Bu aralar neler yapıyorum?

Yine "ben bu aralar..." başlıklı yazımla buradayım sevgili blog sakinleri. :) Son zamanlarda malum soğuklardan ötürü pek evden dışarı adım atamıyorum. Atsam bile makinemi çıkarıp fotoğraf çekmeye çok üşeniyorum bu havalarda.

En son iş hayatı ile alakalı birtakım gelişmelerden bahsetmiştim. Şuradan bakabilirsiniz. Orada da bahsettiğim gibi sağlık engeline takılmış bir süredir iğneli, şuruplu bir hayat geçirmekteydim. Neyse ki sonunda o sorunu da atlattım. Kansızlık devam ediyor tabi ki ama en azından istenilen değerleri sağladım. Şimdi ilaç kullanmaya devam edeceğim. Kuru üzüm ise bu aralar hayatımın ayrılmaz parçası oldu.
Geçtiğimiz haftalarda tam da yılbaşı öncesi soluğu İstanbul'da aldım. Kan tahlilleri için. Biraz zorlu bir süreçten sonra hastanedeki işlemleri tamamladım. Sonuçlar yine istediğimiz gibi olmadı. Bu arada Özel Avcılar hastanesine zorda kalmadıkça gitmeyin lütfen. Benden söylemesi.



İstanbul'da 2-3 gün kaldıktan sonra erkek arkadaşımla Christmas için Konya'ya gitmeye karar verdik. (Evet manidar!) Ama kardeşim orada yaşıyor ve biz de yılbaşı gecesi hep beraber Ankara'da arkadaşlarla yeni yıla girme planları yapmıştık. Malesef umduğumuz gibi olmadı ve soğuk havadan ötürü hastalandık. Özellikle kardeşim epey kötüydü. Kapı dışarı çıkamadık anlayacağınız.


Bir umut İstanbul'dan aldığımız bilet. Amorti bile yok. Peh!
Zaten böyle şans oyunlarına hiç inanmam milli piyango bileti de bir ritüel gibi adeta. Almayınca içim rahat etmiyor. :)
Bu arada İstanbul'a gittiğimde pek bir şey yapamadık. Hava çok soğuktu ve biz de koşuşturmaca içerisindeydik. İstanbul'u şöyle keyfe keder gezmeyeli aylar oldu. Son zamanlarda sadece işle alakalı konular için gidiyorum çünkü. Ya da gidiyordum demeliyim. Artık olaylar değişiyor.
Bu fotoğraf Kadıköy'de çekildi. Kadıköy'ü çok sevdiğimi söylemiş miydim? En çok evimde gibi hissettiğim yer. Ama muhit olarak en çok sevdiğim yerlerin başında Kuzguncuk, Moda ve son keşfim Yeşilköy geliyor.
Evim oralarda olsa pek sevindirik olurdum ama şimdiki evim de güzel olacak. Hissediyorum. (Yazar, burada heyecandan pır pır kalbiyle hayallere daldı bile.)

Öhömmm... İşte öyle. :)



Konya'ya giderken yüksek hızlı treni tercih ettik. Normalde, erkenden biletleri aldığınızda 42,5 liraya alabiliyorsunuz ancak biz 1-2 gün kala aldığımız için 80 civarı bir miktar ödedik. Bir de giderken yemekli vagona almıştık biletleri. Tek boş yer orada var diye. Yemek yiyeceğimizi ummadık nedense. Sonra bu harika şeyler geldi tam da üf çok açım diye kıvranıp abur cubur poşetlerimizi bir kedi misali kurcalarken. :) Döner ve pilav çok iyiydi. Salata kötüydü, o yüzden elimi sürmedim. Dönerken malesef yemeksiz ama evden yaptığımız sandviçlerle karnımızı doyurduğumuz bir yolculuk yaptık.Tren yolculuğu çok keyifli, denemeyenlere şiddetle tavsiye ediyorum. :)
Biz karanlıkta yolculuk ettiğimiz için biraz sıkıldık ve dizi izledik, kitap okuduk filan. House of cards'a başladık erkek arkadaşımla. Güzelmiş.
Konya'ya trenle gitmek isteyenler Pendik istasyonundan binebilir bu arada. Konya'da indiğinizde ise Alaaddin tepesine giden otobüsler var hemen tren garı çıkışında. İndikten sonra otobüs, minübüs ya da tramvayla istediğiniz yere gidebilirsiniz.




canım kardeşimle


Konya'daki günlerimizin özeti kareler.. 5 gün boyunca daha çok evde vakit geçirdik, kardeşimin kedisi Jeton ile oyunlar oynadık. Kocaman kedim Kivi'den sonra ilaç gibi geldi. Minicik, zayıfçacık, hap gibi kedi. Çok sevimli! ^.^
Genellikle her yere tramvayla gittik. Yılbaşı alışverişi ise en keyiflisiydi. Tombala bile aldık. :) Tabi ki oyunlarda kazanan yine ben oldum kih kih. Oyun oynamayı çok seviyorum, hangi oyun olursa olsun. Rekabeti çok seviyorum sanırım.
Konya'daki diğer günlerimde iğne yaptırmaya devam ettim kansızlıkla alakalı. Biraz yıpratıcı günlerdi. Kollarımın haline çok üzülüyordum.

hamarat kızlar beni de aranıza alın litfen!

Yakın çevrem bilir ki yemek yapmayı bilmiyorum. Bilmiyorum yani napıyım. Ama iş başa düşünce bir şeyler yaptım ben de. Aşçı keçi oldum vallahi. :) Yemek yapmayı öğrenmek 2015 hedeflerim arasında yer alıyor. Kendime yeni bir tarif defteri bile almaya karar verdim. Denediğim tarifleri bloğumda da paylaşacağım. Teşvik amaçlı sizden de motive edici yorumlar gelir belki, mutlu olurum.

Konya'da geçen günler çok çabuk bitti ve kendimizi tekrar yollarda bulduk. Kan tahlili yaptırmak için İstanbul'a geri döndük. Ve işte beklenen son! Sonunda yükselmiş kan değerlerim. Baya baya sevindik. Bloğu takip edenler bilir kaç aydır uğraşıyorum bu yüzden. Daha sonra tüm işlemleri halledip, gidip belgeleri teslim ettim. Üzerime düşen görevleri tamamlayarak özgür keçi oluverdim nihayet. Şimdi onlardan gelecek eğitim mailini beklemek kaldı geriye. 2 ay süresince devam edecek eğitimlerimiz. Sonra gelsin uçuşlar, gitsin uçuşlar efenim.

Kadıköy



Durup düşünüyorum bazen ve hala inanamıyorum. Ben artık İstanbul'da mı yaşayacağım yani? Gerçekten nasıl olacak diye çok merak ediyorum. Heyecan, merak, mutluluk, korku, özlem... hepsi içimde bir yerlerde birbiriyle yarışır haldeler şu an. Ailemden ayrı bambaşka bir şehirde yaşayacağım. Üniversiteyi aynı şehirde okuduğum için şimdiye kadar tek başıma idare etmem gereken bir ev, sorumluluklar vs. olmadı. Seyahat etmeyi çok sevsem de uzun süreli olarak evimden, ailemden, odamdan uzak kalmadım. Bu süreçte bol motivasyona ihtiyacım olacak. İçimi en rahatlatan şey ise erkek arkadaşımın İstanbul'da yaşıyor olması. O açıdan çok mutlu ve heyecanlıyım. :)
Bu alışma sürecini kolay atlatabilirim umarım. İyi dilekleriniz benimle olsun.

huysuz keçi


kış fotoğrafı


vallahi gördüm, kar gördüm!!! :)

bol türbülanslı İzmir uçağına giderken "uçan keçi" :)

İstanbul'da olduğum süreç içerisinde hava o kadar soğuk o kadar soğuktu ki kar yağar diye tahmin ederken o kadar gün yağmadı gitti tam dönüşümün olduğu gün yağdı. Az da olsa kar yağışına şahit olabildim. Çocuklar gibi şendim. Karlar içerisinde zıplayan mutlu bir keçiydim adeta. Bir İzmir'li olarak yıllardır kara hasret yaşayıp gidiyoruz ama İstanbul sayesinde bu özlemi gidereceğim sanırım. Bu arada 2015 başladığından beri 4 tane film izledim, 1 tane de kitap okudum. (Sayfamda sağ tarafta yer alan "2015 güncesi"ni sıkça güncelliyorum. Oradan gelişmeleri takip edebilirsiniz.) Küçük Prens'i kütüphanede görünce hemen aldım tabi ki. O kadar güzel o kadar naif bir kitap ki. Aldığı tüm övgüleri fazlasıyla hak ediyor. Sonlarına doğru gözlerim dolu dolu okudum. Kitap okurken ne kadar ciddi gözüküyorum değil mi? :)

mutlu keçi, mıstık, kankoş, ege

Alsancak, Miko

Next book

Ve yine İzmir... 12 gün içerisinde 3 şehir değiştirdim resmen. Sonunda yine kürkçü dükkanındayım. Annemin yanı başında, hala annesinin minik kızı gibi.. İstanbul'a gidince büyüyecekmişim gibi hissediyorum. Ama yook ben büyümem! :) Evde sobanın dibinden ayrılmıyorum. Kestane filan yiyorum. Soba üzerinde pişirilmiş kestanenin tadını doğal gazlı yeni evimde bulamayacağım sonuçta. Tadını çıkarmak lazım. İlk kez İzmir benim geçici yuvam oluyor. Burada bir süre kalıp geri döneceğimi bilmek garip bir duygu. İstanbul'a gitmeden sevdiğim tüm arkadaşlarımla görüşmeye çalışıyorum. Fotoğraftakiler de neredeyse 6 senedir hayatımda olan canım arkadaşlarım benim.  Erkek kankişlerimle nedense daha iyi anlaşıyorum, daha çok eğleniyorum. Dün de görüştüğümüzde çok güldük, çokça sohbet ettik, bir sürü fotoğraf çekildik. Hepsini çok seviyorum. İyi, kötü genellikle çok keyifli anılarımız oldu birlikte. Okullarımız bitti artık ama arkadaşlığımız baki kalır umarım hep.

Bir yazının daha sonuna geldiiik. 2015 benim için değişik bir yıl olacağını daha ilk günlerinden gösterdi. Taşınma safhasına gelince de güzel bir yazıyla şenlenecek buralar yine. Yeni odam nasıl olacak diye çok merak ediyorum. Aklımda güzel dekorasyon fikirleri var. İstanbul'lu mutlu keçi olmaya günler kala..

İzmir'den sevgiler! :)






Yorumlar

  1. Valla ben yemek yapmaya bayılıyorum! Tarif defterime beğendiğim her tarifi yazıyorum. Sen de bloga yaz beğendiklerimi defterime yazarım :D tarif filan paylaşırız.
    Bu arada hep aklımda ama bu sefer yine emin oldum senin tarzında hep bir "Amelie" havası alıyorum nedense. :) Romantik ve sade...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tarif olayında yardımlaşmak çok mantıklı zira teorikte araştırmacı ruhum dur durak bilmiyor ama pratikte çok fenayım. Bu sefer kararlıyım vallahi. Eve gelen misafirleri de şaşırtmak istiyorum hihi. Bu arada Amelie benzetmene çook mutlu oldum desem. :) En sevdiğim filmlerden biridir, Audrey'in tarzını da çok severim. Bir de insanlar genelde giyim tarzımı sorduklarında tam olarak ne diyeceğime karar veremiyordum romantik ve sade iyi oldu. Kopya çekicem. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Belgrad- Ohrid- Üsküp (Balkanlar 1. Kısım)

Belgrad- Novi Sad (Balkanlar 2. Kısım)

İlk Çekilişim!!!

Neler yapıyorum?

İtalya Gezi Rehberi / Gün 1 (Bologna - Floransa)