6 Ocak 2019

Ocak'19 izlenecekler listesi


2019'un Ocak ayı itibariyle her ay sevgili eşim Uğur ile kendimize izlenecek filmler listesi yapmaya karar verdik. Çünkü artık sürekli Netflix kolaylığına kaçıp dizi izliyoruz he güzel diziler izliyoruz o ayrı ama bu süreçte sinemayı çok boşladık ve nereden başlayacağımızı da bilmiyoruz. O nedenle her ay kendimize oluşturduğumuz bu film listesinden mümkünse hepsini ya da birçoğunu ay içerisinde izlemeyi düşünüyoruz. Ben de bu listeyi kendime saklamaktansa burada da paylaşmaya karar verdim. Ay sonunda izlediklerimiz olacak mı hangileri olur bilmiyorum ama bizim için motive edici bir yeni yıl başlangıcı olacağına inanıyorum. ^.^

İşte Ocak ayı film listemiz: (Herhangi bir sıralama yok. Ancak fikir vermesi açısından imdb linklerini ve puanlarını da ekliyor olacağım.)




2 Ocak 2019

Yeni yıl kararları / 2019


2019'un ilk gününde buraya biraz da iç dökmek için geldim sevgili blog. Bu yıl benim için sakin bir seneydi. Sevgili eşimle tam 1 senedir hayatı paylaşıyor olmak,  hepimizin sağlıklı olması, sevdiklerimin mutlu olması bunlar çok önemli ve güzel şeyler elbette ancak bu yıl kendimi çok üretken ve verimli hissetmediğim bir sene gibiydi. Bu durumun nedenlerinin en başında da anksiyete geliyor. 2018'in başları benim için çok sıkıntılı geçti diyebilirim. Ancak şu an gayet iyiyim kendi çabamla büyük bir aşama kaydettim. Tabi hala etkileri kaybolmuş değil. Örneğin çok kalabalık, gürültülü yerlerde bazen kendimi huzursuz hissediyor ve bir anda uzaklaşmak istiyorum oradan. Ya da uçağa bindiğimde hala rahat değilim ve gergin hissediyorum filan.
2019 hedeflerimden ilki korkularımın üzerine gitmek o yüzden. Anksiyetenin günlük yaşantımı, hayallerimi etkilemesine izin vermemek.
Bunun dışında dediğim gibi bu yıl kendime çok bir şey katabildiğimi sanmıyorum ama kendimi de suçlamıyorum. Her yıl aynı verimlilikte geçmek zorunda değil. Bu yılda çok çalıştım mesela, evimle çok ilgilendim ve bir de tüm kedilerle. Evde 2 kedimiz vardı. Bir de bahçemizde düzenli yaşayan 5 kedi oldu e sokaktakiler de var. Manevi kızımız hamur, sırnaşık kardeşler, minik tekirimiz, siyah ikiz kedicikler ve mahallenin diğer kedileri. Bazılarını yıl içinde hastalıklardan kaybettik bazılarını iyileştirdik çok mutlu olduk. 2018'i bol kedili bir yıl olarak anımsayacağım kesin.
Bunun dışında bir de hastaneleri hatırlayacağım galiba. Meraklandırmadan söyleyeyim öyle ciddi bir şey yok ancak birçok panik atak yaşamış kişi gibi bende de yaşadığı rahatsızlıkları aşırı ciddiye alıp sürekli internetten araştırmak ve doktora gitmek gibi bir takıntı baş gösterdi ve sonuç gereksiz kuruntular, stres ve huzursuz günler.
2019'un 2. hedefi internetten hastalık araştırmamak, kötü düşünmemek ve kesinlikle daha az stres olacak. Stres konusunu biraz açacak olursak özellikle bazen gereksiz şeyleri ve kişileri kafaya takabiliyorum. Ya da birinin söylediği bir söz tüm gün keyfimi kaçırabiliyor. Çoğu zaman içten içe bir şeyleri kafamda kurarken buluyorum kendimi ya da mesela biri benimle ilgili bir sürü güzel şey söylerken söylediği tek kötü cümleyi kafama takıp benimle ilgili neden öyle düşündüğünü sorguluyorum. 
Bu nedenle 2019'un 3. hedefi benim için kesinlikle kendime daha çok odaklanmak olacak. Düşüncelerime, yaşadığım her ana, hayallerime, iç dünyama, doğaya, kedilere, sanata, güzel olan her şeye. Bu kısımda başkalarının ne düşündüğü, ne yaptığı, ya da bana nasıl davrandığı olmayacak. Kimseyi değiştiremem ya da kontrol edemem. Sadece kendimi değiştirebilirim ve bu nedenle bu konuda değişmeyi seçiyorum. Günlük hayatta bazen farkında olmadan kendimizden çok çevremize odaklanıyoruz. Başkalarının sizi nasıl gördüğü, neler yaptığı ya da haketmediğiniz şeyler, şikayetler, dedikodular... İnanılmaz bir beyin ve kalp kirliliği bunlar aslında ve toplaştığında geride yorgun bir ruh hali bırakıyor. 
2019 itibariyle artık bu yorgun ruh halini üzerimden atmak istiyorum. Bunun yollarından biri de dedikodu yapmamak ve şikayet etmemek. Dedikodu yapılan ortamlarda az da olsa bulunduysanız başta masum gibi görünen ama sonra kötü bir alışkanlığa dönen ve insanı kendinden soğutan bu durumlara da aşinasınızdır. En kötüsü de bazı insanların tek iletişim şeklinin dedikodu olduğunu görmek. He birde sürekli şikayetçi olma hali vardır. Şikayet etmek, sürekli söylenmek aslında biraz işin kolayına kaçmak gibi oluyor. Çözüm üretmek ya da kabullenmek çok daha zor. Biliyoruz ki kimsenin hayatı mükemmel değil. Gerçek hayatta en mutlu, en başarılı, en sosyal gibi bir sıralama yok. Ve her zaman kendime hatırlattığım şey gelip geçicilik. Her şeyin gelip geçici olduğunu unutma ve bu akışa izin ver.

17 Kasım 2018

Mini yazı!

Cumartesi günüm evde bol ilhamlı ve düşünceler içinde geçiyor. İnstagram için yeni bir proje fikrim var. Hatta bu posttan sonra dönüp ona göz atacağım. Bakalım eğlenceli olacak gibi.
Bugün tüm gün evde takıldım ve sosyal medyadaki tüm mecraların cılkını çıkardım. Youtube, instagram filan. :) Uğur fotoğraf çekiminde ve evde yalnız kalan bir keçi olarak evin de temiz ve derli toplu olmasını fırsat bilip bol bol aylaklık yaptım. Yalnız şu an aşırı aç hissediyorum ve yemek için sevgili eşimi beklediğimden aparatif bir şeyler düşünüyorum. 
Bu arada hava inanılmaz soğuk değil mi yahu? Bu kış için acil kalın bir kabana ihtiyacım var. Markaların internet sitelerinde biraz tur atıp güzel bir şeyler arayacağım malum 23 Kasım Black Friday indirimleri var belki oraya denk getirip iyi bir şey bulup alırım. :) 
Yeni yıl yaklaşıyor ve biz geçtiğimiz günlerde yılbaşı ağacı süslerimizi aldık bile. Bu hafta sonu da ağacımızı kurarız diye düşünüyorum. En sevdiğim! :) 
Pekii yeni yıl ajandası alanlar kimler? Ben bu sene yeni bir marka deneyeceğim biraz risk aldım ama bakalım memnun kalacak mıyım. Geçen yıl Moleskine kullanmıştım Peanut serisinden çook sevmiştim. Ancak Moleskine ülkemizden çekildiği için ajandalarını hiçbir yerde bulmanız mümkün değil. 
Epey kırtasiye dolaştım ancak çok fazla çeşit bulamadım ajanda-planner konusunda. Niye öyle oldu dersiniz bu sene? 
Cumartesi günüme kitap okuyarak veya dizi izleyerek devam edeceğim sanırım. 
Bilinçli farkındalıkla ilgili bir şeyler okuyorum ve çok iyi geliyor bu aralar. Anksiyetem düşüşte ve bu da beni çok mutlu ediyor.
Ha bir de yeni merakım karavan videoları izlemek. Trail of us ve Gezigezive kanallarını duymadıysanız youtube üzerinden göz atmanızı tavsiye ederim. ^^

Kedili ev halleri;









27 Eylül 2018

Kürkçü Dükkanına Dönüş


Ben yine buralara döndüm galiba. He beni ne motive etti derseniz Güneş'in yeni çoklu yazarlı bloğu diyebilirim. :) Şuradan bakabilirsiniz. http://depolari-bosaltiyoruz.blogspot.com/
Bir ara artık wordpress'te yazacağım demiştim ama ara yüzünü sevemiyorum bir türlü oranın. Bana nedense ciddi bir şey yapıyormuş yazdığım şeyler öyle üstün körü şeyler olamazmış kasılması yaşatıyor. Bir de içimden gelerek bir şey ummadan yazmayı çok özlediğimi fark ettim. Ne zamandır neden yazmıyorum inanın bilmiyorum. Oysa ki yazmak benim en sevdiğim şeylerden biriydi eskiden. Çok akıcı ya da çok edebi yazdığımı falan da iddia etmiyorum ama yazarak kendimi ifade etmeyi, blogda sizlere bir şeyler önermeyi ya da sadece gündelik işlerimden bahsetmeyi çok severdim. Hala da seviyorumdur belki bilmiyorum aylar oldu çünkü. :) 
Depoları boşaltıyoruz düşüncesi benim için güzel bir başlangıç olabilir diye düşündüm ben de. Özüme dönmeyi hissettiğim ve bir miktar kaybolduğum şu günlerde benim kürkçü dükkanım can bloğum imdadıma yetişti galiba. Ben yazmayı neden bıraktım?! Bunu düşününce şu an ilk aklıma gelen şu oldu: her şeyden bir beklenti içine girmek-kusursuzu aramak! Sosyal medya yine suçlu olacak ama öyle. İnstagramdan,  bloglardan ya da youtube üzerinden para kazanma hadisesi kafamı çok karıştırdı. Sadece o da değil bu hobisini işe dökmek, sevdiği şeyden para kazanmak hikayesi.(Hepimizin hayali belki de.) Bu nedenle bende böyle yazı konusunda acaba öyle bir ihtimal doğabilir mi kaygısı oluştu evet kaygı diyorum çünkü bu beni hedef belirleme ve o konsepte uygun yazı yazma konularında inanılmaz engelledi. Günlük şeylerimi kim ne yapabilir ki daha profesyonel bir şeyler bulmalıyım dedim ve benim canım hobim bir anda zorunluluk haline dönüşüverdi benim için. Oysa niye öyle bir beklentiye girdim ki sadece sevdiğim için bir şeyler paylaştığım ve bana özel bir yer olarak kalmaya devam etse olmaz mıydı? Neyse o kafadan kurtuldum en azından he ileride hayatımda başka şeyler olur hakikaten sevdiğim bir şey işim haline dönüşür o ayrı. Ama bunun hayatın doğal akışı içinde olmasını isterim ki kendimi bu anlamda germeme gerek olmamalı.
Son 1 saattir bloggerda kaçırdığım yazıları okuyorum. Burayı da bir elden geçirmek gerekiyor kimler var kimler gitmiş benim gibi hiç bilmiyorum.

Bende ne var ne yok derseniz iş konuları hala aynı, evlilik mükemmel, kedilerle başım dertte evde 2, bahçemizde 3 kedi var baktığımız bunun dışında bir de sahiplendirmeye çalıştığımız bir yavru kediş var, tekrar eğitim hayatına dönmeye karar verdim bu arada ve açıköğretim'den fotoğrafçılık bölümüne kaydoldum daha yepyeni, bunların dışında instagram'dan takip edenler bilir 21 gün şekersiz beslendim arada ufak tefek kaçamaklar oldu ama başardım ve 1 kilo verdim ve ilk kez iradeli bir şekilde bir hedefi yarıda bırakmadan bitirebildim galiba. :) Özetle bende durumlar bu. 
Burayı çok özledim, umarım tekrar kaybolmam ehehe belki burada yazılarımı hala takip edenler olduğunu görürsem motive olabilirmişim gibi geldi. :))






14 Nisan 2018

Yeni Blog Duyurusu

Miribaa,

Bir süredir kafa yorduğum wordpress olayını sonunda hayata geçirdim. Artık yeni yazılarımı mutlukeci.net adresinden ve yeni bloğumdan takip edebilirsiniz. Yıllardır blogspot'u kullanmış biri olarak yeni şeyler denemek en doğal hakkım değil de nedir? :) Yeni sayfamı nasıl bulduğunuzu ve fikirlerinizi de yazarsanız çok sevinirim. Bir süre yazıları buradan da duyurmaya devam edeceğim merak etmeyin haha eden varsa belirteyim dedim. Ama siz yine de okuma listenize mutlukeci.net adresini eklemeyi unutmayın!

Yeni yazı için link ve spoiler'lı görsel. :)

Yeni blog! >>> Tık!


16 Şubat 2018

Ne İzlesek? / Diziler

Son aylarda severek takip ettiğim ve izleseniz seversiniz diyeceğim dizileri şöyle aşağıya tatlış bir liste halinde bırakıyorum. Sonra detaylı olarak her biri hakkında söz vermiyim ama beelkiii yazarım. Özellikle merak ettikleriniz olursa yorum olarak bırakırsınız. :)

*Dark (10/10)

Neden mi 10? Çünkü neden olmasın?! Şaka şaka bu dizi acayip bi'şey. Çok popüler oldu baya patladı o yüzden kesin duymuşsunuzdur diye düşünüyorum. Duymadıysanız da açın azıcık fragman izleyin yorumlara bakın efem. Bu dizi benim sevdiğim her türlü unsuru barındırdığı için ve karakterlere de bayıldığım için bu puanı aldı. Stranger Things'i andırıyor demeyenleri dövüyorlarmış galibaağ. Şaka bir yana konu olarak pek alakaları yok hatta tek benzer yönleri karanlık ve bol çocuklu bir dizi olması.



*The end of the f**ing world (10/8)

Oooo İngiliz dizisi. İnanılmaz tatlı bir oyuncu kadrosu var. Özellikle başroldeki karakterleri tam mıncırmalık. Hem gülmeli hem azıcık duygusallı böyle kısa kısa minicik bir dizi arıyorsanız çok seversiniz. Sadece bir sezonu var ve her bölüm 25-30 dk civarında. Yani tam yemek yerken çıt çıt izlemelik. Müzikler ise bir içim su! 



*The handmaid's tale (10/10)

Yani bu dizi de aşşırı popüler oldu ama şişirilmiş bir popülerlik değil kesinlikle. İnsanı ürküten ve gerçekten tiksindiren bir konusu var. Distopik şeyleri her zaman çok sevmişimdir. Neden sevdiğimi bilmiyorum. İç sıkıntısı yaratıyor çünkü baya ama bir yandan da sorgulatıyor sanırım bu olayı seviyorum. Dizide yaşanan şeyler de nedense hiç uzak değil hatta olası. Bazı yerlerde benzerlerinin yaşandığı vakalar. Hayatımızdaki her şeyin nasıl kolayca değişebileceği ve alt üst olabileceğine dair sarsıcı bir yapım. Ödüllük oyunculuklara zaten diyecek lafım yok. 2. sezonu sabırsızlıkla bekliyorum.


*Alias Grace (10/8)

Yukarıda bahsetmedim ama The Handmaid's Tale Türkçe ismiyle damızlık kızın öyküsü Margaret Atwood romanından uyarlama bir dizi. Alias Grace dizisi de aynı yazara ait başka bir mini dizi. Konu çok sürükleyici ve anladığım kadarıyla bu yazarın çoğu kitabı bu şekilde. Dizi boyunca hem cinayeti çözmeye ve anlamaya çalışıyor hem de bir kadının 1800'lü yıllarda yaşadığı zorlukları ve din baskısını farklı bir gözle görme şansı buluyorsunuz. Genel havasıyla The Handmaid's Tale'ı andırıyor.



*Black mirror 4. sezon (10/8)

Bu puanı sade ve sadece ilk ve son bölüm için veriyorum. :) Diğer bölümleri çok sevemedim maalesef. Ancak bir iki bölümü özellikle black museum, hang the dj, uss callister gibi bölümleri gayet güzeldi. Neyse yine de kötü bişey diyemiyorum çok severiz kendilerini.



*La casa de papel (10/7)

Bu diziyi aşırı sevmeyişime rağmen niye izliyorum bilmiyorum haha. Bir ispanyol dizisi evet sürükleyici ama gereksiz bir cinsellik durumu var. Normalde böyle şeylere takılmam ama biraz komik gelmeye başlıyor bir zamandan sonra. Onun dışında konusu oldukça orjinal. Yanlış hatırlamıyorsam gerçek ya da benzer bir olaya dayanıyor hikayesi. Yine de kapitalizme dokunduran eleştirel tavrı nedeniyle izlemeye devam ediyorum ve hoşuma gidiyor.



*Easy (10/8)

Her bölüm farklı çiftlerin ilişkilerine odaklanan eğlenceli bir dizi. Kadın erkek ilişkilerini irdeleyen güzel tespitleri var. Kısa kısa bölümlerden oluştuğu için de baymadan kendini izlettirmeyi başarıyor.



*Altered Carbon (10/8)

Yeni başladığım halen bitirmediğim ve sindire sindire izlediğim bir dizi. Yine bilim kurgu yine distopya. Evet kalp ben. :) Bu diziyi her şeyi geçtim sırf Joel Kinnaman için bile izleyebilirim. Adamın tipinin yıllar içinde deli gibi değişmesi aşşırı vücut kasması adeta bir herkül olmasından mütevellit ilk bölümün ilk dakikalarında asla tanıyamadım. Ta ki konuşana kadar! :) Bir insanın ses tonu bu kadar mı özgün olur yahu. En bi sevdiğim dizilerden The Killing'teki sıska polis olmuş sana bir kiralık katil haha. Ama ne olursa olsun yine gelirim yine izlerim. Dizi fazla karanlık, hikaye biraz karmaşık gelebilir sorun değil. Bana da öyle geliyor ama izliyorum yani. :)


Sevgileer
Mutlu Keçi