10 Temmuz 2017

Neden yazıyorum?



Hey, selam! 

Fotoğraflarla son bir ayı özetlediğim bir yazı yazacaktım ki uzun soluklu olacak olan o yazıya başlamadan evvel kısa bir yazı ile buraya da not düşeyim dedim bir şeyleri.
Bu ay neler olmadı kiii? Epey şey oldu yahu. Spoiler vermeyeyim diyorum ama hayatımı baya derinden etkileyebilecek değişimlerin ilk adımı atıldı öhöm öhöm bilenler çaktırmasın haha.

Yaz dönemi rehaveti mi desek teknolojinin yeni trendleri mi desek sebebi nedir bilinmez bir şekilde bende blog okuyamama sorunu başladı. Yani yazmayı geçtim okurken bile sıkılıyorum çoğu zaman. Artık minimalizm temalı bloglar dışında da günbegün pek takip ettiğim yazar yok gibi. 
Sade Yaşamak sayfasını çok seviyorum mesela. Hatta şuraya da linkini bırakayım. Beni rahatlatan ve bir şeyler katan bir sayfa. Hep yazsınlar çok yazsınlar! :) 
Bilmiyorum ama youtube yüzünden blogların pabucu dama atıldı gibi gelmeye başladı. Bloğu niye açtığımı ya da yazarken neler hissettiğimi, hala neden yazmaya ya da okumaya devam ettiğimi düşünüyorum arada sırada. Eskiden yazdıkça çok rahatlıyor, bir şeyleri burada aktaracağım için heyecanlanıp kenara köşeye notlar alıyordum. Şimdi ne mi yapıyorum evet televizyon izlemiyorum ama bu seferde insanların youtube kanallarında ne yemiş, ne içmiş, nereleri gezmiş ona bakıyorum. He bazıları cidden ilham verici. Mesela Ilgın Özgan videolarını seviyorum. Yabancılarda da Lavendaire en sevdiklerimden. 

Bunu iş olarak yapan insanları gördükçe farklı bir çağa doğru gittiğimizi daha da iyi anlıyorum. Geçtiğimiz günlerde yutuptan ayda 30 bin TL kazanmak diye bir haber okumuştum. Hatta İşkur bazı illerde youtube ile ilgili kurslar düzenleyeceğini duyurmuştu. 
Bu janjanlı bol 0'lı camiada bizim kendi aramızda yazdığımız bu yazılar bazen ne yapıyorum ben neden yapıyordum bunu diye hissetmeme sebep oluyor. Amaç sadece içimi dökmek olsaydı gidip kimsenin okuyamayacağı yerlerde de yazabilirdim. Aslında içten içe hepimiz etkileşim içinde olmak, birilerinin hayatına dokunduğumuzu hissetmek istemiyor muyuz?

Ufak bir örnek vermem gerekirse geçtiğimiz günlerde blogger'dan tanıdığım entel kitap ile İstanbul Haydarpaşa tren garındaki kitap fuarında karşılaştık. Tanıştık desem daha doğru olur. Tamamen tesadüfi oldu. Beni fotoğraflardan tanıyıp yanıma gelmese geçip gidecektik yanı başımızdan. O anı ölümsüzleştiremesek de mutlu keçi diye yanıma gelişini hafızama kazıdım ve birçok arkadaşıma anlattım bile. Tüm günüm mis gibi geçti. Bu bile beni mutlu etmeye yetti galiba. 
Konuyu çok dağıttım nasıl toparlasam bilmiyorum yahu ortaya karışık bir şey olmuş olsun bu da öyle. 

Yorumlarla konu üzerine birazcık daha kafa patlatırız belki ne dersiniz???