5 Haziran 2016

Pazar notları! :)

Merhaba gönül dostları!!!

Bu aralar hiç yazasım gelmiyor nedense. Sevgili anacığım da İzmir'den kalkıp yanıma geldi birkaç haftadır İstanbul'da. Beraber geziyoruz, sohbet ediyoruz, arada küsüyoruz ama aynı eski günlerdeki gibiyiz. :)
Yazı işi de biraz zorlama gibi olsun istemediğimden ara verdiğim bir şey haline geldi. Neticede rahatlamak için yazıyorum, keyif almak için. Demek ki bir süredir buna ihtiyaç duymamışım.
Bir de bu aralar değişik bir şey yapıyorum, deneysel bir şeyler. Psikolojik bir test bir nevi. Burada yazmasam da her gün kendi defterlerime bir şey karalıyorum. Bu konudan ilerleyen yazılarda bahsedicem sizlere de.
Şimdilik bu kadar spoiler vereyim. :)

Hazır buraya gelmişken şu bir türlü bitiremediğim çelıncı da bitireyim dedim. Siz bile unuttunuz di mi? Ama ben unutmam!!!

Son 2 soru kalmıştı zaten ama yarım bırakılmış bir şey benim enerjimi kaçıran bir hadise olduğundan tamamlamak istiyorum.

29. Korkularınızdan bahseder misiniz?

Yaşlanmaktan baya korkuyorum galiba. Bazen bu çok normal geliyor bazen de zaman dursun istiyorum, kabullenemiyorum yılların hızlıca geçmesini. Bunun dışında böceklerin çoğundan korkuyorum ya da tiksiniyorum. Gece sokağa çıktığımda arkamdan birilerinin gelmesinden sinsice yaklaşan arabalardan korkuyorum.(bununla ilgili kötü anılarım var maalesef.) Sudan korkuyorum. Geçtiğimiz sene 2 ay kadar yüzme kursuna gitmiştim mesela az da olsa yenebildim ama şu an yine başa dönmüş gibi hissediyorum. 2-3 sene evvel Bolu'da bir doğa kampına gitmiştim ve kanoya binenler arasında can yeleği takan tek kişi bendim. :) Exorcist vari korku filmlerinden çok korkarım bir de. Asla akşamları hava karanlıkken izleyemem. Her şekilde etkisinde kalırım.



görsel bakarken bile tırsmak!
30. Neden blog yazmaya başladınız? Blog isminizin bir hikayesi var mı?

Blog yazmaya ilk ne zaman başladım onu bile tam hatırlamıyorum ama ilk olarak wordpress üzerinden başlamıştım. Temaları daha çok hoşuma gittiği için. Sonra orada yazdığım birkaç yazıyı buraya taşıyıp burada devam ettim. O yüzden burada bir açılış yazısı bile yoktur. :) 3 yıldır da yazıyorum bloğumda. Bir aralar bir kültür sanat dergisinde yazmıştım mesela ama sonra vazgeçtim iş gibi gelmeye başladı ve biraz soğudum. Bloğumda kafama göre ne istersem o konuda ve istediğim özgürlükte yazmak daha çok hoşuma gitti. Bloğumun uzantısı en başından beri hortumsuzfil'di. Tüm sosyal mecralarda da bu şekildeydi ama bir gün twitter'da çok tatlı bir haber gördüm. Yanılmıyorsam Bodrum'da bir ilkokul yönetimi okulun ismini öğrencilerin seçmesini istemişti. Çocuklar da düşünüp Mutlu Keçi İlkokulu koymuşlar okullarının adını. Acayip hoşuma gitmişti bu haber. O günden beridir de mutlu keçi oluverdim. Bir de baya beni yansıtan bir isim oldu inatçı ve muhalif kişiliğim sağ olsun keçiliğin hakkını her daim veriyorum.

Neyse ben lafı daha fazla uzatmadan hazırlanmaya başlamalıyım. Bisikletlerimizle Haydarpaşa Tren Garı'ndaki kitap günlerine gideceğiz az sonra. Bugün de son günü haberiniz olsun. :) Gitmeyenler fırsatı kaçırmasın derim. Snapchatimden detayları takip edebilirsiniz. -> theewintergirl :)


Hörmetler efenim!

2 yorum:

  1. Aynı ben, korkudan bile korkarım tırsak bir insanım :)
    Annenin gelmesine çok sevindim. Biraz atışma olur ama anneler iyidir hele ki anane olduklarında :)
    Haydarpaşa etkinliğine çok imrendim buradan :) Ankarada olsam belki gelmeyi denerdim ama Adanaya gitmiştk, düğün vardı hiç şansım yoktu :)
    Öperim canım Keçicim :)

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Mutlu Keçi,
    Yazmak kesinlikle özgürce yapılması gereken bir şey. Aksi taktirde mutluluktan çok azap veriyor.
    Ben de bütün böcek camiasından korkar ve de tiksinirim :)

    YanıtlaSil