31 Ekim 2019

Modern Love, Kasım Güzellemesi

Günlerdir hatta belki bir iki haftadır şiddetli boyun-sırt-baş ağrılarından muzdaribim. Nasıl sinir bozucu ve tüyleri diken diken edici hatta insanı kızgın tava gibi gezdiren bir ağrı anlatamam. Dokunan bin pişman! Merkür retrosu bir yandan bu ağrılar bir yandan derken gergin bir insan olup çıkıverdim. Bunun en büyük zararı da yakın çevreme oluyor haliyle. Ağrılara gelince masa başı bir işte çalışıyor olmanın getirdiği dezavantajla birlikte her gün katlanarak devam ediyor. İlaçlarıma ara vermiştim ama devam edeceğim tekrardan. Bunun dışında bir de stres faktörü var tabi ki ağrıları arttıran, beni ve kaslarımı gün içinde bolca yoran. Hayatımda belirsizliklerle dolu bir süreçten geçiyorum sanki, istediğim değişimin yaklaşmakta olduğunu görüyorum öyle de düşünmek istiyorum. Eğer her şey istediğim gibi olursa başka bir sürecin içinde bulacağım kendimi. Sonu belirsiz ama heyecan verici.
Hayatımda uzun zamandır istediğim değişimin ilk adımı atılmış olacak. Zaman ne getirir bilinmez elbette sadece doğru fırsatın doğru zamanda beni bulacağını biliyorum. :)


19 Ekim 2019

Yeniden Blog, Biraz İç Dökme

kaynak
Bloga girmeyeli ve yazı yazmaya yeltenmeyeli nasıl da aylar olmuş. Olsundu. İçimden geldi ve yazacaktım. Az önce geçmişe gittim şöyle bir yazdıklarıma baktım. Eskiden zevklerim, ilgi alanlarım ve farkında olmadan aslında daha farkındalıkla yaptığım şeyler varmış. Şimdi de var öyle şeyler ama bazıları beni tatmin etmiyor dostlar. Ah şu kararsızlıklar ve etraftan gelen seslerle birleşen kendini yargılamalar.
Şu sıralar kendimi nötralize etmeye çalıştığım zamanlardan geçiyorum. Yüklerimden kurtulmaya, bakış açımı değiştirmeye, yargılarımdan arınmaya ve her şeyi olduğu gibi kabul etmeye çalıştığım günler. Eylül ayı hayatımızda en çalkantılı geçen dönemlerden biriydi. Hastalıklar, ölümler...
Ekim ayı ise sakin ve ılımlı geçiyor. Sonbaharı hep sevmişimdir zaten. Kışlıklarımı da çıkartınca tam olacak. Yalnız ufak bir itiraf; eskiden yazı sevmeyen ben ilk kez bu yaz gayet keyifli vakit geçirdim. Güzel kamplar, tatiller yaptık. Böyle bir şey eksikmiş demek ki yazları. O yüzden artık kendimi etiketlememeye, ben kış ya da yaz insanıyımdır dememeye karar verdim. :)
Şu sıralar kendimi daha pozitif ve esnek bir alana çekebilmek için neler yapıyorum peki?
Her hafta gittiğim ve çok memnun olduğum bir terapistim var öncelikle. 30 yaşından sonra kendime yaptığım en büyük iyiliklerden biri oldu. Bunun dışında her hafta online olarak görüştüğümüz bir mindfulness koçum var. Onun iyi bir mentor olmasının yanı sıra iyi bir insan ve belki ileride iyi bir arkadaş olabileceğini düşünüyorum. Bu da kendime yaptığım 2. iyilik oldu. Haftada 1-2 saati sadece kendime ayırmak ve rahatlıkla içimi dökmek, sorunlarımı beni yargılamadan dinleyen birileri eşliğinde konuşmak baya ferahlatıcı. Seans sonraları kuş gibi olmak da mükafatı.
Yeni başladığım bir diğer şey ise yüzmek. O da vücudum için yaptığım bir iyilik oldu. Sırt ve boyun ağrılarıma uzun vadede iyi geleceğine inanmak istiyorum.
Hayatımın son dönemleri çok hızlı ve ne olduğunu anlayamadan geçti sanki hatta ve hatta 2019 için de aynı şeyi diyebiliriz herhalde. O nedenle yazmak ve belki de günlük tutmak bana bu sene daha iyi gelecek diye düşünüyorum. Yeni yıla girmeden şimdiden başlamak istedim o nedenle yazma çizme işlerine. Neler izlemişim, neler okumuşum ya da aklımdan neler geçmiş unutmak istemiyorum ve bir yerlerde olsun istiyorum. Eskiden burada ya da evdeki defterlerimin birinde hep listelerim olurdu. Listeler güzel şeyler bence.  Belki yine başlarım benzer şeylere. 
Blog ya da instagram gibi yerlerde bir şeyleri birine göstermek ya da daha fazla beğeni almaktan ziyade kendim için paylaşmaya karar verdim. Çünkü itiraf edelim her paylaşımda az ya da çok herkeste bu his var. Buraya da dönüş yazısı için illa ki o en mükemmel an gelmeyecekti. Kusursuz bir döndüm yazısı yazmaya gerek yoktu. Okuyan okurdu, beğenen beğenirdi. İçimden geldiği an yazılacaktı ve yazıldı.

Ciao! (Kasım'da Roma'ya gidiyoruz alıştırması) (:
Mutlu Keçi

6 Ocak 2019

Ocak'19 izlenecekler listesi


2019'un Ocak ayı itibariyle her ay sevgili eşim Uğur ile kendimize izlenecek filmler listesi yapmaya karar verdik. Çünkü artık sürekli Netflix kolaylığına kaçıp dizi izliyoruz he güzel diziler izliyoruz o ayrı ama bu süreçte sinemayı çok boşladık ve nereden başlayacağımızı da bilmiyoruz. O nedenle her ay kendimize oluşturduğumuz bu film listesinden mümkünse hepsini ya da birçoğunu ay içerisinde izlemeyi düşünüyoruz. Ben de bu listeyi kendime saklamaktansa burada da paylaşmaya karar verdim. Ay sonunda izlediklerimiz olacak mı hangileri olur bilmiyorum ama bizim için motive edici bir yeni yıl başlangıcı olacağına inanıyorum. ^.^

İşte Ocak ayı film listemiz: (Herhangi bir sıralama yok. Ancak fikir vermesi açısından imdb linklerini ve puanlarını da ekliyor olacağım.)




2 Ocak 2019

Yeni yıl kararları / 2019


2019'un ilk gününde buraya biraz da iç dökmek için geldim sevgili blog. Bu yıl benim için sakin bir seneydi. Sevgili eşimle tam 1 senedir hayatı paylaşıyor olmak,  hepimizin sağlıklı olması, sevdiklerimin mutlu olması bunlar çok önemli ve güzel şeyler elbette ancak bu yıl kendimi çok üretken ve verimli hissetmediğim bir sene gibiydi. Bu durumun nedenlerinin en başında da anksiyete geliyor. 2018'in başları benim için çok sıkıntılı geçti diyebilirim. Ancak şu an gayet iyiyim kendi çabamla büyük bir aşama kaydettim. Tabi hala etkileri kaybolmuş değil. Örneğin çok kalabalık, gürültülü yerlerde bazen kendimi huzursuz hissediyor ve bir anda uzaklaşmak istiyorum oradan. Ya da uçağa bindiğimde hala rahat değilim ve gergin hissediyorum filan.
2019 hedeflerimden ilki korkularımın üzerine gitmek o yüzden. Anksiyetenin günlük yaşantımı, hayallerimi etkilemesine izin vermemek.
Bunun dışında dediğim gibi bu yıl kendime çok bir şey katabildiğimi sanmıyorum ama kendimi de suçlamıyorum. Her yıl aynı verimlilikte geçmek zorunda değil. Bu yılda çok çalıştım mesela, evimle çok ilgilendim ve bir de tüm kedilerle. Evde 2 kedimiz vardı. Bir de bahçemizde düzenli yaşayan 5 kedi oldu e sokaktakiler de var. Manevi kızımız hamur, sırnaşık kardeşler, minik tekirimiz, siyah ikiz kedicikler ve mahallenin diğer kedileri. Bazılarını yıl içinde hastalıklardan kaybettik bazılarını iyileştirdik çok mutlu olduk. 2018'i bol kedili bir yıl olarak anımsayacağım kesin.
Bunun dışında bir de hastaneleri hatırlayacağım galiba. Meraklandırmadan söyleyeyim öyle ciddi bir şey yok ancak birçok panik atak yaşamış kişi gibi bende de yaşadığı rahatsızlıkları aşırı ciddiye alıp sürekli internetten araştırmak ve doktora gitmek gibi bir takıntı baş gösterdi ve sonuç gereksiz kuruntular, stres ve huzursuz günler.
2019'un 2. hedefi internetten hastalık araştırmamak, kötü düşünmemek ve kesinlikle daha az stres olacak. Stres konusunu biraz açacak olursak özellikle bazen gereksiz şeyleri ve kişileri kafaya takabiliyorum. Ya da birinin söylediği bir söz tüm gün keyfimi kaçırabiliyor. Çoğu zaman içten içe bir şeyleri kafamda kurarken buluyorum kendimi ya da mesela biri benimle ilgili bir sürü güzel şey söylerken söylediği tek kötü cümleyi kafama takıp benimle ilgili neden öyle düşündüğünü sorguluyorum. 
Bu nedenle 2019'un 3. hedefi benim için kesinlikle kendime daha çok odaklanmak olacak. Düşüncelerime, yaşadığım her ana, hayallerime, iç dünyama, doğaya, kedilere, sanata, güzel olan her şeye. Bu kısımda başkalarının ne düşündüğü, ne yaptığı, ya da bana nasıl davrandığı olmayacak. Kimseyi değiştiremem ya da kontrol edemem. Sadece kendimi değiştirebilirim ve bu nedenle bu konuda değişmeyi seçiyorum. Günlük hayatta bazen farkında olmadan kendimizden çok çevremize odaklanıyoruz. Başkalarının sizi nasıl gördüğü, neler yaptığı ya da haketmediğiniz şeyler, şikayetler, dedikodular... İnanılmaz bir beyin ve kalp kirliliği bunlar aslında ve toplaştığında geride yorgun bir ruh hali bırakıyor. 
2019 itibariyle artık bu yorgun ruh halini üzerimden atmak istiyorum. Bunun yollarından biri de dedikodu yapmamak ve şikayet etmemek. Dedikodu yapılan ortamlarda az da olsa bulunduysanız başta masum gibi görünen ama sonra kötü bir alışkanlığa dönen ve insanı kendinden soğutan bu durumlara da aşinasınızdır. En kötüsü de bazı insanların tek iletişim şeklinin dedikodu olduğunu görmek. He birde sürekli şikayetçi olma hali vardır. Şikayet etmek, sürekli söylenmek aslında biraz işin kolayına kaçmak gibi oluyor. Çözüm üretmek ya da kabullenmek çok daha zor. Biliyoruz ki kimsenin hayatı mükemmel değil. Gerçek hayatta en mutlu, en başarılı, en sosyal gibi bir sıralama yok. Ve her zaman kendime hatırlattığım şey gelip geçicilik. Her şeyin gelip geçici olduğunu unutma ve bu akışa izin ver.

17 Kasım 2018

Mini yazı!

Cumartesi günüm evde bol ilhamlı ve düşünceler içinde geçiyor. İnstagram için yeni bir proje fikrim var. Hatta bu posttan sonra dönüp ona göz atacağım. Bakalım eğlenceli olacak gibi.
Bugün tüm gün evde takıldım ve sosyal medyadaki tüm mecraların cılkını çıkardım. Youtube, instagram filan. :) Uğur fotoğraf çekiminde ve evde yalnız kalan bir keçi olarak evin de temiz ve derli toplu olmasını fırsat bilip bol bol aylaklık yaptım. Yalnız şu an aşırı aç hissediyorum ve yemek için sevgili eşimi beklediğimden aparatif bir şeyler düşünüyorum. 
Bu arada hava inanılmaz soğuk değil mi yahu? Bu kış için acil kalın bir kabana ihtiyacım var. Markaların internet sitelerinde biraz tur atıp güzel bir şeyler arayacağım malum 23 Kasım Black Friday indirimleri var belki oraya denk getirip iyi bir şey bulup alırım. :) 
Yeni yıl yaklaşıyor ve biz geçtiğimiz günlerde yılbaşı ağacı süslerimizi aldık bile. Bu hafta sonu da ağacımızı kurarız diye düşünüyorum. En sevdiğim! :) 
Pekii yeni yıl ajandası alanlar kimler? Ben bu sene yeni bir marka deneyeceğim biraz risk aldım ama bakalım memnun kalacak mıyım. Geçen yıl Moleskine kullanmıştım Peanut serisinden çook sevmiştim. Ancak Moleskine ülkemizden çekildiği için ajandalarını hiçbir yerde bulmanız mümkün değil. 
Epey kırtasiye dolaştım ancak çok fazla çeşit bulamadım ajanda-planner konusunda. Niye öyle oldu dersiniz bu sene? 
Cumartesi günüme kitap okuyarak veya dizi izleyerek devam edeceğim sanırım. 
Bilinçli farkındalıkla ilgili bir şeyler okuyorum ve çok iyi geliyor bu aralar. Anksiyetem düşüşte ve bu da beni çok mutlu ediyor.
Ha bir de yeni merakım karavan videoları izlemek. Trail of us ve Gezigezive kanallarını duymadıysanız youtube üzerinden göz atmanızı tavsiye ederim. ^^

Kedili ev halleri;









14 Ekim 2018

Blog yazmaya çalışırken.

Moda'da Cafe Nero'dayız U. ile. Bir kadın karşısındaki orta yaşlı beyefendiye bağıra çağıra ve uzun siyah saçlarını savurarak hararetli bir şekilde iç döküyor. Arada bir "Benim görüştüğüm sayılı insan var, sen de onlardan birisin." diyerek şuh kahkahalar atıyor. Ben mi ben normalde blog yazmak için bilgisayarımı açmış ne yazsam diye düşünürken ve hiçbir şekilde dikkatimi toplayamazken neden zorluyorum ki sadece şu andan bahsetsem diyorum. U. karşımda bana gözlerini devirerek ne yapsak uyarsak mı der gibi bakıyor. Bende ise tık yok. Eylemsizlik ve aman boşver hali içerisindeyim.
Aslında oturduğumuz koltuklar çok rahat ve keyfim yerinde ancak yemek ve tatlının etkisiyle biraz pantolonum sıkıyor ve sanki nefes alamıyorum gibi. Nefes alamıyor gibi olunca biraz anksiyetem depreşir benim. Ara ara derin nefesler alıyorum ve temiz hava almak istiyorum. Dar kıyafetler, havasızlık, gürültü ve kokular sabrımı ve sakinliğimi çok zorluyor. Yine de kendimi yazıya vermeye çalışıyorum. 
Aslında bu duygulardan kaçmaya çalışmak daha yorucu. Bu aralar bilinçli farkındalık ile ilgili bir kitap okuyorum. Yeni başlayanlar için farkındalık ve meditasyon konularına değiniyor. Bu arada mekan iyice kalabalıklaştı. İnsanlar doluşunca bizim yüksek sesli teyzemiz biraz sustu gibi oh. 
Bu da benim için bir deneyim işte. Normalde blog yazılarını hep evde yazarım rahat bir şekilde. Ancak bir kafede hele ki hafta sonu ve gürültülü bir yerde yazılır mı sorumu cevaplamış oluyorum. Cevabı tahmin edersiniz. Aslında aklımda bir gün Salt Galata'ya gitmek var. Orada yazmak eminim çok keyifli olacaktır.  


Az önce yazıya ara verip U. ya fotoğrafımı çektirdim evet yine bir şeyleri kayıt altına alma aşkı. Hatta bugün yemek yediğimiz yerde de güzel fotoğraflar çektik onları da az önce paylaştım instagramda. Dikkatim sık sık dağılıyor yazı da bölünüyor haliyle. 
Şu bir şeyleri kayıt altına alma aşkı hakkında ne düşünüyorsunuz bu arada? Rahatsız olanlardan mısınız yoksa olağan karşılayanlardan mı? Mesela U. yani eşim beyefendi asla özel hayatını sosyal medyada paylaşmaz. Hatta benim de bazı paylaşımlarıma ne gerek var ki diye yaklaştığı oluyor. Ben birçok insandan daha az bağımlıyım ancak seviyorum paylaşım yapmayı da bunu inkar etmem komik olur. Peki neden seviyorum işte asıl mesele bu. Mutlu olduğumuzu ya da çok eğlendiğimizi ya da çok huzurlu olduğumuzu mu birilerine kanıtlamak istiyoruz yoksa başka bir şey mi? Bazı paylaşımların bana ilham verdiği doğru ama bir çoğu da kendimi gergin hissetmeme ve kıyaslamama sebep oluyor.
Bu arada bugün akşam yemeğimizi Moda'daki "Yer" isimli kafede yedik. Yemekler fena değildi ancak bir tık pahalı olduğunu söyleyebilirim. İçeride de benim çok severek takip ettiğim Akasya Aslıtürkmen ve bebişi vardı. Yoksa yoksa dedim bir vloga mı dahil olacaktık yanlışlıkla. :) 
Dört bir yanımız akıllı telefonlar ve kameralarıyla çevriliyken, çevremizde sağlıklı beslenmeyle kafayı bozmuş yogacı teyzeler cirit atıyorken ben sadece kendi içime döndüğüm sade ve dingin bir hayat yaşamak ve kendi küçük insan topluluğumla mutlu olmak istiyorum. Buna engel bir şey var mı yok! 
Artık bir topluluğa dahil olmaya çalışmak için kendinden ödün veren ve klonlanmış gibi hareket eden insanlardan yıldım. Reelde ve sosyal medyada dahil. Yakın zamanda yine bir insan detoksu yapacağım galiba hayırlısı. 
Kafam çok dağınık olduğu için ve tabi ki kalabalıkta blog yazmak adeta bir meydan okuma olduğu için konudan konuya atladığım ve saçmaladığım bir yazı olmuş olabilir. Affola! :) 
Yeni yazılarda ve farklı duygularda buluşalım.
Haydi iyi akşamlaaar.