemiş'te inince biraz yürüyüp duraklardan bir minibüse atlıyorsunuz ve Birgi'ye gidiyorsunuz. Çok ufak bir yer Birgi. Şirin daracık sokakları var, insanları da pek cana yakın. Ama yediğimiz gözlemeleri hiç sevmedik ve aç kaldık bunu da söylemeden geçemeyeceğim. Bir de her lafa karışan çok bilmiş gözlemeci amca eşlik etti uzunca bir süre yemeğimize. Çok komikti. Neyse yine de güzel bir geziydi. Ben de sizlerle fotoğrafları paylaşmak istedim. Buyrunuz efenim. :)
![]() |
| Bendeniz. :) |
![]() |
| Orada da bir keçi buldum. :) |
![]() |
| Arkadaşlar iyidir. |
![]() |
| Bu fotoğrafı çok sevdim. |
![]() |
| Parkta çocukluğumuza döndük dakikalarca sallandık. :) |
![]() |
| Çakırağa Konağı |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Firefly Lane övmek için geri dönmüş olabilir miyim?
Açtım beyaz bir sayfa başladım yazmaya. Seni çok özledim canım blog. Bu yazı nasıl başlar neye evrilir bilmiyorum. Tam şu anda geçen hafta b...
-
Miribaaa yazacak konular öyle bir birikti ki anlatamam. Tabi ki hiçbiri zorunluluk değil. Aklımda sadece bloğa yazılmayı bekleyen şeyler var...
-
Merhabaaa, Sonunda beklenen an geldiiii. :) Bloğu ilk açtığım vakitlerde sevdiğim bazı bloglardaki çekilişleri görünce hemen katılır, keşk...
-
Bu aralar ortalarda yokum, farkındayım. Ancak yoğun bir sürecin içerisindeydim ve yazmaya fırsat bulamadım haliyle. 2 haftanın özeti: St...












































