5 Nisan 2017

Nefes al, nefes ver..!


Kalbim pır pır pırrrr... Ama mutluluktan ya da güzel hislerden ötürü değil. Rahatsız edici bir pır pır'lık. Dün hastanede emar çekilmeye çalışırken panik atak krizi sandığım bir şey geçirdim sanırım. Çok korktum. Hayatımda ilk kez hissettiğim bir duygu değildi bu ama ilk kez bu kadar sert yakaladı beni. İnanılmaz çaresiz hissettim. Anksiyete, panik bozukluk günümüz koşullarında hepimizin başına gelebilecek bir şey bunu biliyorum. Benimkisi de "geliyorum" dedi. Önce terör saldırıları sonrasında İstanbul'un kaosu, her gün maruz kaldığımız haberler-olaylar bir de son zamanlarda iş stresi de eklenince benim için tehlike çanları çalmaya başlamıştı. Olaylara tepki veriş şekillerimiz birbirinden farklı ve göreceli elbette. Ben biraz daha hassas biriyim galiba. Normalde pozitif bir insan olsam da zaman zaman karamsarlıklarım ağır basıyor. Bir de son 1 aydır kansızlık ile tekrar başım dertte. Çocukluğumdan beri var olan bir şey bu bende ve zaman zaman nüksediyor. Kansızlık da fiziksel olarak yorgunluk, baş ağrısı, el ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, baş dönmesi, mide bulantısı gibi etkiler yaratabiliyor. Heh alın size anksiyete belirtileri. Sanırım bu aralar sürekli birbirlerini tetikliyorlar. Birkaç gündür kendimi kötü hissediyorum ve hala dünün hissiyatını atabilmiş değilim üzerimden.

© Mutlu Keçi
Maira Gall