29 Temmuz 2013

Çekilişleri Seviyorum! :)



Başlığa bakınca ne anladınız bilmiyorum ama demek istediğim çekilişlere katılmayı ve ismimin çıkmasını seviyorum heh heh. Çekiliş sonucunun açıklanacağı o heyecanlı anı beklemeyi de seviyorum. Kendi çapımda adrenalin yaşıyorum. Oldum olası oyunları ve rekabeti de sevmişimdir zaten. Neyse kısa bir grizgahtan sonra asıl konuya gelmek istiyorum. Geçenlerde severek takip ettiğim bloglardan biri olan 2 Balık 1 Kedi'nin çekiliş yaptığını gördüm. Hemen katıldım tabi. Sonra aradan günler geçti ve ben bir gün okul çıkışı eve geldiğimde bir mesajla karşılaştım. Çekilişin kazananı ben olmuştum. Çok sevindim, epey de güldüm. Çünkü şimdiye kadar katıldığım 3 çekilişten 2'sinde ismim çıktı. :) Galiba şanslı biriyim, yavaş yavaş buna inanmaya başlıyorum. 2 balık 1 kedi sevimli bir paket hazırlamış benim için, kedili mandala bayıldım tam yenilesi bir de mektup var galiba en çok onu sevdim tabi ki kitap dışında. Mektupta neler yazdığı bize kalsın ama sanki uzun süredir tanışıyormuşuz gibi hissettim bir an. Hiç görmediğimiz, belki de hiç bir araya gelemeyeceğimiz insanlarla böyle vesilelerle tanışmak ne güzel şey. Bir kez daha blog açma fikrinin ne kadar doğru bir karar olduğunu anladım. :) İleride -takipçi sayım artarsa tabi- ben de bir sürü çekiliş yapmak istiyorum. Zevkli olurdu kesin. Buradan 2 Balık 1 Kedi'ye çekilişi ve tatlı hediyeleri için tekrar teşekkür ederim. Bu arada bloğuna şuradan ulaşabilirsiniz. Özellikle çocuk kitaplarına ilgisi olanlar burası tam sizlik! :)

26 Temmuz 2013

Tatil ve Sürprizler

Uzun aradan sonra canım bloğuma geri dönüş yaptım. Artık tatildeyim sınavlar bitti ve ben sevdiğim şeylerle uğraşmak için vakit bulabiliyorum. Mutluluk bu olsa gerek. Gerçi benim tatilden anladığım bol bol kitap okumak, film izlemek, müptelası olduğum dizileri sömürmek, e tabi arada deniz, kum, güneş arkadaşlarla görüşmece de var. Neyse bundan sonra sık sık buralarda olacağım ve bol bol yazacağım. 

Ben de düşündüm ve belki hoşunuza gider de ilham kaynağı olur bazılarınız için diye son zamanlarda aldığım birkaç hediyeyi paylaşmak istedim. Bakalım beğenecek misiniz?

Sürpriiiz! :)


Bir gün dolaşırken bir seyyar satıcıda gördük bu cüzdanı. Gördüğüm an işte aradığım şeyi buldum dedim. Satıcı çocuk kendi yapıyormuş tezgahtakileri. El emeği göz nuru anlayacağınız. Fiyatları da gayet makuldu.


Yeni fotoğraf makinesi askım! Henüz takıp kullanamadım ama çok seviyorum. :)

Çok sevdiğim arkadaşlarımdan biri Erasmus nedeniyle bir süredir Almanya'da idi. Bir kaç gün önce geldi Türkiye'ye bu güzel kupayı da benim için almış. Çok sevdim. Bol bol kullanacağım gibi duruyor. :)


Bu tatlı şeyler de kahve yanında yemelik bıcırıklar :) Henüz tatmadım ama çok lezzetli gözüküyor.

Ebay sitesi sayesinde çok değişik hediyeler alıyorum. Bu da onlardan biri. Adına ne desem bilemedim sallama çay gibi sallama çilek diyebilir miyiz? :)  İçine bir şeyler koyup içiyoruz kısacası sıcak sıcak.

Bu anahtarlık geldiğinden beri diğerlerinin pabucu dama atıldı ve sadece bunu kullanıyorum. Vintage/retro görünümlü şeylere bayılıyorum. 

 Bu  not defterini de D&R'da gördük geçenlerde ve hemen almaya karar verdik. :) 

To do list olayını çok seviyorum. Bir şeyleri maddelemek, yapacaklarını tasarlamak ve bir yerde yazılı olması hoşuma gidiyor. Ben de bundan bahsederken erkek arkadaşım netten bu görseli bulup çıkarttı ve çıktısını alıp bastırttı bir sürü. Ortaya da böyle bir şey çıktı. :)

Yorulduysak artık güzel bir çay demleyip, kitaplarımızı okuyalım derim. Ben şuan Salinger'in Dokuz Öykü kitabını okuyorum. :)


Herkese keyifli günler!




29 Mayıs 2013

Tavsiye Edilesi Diziler

Bu aralar çok fazla yeni dizi izlemiyorum, eskilere devam etme durumundayım. Bir türlü içime sinen, bu diziye devam etmeliyim hissi uyandıran bir dizi ile karşılaşmadım. Bu bahsettiklerim yabancı diziler buarada.
Ben de şimdiye kadar neler izlemişim ve en sevdiğim diziler hangileriymiş diye düşünüp şöyle bir liste çıkardım. :)

10- How I met your mother
                                                   

Şimdi çoğunuzdan ne alaka nidalarını duyuyor gibiyim. Neden listenin son sıralarında yer alıyor diye düşüneceksiniz. Bir saniye açıklayabilirim! :) Öncelikle ben de diziyi epey keyifle izleyenlerdenim. 4. sezona kadar da zevkle ve büyük bir iştahla izledim. Ama sanırım ben çok fazla komedi dizisi izleyicisi değilim. Listeyi görünce siz de anlayacaksınız bunu. HIMYM sadece komedi dizisi değil elbette onu da biliyorum. Ama bu türdeki dizilerde nedense ben bir yerde kopuyorum ve o diziyi unutuyorum işin kötüsü eksikliğini de pek hissetmiyorum. Yarım bıraktığım ve hala devam etme isteğini içimde bulamadığım için 10. sıradan listemize giriş yapmış bulunmakta kısacası.

9- New Girl  
                                            

Gördüğünüz gibi bir başka "komedi" türünde diyebileceğimiz dizimiz New Girl. O da listenin sonunda yer alıyor. Konusu çok basit aslında, bir kız üç erkekle aynı evi paylaşırsa neler olur? Aşk, dostluk, eğlence, kıskançlık, kadın-erkek ilişkilerine dair bir çok şey. Eğlenceli ve kafa dağıtmak için önerilebilecek bir dizi. Şu aralar 2. sezonuyla final yapmış bulunmakta yanlış hatırlamıyorsam. Benim favori karakterlerim Nick ve Schmidt. Çok eğleniyorum onların olduğu sahneleri izlerken. Nick'in saçma sapan dansları için bile izlenilebilir bir dizi bence.

8- Ugly Betty              
                                   

Bu dizi için pek fazla şey söylemeyeceğim. Zaten hikayesini bilmeyen yoktur. Benim adamakıllı izlediğim ilk yabancı dizi olma özelliği mevcut ve maneviyatı büyük. O yüzden listeye 8. sıradan giriş yapmış bulunmakta. Ayrıca Betty karakterini çok sevdiğimi de söylemeden geçmeyeyim.

7- The Walking Dead
                                                 
                                   
The Walking Dead listemizde yer almasa olmazdı. Zombili şeylere çok bayılmasamda bir çizgi romandan uyarlanan bu diziyi keyifle izliyorum. Şuan 3. sezonuyla final yapmış durumda. En sevdiğim şeylerden biride her karakterin vazgeçilebilir olması ve yeni karakterlere kolayca alışmak. Bu da senaryonun ve oyunculuğun iyiliği ile gerçekleşiyor sanırım.

6- Once Upon A Time 
                                                   
                                   

Bu diziyi çok seviyorum evet. Eleştirdiğim noktalarda var ama konusu benim en sevdiğim şeylerden birini oluşturduğu için kıyamıyorum kötü bir şey demeye. Konusu masallar! Bütün masal kahramanları günümüzde yaşasa, küçücük bir kasabaya tıkılsa ve hiçbiri masal kahramanı olduğunu hatırlamasa, günlük rutin hayatlarına devam etseler nasıl olurdu fikriyle yola çıkmış ve bunu çok da güzel kotarmış bir yapım. Ancak üzülerek belirtiyorum ki halen 2. sezonuna başlayabilmiş değilim. İlk sezonuysa şuan kardeşimle beraber tekrar izliyoruz. Favori karakterim, Rumpelstiltskin. Oyunculuğunu ağzım açık izliyorum resmen. :) Çok başarılı.

5- Misfits
                                         

Bu dizinin sadece 2 sezonunu izledim, devamını bir türlü izleyemiyorum. Söylesem spoiler olur mu bilmiyorum ama en sevdiğim karakterlerden biri çıktı 2. sezon sonunda diziden. Onun yerine gelen karaktere -bambaşka bir karakter- alışabilsem yine sorun yoktu ama alışamadım. Belki yine denerim bu sefer alışırım :) Benim gibi fantastik şeyler seven biri için çok sevilebilcek bir dizi.
Dizi de işledikleri suçlar nedeniyle bir araya gelmiş birbirini tanımayan 5 gencin bir fırtınadan sonra süper güçler kazanmasını konu alıyor. Özel güçleri ne için kullanıyorlar derseniz izleyip görün derim! Oldukça eğlenceli olduğuna garanti verebilirim. :) (Enazından ilk 2 sezonun)

4- Sherlock
                             

Ah aaah.. Sherlock en özlediğim dizilerden. O da Misfits gibi bir İngiliz yapımı. O yüzden aksanlara bayılıyorum izlerken. Sherlock Holmes'u yani meşhur dedektifi ve maceralarını çoğunuz bilirsiniz diye tahmin ediyorum. Ama ben bu diziyi izleyene kadar sürekli ismini duymama rağmen ne okumuş ne izlemiştim Sherlock Holmes ile ilgili bir şey. O yüzden ilk tanıdığım Sherlock benim için çok kıymetli. Bu konuda role tüm ruhunu katan harika oyunculuğu ile Benedict Cumberbatch'i es geçmek olmaz. Galiba başka bir "Sherlock"  ile dizideki tadı yakalayamazdım. Kesinlikle izlemenizi öneririm. 3'er bölümden oluşan bir mini dizi  olmasına rağmen her bölümü bir film tadında geçiyor. 3. sezonu sabırsızlıkla bekliyorum.

3- Black Mirror
                                          
                                        

Black Mirror da İngiliz yapımı bir dizi. Farkı çok net anlaşılıyor bence İngiliz dizilerinin. Konuları ve işleyişleri itibariyle seyir keyfini epey arttırdıklarını söyleyebilirim. Dizi şu ana kadar 2 sezonuyla karşımıza çıktı. 3'er bölümden oluşan bir mini dizi ve her bölümde farklı bir konuyu ortaya koyuyor. Tabi benim anlattığım gibi şeker şeker değil. Her bölümü farklı bir yönetmen yönetmiş ve farklı oyuncularla çalışılmış dizide. Bölümlerin ortak noktası ise "teknoloji". Teknolojinin nasıl tüm hayatımız haline geldiğini, insanları kontrol eden bir güç haline dönüştüğünü vurucu bir şekilde farklı öykülerle anlatıyor Black Mirror. Ben ilk sezonu daha başarılı bulanlardanım. Özellikle ilk 2 bölüm kült yapımlar arasına girmeli bence. Çoğu kişi dizinin ilk bölümünden çok etkilense de beni en çok korkutan ve düşündürten 1. sezonun 2. bölümü oldu. 

2- Game of Thrones
                                       

Ne desem, ne desem, ne.. :) Listede ilk 2 sıra için içimde büyük bir karmaşa yaşadığımı söyleyebilirim. Kıl payı 2.liğe düştü canım dizi. Game of thrones gerçekten tam benim sevdiğim tarzda bir dizi. Hem fantastik öğeler içeriyor, hem fantastik öğeler içeriyor, hem fantas.. şaka bir yana hem de savaş, aşk vs gibi konuları içinde barındırıyor. Ben bu tarz yapımları çok seviyorum. Örneğin, Ejderha Mızrağı serisini okumaya başladığımda çok keyif almıştım bu sebeple. Sanırım her yıl dizinin yeni bölümlerini beklemeye dayanamayıp en baştan alıp okuyacağım bu kitapları. Herkesin dizilerde favori karakterleri olur özellikle böyle kalabalık kadrolu dizilerde benimki de Tyrion Lannister. Diziyle ilgili kitapları okuyunca daha uzun ve detaylı bir yazı yazacağım şimdilik bu kadar olsun.

1- Breaking Bad
                                                   
                                      
Evet! Geldik 1. sıraya. Sonunda. :) Öncelikle bu dizi benim izlediklerim arasında yanılmıyorsan en uzun soluklu izlediğim dizi. Belki de en kısa sürede bitirdiğim. Dizinin konusu kısaca şöyle; "50 yaşında, lisede kimya öğretmeni olan Walter White (Bryan Cranston), maddi açıdan ailesinin gereksinimlerini karşılayabilmek için araba yıkamacısında ek iş yapmaktadır ancak bir süre sonra ileri derecede akciğer kanseri olduğunu ve çok kısa bir ömrünün kaldığını öğrenir. Dizide Walter White ailesine para bırakabilmek için, uyuşturucu yaptığını bir rastlantı sonucu öğrendiği eski öğrencisi Jesse Pinkman (Aaron Paul) ile birlikte metamfetamin işine girer. Kimya konusunda çok başarılı işlere imza atmış öğretmen ile uyuşturucu piyasasını iyi bilen eski öğrencisi, yüksek kalitede ve saflıkta metamfetamin üreterek uyuşturucu ticaretine başlarlar. "Şimdiye dek, namusum ve şerefim ile dürüst bir insan olarak yaşadım, ancak kanserden başka bir sonuç elde edemedim." diye düşünen Walter White'ın bundan sonraki geleceği, yaşanan olay örgüsüyle birlikte sadece kendisini ve ailesini değil, beraberinde tanıdığı/tanımadığı herkesin geleceğini değiştirecektir." (Kaynak: Vikipedi)
Açıkçası ilk duyduğum zaman çok da ilgimi çekmeyen bir dizi olmuştu. Hatta ilk bölümün 5-10 dakikasını izleyip çok zevk almayıp kapatmıştım. Aylar sonra dönüp baktığımda ise ben bu diziyi nasıl sevmemişim diyorum. Sanırım bunda ana etken benim karakterim. :) Bir şey çok övüldüğü zaman ters etki yaratıyor. O şeyi yapmaktan kaçıyorum bir şekilde. Bu arada dizinin aldığı ödüller saymakla bitmez sanırım. Her bölüm, her sezon birbirinden başarılı ve aldığı tüm ödülleri sonuna kadar hak ediyor. Bu yaz son sezonuyla veda ediyor ama kült yapımlar arasına adı çoktan eklenmiş durumda.

NOT: Bu yazı biraz can sıkıntısı, biraz eğlence amaçlı rahatça yazdığım, yazarken keyif aldığım bir yazı oldu. Tavsiye ettiğim diziler diye bir liste yaparken altına 3-5 satır düşünce ekledim diyelim. :) Keyifli okumalar. 


25 Mayıs 2013

Çavdar Tarlasında Çocuklar-J.D. Salinger (Kitap arkası yazıları!)

“Pek çok insanın hakkında konuştuğum için üzgünüm. Bildiğim tek şey; size anlattığım herkesi biraz özlüyorum. Bizim Stradlater’ı ve Ackley’i bile, sözgelimi. Sanırım o lanet Maurice’i bile özlüyorum. Sakın kimseye bir şey anlatmayın. Herkesi özlemeye başlıyorsunuz sonra.”

Güne Güzel Başlamak İçin Dinlenebilecekler



5- Misty MillerRemember
4- Brandi CarlileCloser To you
3- Regina SpektorUs
2- DetektivbyranNattoppet
1- Tony Gatlif- Arrinconamela

Merak Ettiğim Filmler Listesi


10- Jules et Jim
9- The Science of Sleep
8- Ponyo on the Cliff
7- La Haine
6- Ulis’in Bakışı
5- Mary and Max
4- Pina
3- The Weeping Meadow
2- Karşı Pencere
1- The Hours

Firefly Lane övmek için geri dönmüş olabilir miyim?

Açtım beyaz bir sayfa başladım yazmaya. Seni çok özledim canım blog. Bu yazı nasıl başlar neye evrilir bilmiyorum. Tam şu anda geçen hafta b...