12 Eylül 2020

Rastgele.

Bugün itibariyle -ki günlerden 12 Eylül'e tekabül ediyor- burada her gün ya da sıklıkla yazmaya karar verdim. Ancak şunun da kararsızlığını yaşamıyor değilim. Burayı herkesin okumasını istediğim bir blog mu yapmalıyım yoksa kendime özel mi kalmalı yazdıklarım. Neden diye sorarsanız çünkü birkaç iş görüşmemde yazmayı sevdiğimden ve bir bloğum olduğundan bahsettim ve genelde herkes ismini sorup ne tür yazılar yazdığımı sordu. Ya iş görüşmelerinde bir blogum olduğundan bahsetmeyeceğim ya da buraya çok da kişisel şeyler yazmayacağım. Siz olsanız hangisini tercih ederdiniz? Lütfen fikir verin aşırı kararsız bir keçiye.

Nereden esti bu fikir peki? Açıkçası severek okuduğum bir blog var bu aralar genelde sadece ona bakıp çıkıyorum. Ve yazdığı şeyler aşırı ilham veriyor. Yazdıkça kendini daha iyi hissettiğini yazıları okurken ben bile farkediyorum. Bunu düşünürken aklıma kendi eski zamanlarım geldi ve yazdıkça nasıl kendime-içime döndüğümü anımsadım.

24 Nisan 2020

Karantina Günleri / Kararlar

Tam 35 gündür evdeyiz. Artık sıkılmaya ve iyice söylenmeye başladım. Hatta pms döneminde olduğumdan olsa gerek herkese sinir olmaya ve yakıp yıkmaya meyilli hallerdeyim. Aman yaklaşmayın! Her gün aynı enerji ile uyanamıyor insan daha 3 gün önce evde Uğur ile Leslie Sansone eşliğinde son ses "walk at home"lar yapıyorduk. Kekler tarifler filan gırla. Çok güzel kumpir yapmıştık mesela ilk defa. Ama şimdi adeta 500 days of Summer'daki siyah beyaz günler gibiyim.
Negatif, somurtkan, aksi ve yalnız hisseden bir keçi. İtiraf ediyorum ki sosyal medya bu süreçte beni belki bazı kişilere göre daha negatif etkilemeye başladı. Eskiden çalışıyordum ve gündüz zaten vaktim olmuyordu, akşamları da kendime vakit ayırıyordum filan. Elbette bakıyordum yine ama şimdiki gibi sürekli değil. İnstagram ve twitterda yaptığım scroll'lar midemi bulandırmaya başladı artık. İnfluencerlardan ve hala Trendyol reklamı verenlerden bahsetmiyorum bile. Zaten sürekli evdesin neden o kıyafet ve ayakkabıyı alıyorsun yazık değil mi kargoculara.(Yine içimdeki yargılayıcı ses!) Sonra bir de canlı yayın çılgınlığı var. Evet başlarda bana da keyifli geldi ve bir iki tanesine katıldım ama instagramı açtığımda bir sürü kişinin aynı anda canlı yayında yoga dersi vermesi aynı ses tonları, aynı cümleler çok çok fazla gelmeye başladı. Çok fazla şeye maruz kaldım galiba bu süreçte marketten yetmeyecek diye korkup gereğinden fazla alışveriş yapmak gibi.

5 Nisan 2020

Karantinada Bir Keçi


Günlerden ne, ayın kaçı bilmiyorum ve bazen hiç kontrol etmeden bile geçip bitmiş oluyor günler, haftalar. Bugün kişisel karantinamızda 19. günümüz filan sanırım. En son yazım yeni yıl dilekleriydi ve baya da umutluydum bu seneden. Şaka değil hayatımda her zaman çift sayılı yılların daha iyi geçtiğine ve uğurlu geldiğine dair bir inanç var. Genel olarak çift sayıları daha çok sevdiğimden olsa gerek. Ancak şimdi geriye dönüp baktığımda hayatımın son 5 senesindeki en köklü değişimler 2015, 2017 ve 2019 senelerinde oldu. Mesela, 2015'te İzmir'den İstanbul'a taşındım, 2017 senesinde evlendim, 2019 senesinde mutsuz olduğum işimden çıktım.

3 Şubat 2020

Hey 2020!


Günlerdir yeni yıl yazısı yazmaya niyet edip vazgeçiyorum. Ne yazacağım konusunda hala birtakım soru işaretlerim vardı galiba çünkü eskisi gibi maddelerce yeni yıl hedefleri belirlemek yorucu geliyor artık. Uzun vadeli planlardansa kısa vadeli ve sonuçlarını hızlıca göreceğim kararlar almanın beni daha fazla motive ettiğini fark ettim. Yeni yıl kararları yerine aylık kararlar almak, hedefler belirlemek çok daha verimli geliyor açıkçası. He bir de isteklerim, heveslerim her daim değişebiliyor ve 1 yıl önce belirlediğim hedefler yıl içinde anlamını yitirebilir benim için.
Geçtiğimiz sene yoğun ve hızlı geçti.  Duygusal anlamda çalkantılı bir seneydi. Çok fazla sağlık problemi, iş yerinde sıkıntılar vs derken yıl sonuna doğru bir anda hayatıma güzel ve yeni şeyler dahil olmaya başladı. Biraz çoğaldım, biraz eksildim, biraz ağladım, biraz güldüm, bazen korktum, bazen adımlar attım derken 1 sene geçti.
Şimdi önümüzde yepyeni bir sene var ve her ne kadar kötü başlamış olsa da güzel şeyler olacağına dair inancım tam. Umudumu kaybetmek istemiyorum. Yeni şeyler deneyimlemek ve güzel insanlarla tanışmak bu yılın temennileri arasında benim için.
Yeni adımlar atmaktan, içinden geçenleri söylemekten, evet demekten, hayır demekten, kaybetmekten, kazanmaktan, risk almaktan, tercih yapmaktan, mutlu hissetmekten, kendine güvenmekten, değişimden, iddialı olmaktan, sarılmaktan, seviyorum demekten, hata yapmaktan, sorumluluk almaktan ve daha bir sürü şeyden korkma!(kendime not)
2020 benim için 4.5 senelik kurumsal hayatıma veda etmemle başladı. Bir anda işsiz keçi oluverdim. Mülakatlara gitmeye başladım. İş başvurularımın ardı arkası kesilmiyordu. Sonrasında fark ettim ki kendime çok yükleniyorum ve boş durdukça kendimi suçluyorum. Dinlenmeyi ve hiçbir şey yapmadan durmayı bile unutturmuş iş hayatı. Şimdi bir sakinlik dönemine girdim. Ne yapmak istediğime karar vermek ve belki yeni şeyler denemek için kendime vakit ayırmaya karar verdim. Bu süreçte neler olacak ben de bilmiyorum ama her şeyi de bilmek zorunda değilim. :)
Bu sene; belirsizlikleri sevmeyi, onlara rağmen mutlu olabilmeyi ve zihnimi anda tutabilmeyi öğretsin bana ve bizlere.
Hala buraları takip edenlere pek çok teşekkürler.
Sevgiler^^

31 Ekim 2019

Modern Love, Kasım Güzellemesi

Günlerdir hatta belki bir iki haftadır şiddetli boyun-sırt-baş ağrılarından muzdaribim. Nasıl sinir bozucu ve tüyleri diken diken edici hatta insanı kızgın tava gibi gezdiren bir ağrı anlatamam. Dokunan bin pişman! Merkür retrosu bir yandan bu ağrılar bir yandan derken gergin bir insan olup çıkıverdim. Bunun en büyük zararı da yakın çevreme oluyor haliyle. Ağrılara gelince masa başı bir işte çalışıyor olmanın getirdiği dezavantajla birlikte her gün katlanarak devam ediyor. İlaçlarıma ara vermiştim ama devam edeceğim tekrardan. Bunun dışında bir de stres faktörü var tabi ki ağrıları arttıran, beni ve kaslarımı gün içinde bolca yoran. Hayatımda belirsizliklerle dolu bir süreçten geçiyorum sanki, istediğim değişimin yaklaşmakta olduğunu görüyorum öyle de düşünmek istiyorum. Eğer her şey istediğim gibi olursa başka bir sürecin içinde bulacağım kendimi. Sonu belirsiz ama heyecan verici.
Hayatımda uzun zamandır istediğim değişimin ilk adımı atılmış olacak. Zaman ne getirir bilinmez elbette sadece doğru fırsatın doğru zamanda beni bulacağını biliyorum. :)


19 Ekim 2019

Yeniden Blog, Biraz İç Dökme

kaynak
Bloga girmeyeli ve yazı yazmaya yeltenmeyeli nasıl da aylar olmuş. Olsundu. İçimden geldi ve yazacaktım. Az önce geçmişe gittim şöyle bir yazdıklarıma baktım. Eskiden zevklerim, ilgi alanlarım ve farkında olmadan aslında daha farkındalıkla yaptığım şeyler varmış. Şimdi de var öyle şeyler ama bazıları beni tatmin etmiyor dostlar. Ah şu kararsızlıklar ve etraftan gelen seslerle birleşen kendini yargılamalar.
Şu sıralar kendimi nötralize etmeye çalıştığım zamanlardan geçiyorum. Yüklerimden kurtulmaya, bakış açımı değiştirmeye, yargılarımdan arınmaya ve her şeyi olduğu gibi kabul etmeye çalıştığım günler. Eylül ayı hayatımızda en çalkantılı geçen dönemlerden biriydi. Hastalıklar, ölümler...
Ekim ayı ise sakin ve ılımlı geçiyor. Sonbaharı hep sevmişimdir zaten. Kışlıklarımı da çıkartınca tam olacak. Yalnız ufak bir itiraf; eskiden yazı sevmeyen ben ilk kez bu yaz gayet keyifli vakit geçirdim. Güzel kamplar, tatiller yaptık. Böyle bir şey eksikmiş demek ki yazları. O yüzden artık kendimi etiketlememeye, ben kış ya da yaz insanıyımdır dememeye karar verdim. :)
Şu sıralar kendimi daha pozitif ve esnek bir alana çekebilmek için neler yapıyorum peki?
Her hafta gittiğim ve çok memnun olduğum bir terapistim var öncelikle. 30 yaşından sonra kendime yaptığım en büyük iyiliklerden biri oldu. Bunun dışında her hafta online olarak görüştüğümüz bir mindfulness koçum var. Onun iyi bir mentor olmasının yanı sıra iyi bir insan ve belki ileride iyi bir arkadaş olabileceğini düşünüyorum. Bu da kendime yaptığım 2. iyilik oldu. Haftada 1-2 saati sadece kendime ayırmak ve rahatlıkla içimi dökmek, sorunlarımı beni yargılamadan dinleyen birileri eşliğinde konuşmak baya ferahlatıcı. Seans sonraları kuş gibi olmak da mükafatı.
Yeni başladığım bir diğer şey ise yüzmek. O da vücudum için yaptığım bir iyilik oldu. Sırt ve boyun ağrılarıma uzun vadede iyi geleceğine inanmak istiyorum.
Hayatımın son dönemleri çok hızlı ve ne olduğunu anlayamadan geçti sanki hatta ve hatta 2019 için de aynı şeyi diyebiliriz herhalde. O nedenle yazmak ve belki de günlük tutmak bana bu sene daha iyi gelecek diye düşünüyorum. Yeni yıla girmeden şimdiden başlamak istedim o nedenle yazma çizme işlerine. Neler izlemişim, neler okumuşum ya da aklımdan neler geçmiş unutmak istemiyorum ve bir yerlerde olsun istiyorum. Eskiden burada ya da evdeki defterlerimin birinde hep listelerim olurdu. Listeler güzel şeyler bence.  Belki yine başlarım benzer şeylere. 
Blog ya da instagram gibi yerlerde bir şeyleri birine göstermek ya da daha fazla beğeni almaktan ziyade kendim için paylaşmaya karar verdim. Çünkü itiraf edelim her paylaşımda az ya da çok herkeste bu his var. Buraya da dönüş yazısı için illa ki o en mükemmel an gelmeyecekti. Kusursuz bir döndüm yazısı yazmaya gerek yoktu. Okuyan okurdu, beğenen beğenirdi. İçimden geldiği an yazılacaktı ve yazıldı.

Ciao! (Kasım'da Roma'ya gidiyoruz alıştırması) (:
Mutlu Keçi