31 Ekim 2019

Modern Love, Kasım Güzellemesi

Günlerdir hatta belki bir iki haftadır şiddetli boyun-sırt-baş ağrılarından muzdaribim. Nasıl sinir bozucu ve tüyleri diken diken edici hatta insanı kızgın tava gibi gezdiren bir ağrı anlatamam. Dokunan bin pişman! Merkür retrosu bir yandan bu ağrılar bir yandan derken gergin bir insan olup çıkıverdim. Bunun en büyük zararı da yakın çevreme oluyor haliyle. Ağrılara gelince masa başı bir işte çalışıyor olmanın getirdiği dezavantajla birlikte her gün katlanarak devam ediyor. İlaçlarıma ara vermiştim ama devam edeceğim tekrardan. Bunun dışında bir de stres faktörü var tabi ki ağrıları arttıran, beni ve kaslarımı gün içinde bolca yoran. Hayatımda belirsizliklerle dolu bir süreçten geçiyorum sanki, istediğim değişimin yaklaşmakta olduğunu görüyorum öyle de düşünmek istiyorum. Eğer her şey istediğim gibi olursa başka bir sürecin içinde bulacağım kendimi. Sonu belirsiz ama heyecan verici.
Hayatımda uzun zamandır istediğim değişimin ilk adımı atılmış olacak. Zaman ne getirir bilinmez elbette sadece doğru fırsatın doğru zamanda beni bulacağını biliyorum. :)


Bu akşam şu aralar izlediğim bir diziden bahsetmek istiyorum aslında. Modern Love isminde Amazon prime'da yayınlanan enfes bir dizi. Netflix dizilerini tükettiğimizi düşününce yeni mecramız burası oldu. Modern Love ise bu platformun en popüler dizilerinden. Ben şu anda 4. bölümüne kadar izlemiş bulunmaktayım ama sindire sindire izliyorum hızlıca tüketmek istemeyeceğiniz kadar güzel bölümler çünkü. İlk 3 bölüm arasında en çok etkilendiğim 3. bölüm oldu. Başrolde Anne Hathaway vardı ve ben bu kadının olduğu yapımları nedense hep çok sevmişimdir. Bu bölümde de gerçekten takdir edilesi bir oyunculuk sergilemiş. Duygu geçişleri, gerçekçiliği, ağlama sahneleri, bakışları ile içinde bulunduğu çıkmazı çok başarılı şekilde aktarmış seyirciye.
Kendini yalnız hissederken etrafındaki herkesten uzaklaşmaya başladığın, sorunlarının içinde kaybolmuş ve gerçek bir dostluğa her şeyden çok ihtiyaç duyduğun o anı ben de iliklerime kadar hissettim izlerken. Bazen içinizde biriken ve kimseye anlatamadığınız sorunlarınız-sırlarınız olur. Göğsünüzde bir fil vardır adeta. Birilerine anlatırsanız yargılanmaktan, ayıplanmaktan ya da dışlanmaktan korkarsınız. Ya da gerçekten o samimiyeti göremezsiniz. Ama bir gün bir şey olur ve bir şekilde ağzınızdan çıkıverir gerçekler. Ve bam korkulan olmaz kimse sizi yargılamaz hatta oldukça anlayışla karşılar yardımcı olmaya çalışırlar. Bu sürecin çok güzel anlatıldığı bir bölümdü. Müzikleri de çook güzel onu da unutmayalım, bir de New York sokaklarına iyice doyuyorsunuz. Aşk elbette çok güzel ama aşkın arka planında yaşanan gerçek hikayeler ondan daha güzel ve dokunaklı. 
Ben şimdi gidip bir miktar sağlıksız şeyler hazırlayıp 4. bölümü izleyeceğim. He bu arada Uğur ile birlikte her ay bir hafta boyunca vegan beslenmeye karar verdik. 1 Kasım itibariyle başlayacağız ancak yumurta konusu biraz sıkıntılı gibi yerine ikame edilebilecek bir şey yok çünkü belki o konuda bir istisna yapabiliriz. :)
Sağlıklı beslenme ve egzersiz konularına Kasım ayında daha da yoğunlaşacağım. Gelişmeleri yeni yazılarda konuşalım.

Görüşmek üzere,
Mutlu keçi



2 yorum:

  1. Umarım ağrıların çabucak geçer^^ Stres bavulunu topla ve git!!

    YanıtlaSil