Kayıtlar

2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Fotoğraflarla Mayıs

Resim
Nisan-Mayıs favorileri yazısını okuyup sevenler için yine bir ay değerlendirmesi yazısıyla sizlerleyim. Geriye dönüp bakmak ve bunları arşivlemek hoşuma gidiyor. Canım sıkılınca açıp bu yazıları okuyarak mutlu oluyorum evet. :)

Bu ay neler yapmışım hadi bir bakalım;


Nisan Sonları, Mayıs başları... Bir hafta sonu kendimize güzel bir plan yaptık. Maçka parkına gidecektik. Bolca kedi sevecek, çimlere kendimizi bırakacak, kitap sayfalarında kaybolacak biraz da şehir gürültüsünden uzaklaşacaktık. Peki n'oldu? Biz parka adımımızı atar atmaz yağmur damlaları şıp şıp şıplamaya başladı. Murphy hey! Yine de toprak kokusu bayıldığım bir şey olduğu için pek moralimi bozmadım. Ayrıca kaçışan ya da olayı umursamayan insanları izlemesi de keyifliydi. Biz de geçip gidiverdik parktan öylece. Bu da o anlardan bir kare. Sevgili yağmurluğu iyi ki var! :)


Yağmura yakalandık dediysek kedi sevmedik demedik ya! Bir sürü kedi sevdik. Kedilerini bu parka bırakıp sevmeye gelen bir aileye sinirlendik biraz sö…

Tavsiyeler * Nisan&Mayıs

Resim
Burası biraz sakinleşmiş dediler, özledik seni gel de iki çift kelam et dediler ben de baktım ortalık biraz durulmuş efenim sevdiğim bazı bloglar da hafiften bir inzivaya çekilmiş canlandıralım dedim şuraları ve yeni bir seri ile geliverdim. Youtube izleyicisi olanlarınız var ise zaten yerli yabancı youtuberlardan bu ay sonu favorileri videolarına alışkındır. Ben de neden blogda olmasın ki dedim ve bu kadar uzun aradan sonra ne yazsam diye düşünme derdime de son verdim.

Yazmadığım bu süreçte bir sürü şey oldu hayatımda. İyi ve kötü gelişmeler bir aradaydı ama artık her şeyi olduğu gibi kabul etmeye çalışıyorum. Niye olmadı diye üzülerek bir yere varamıyor insan. Hayatımdaki değişimleri bir kenara bırakırsak bu ay neleri sevdim sırasıyla bahsetmeye başlayalım bakalım.
Öncelikle son 2 ayda izlediğim ve çok beğendiğim, sizlere de tavsiye edebileceğim dizilerden bahsetmek istiyorum.
13 reasons why...! 
Biraz karanlık bir dizi olsa da kesinlikle çok sürükleyici. İlk birkaç bölümü izleyip bı…

Nefes al, nefes ver..!

Resim
Kalbim pır pır pırrrr... Ama mutluluktan ya da güzel hislerden ötürü değil. Rahatsız edici bir pır pır'lık. Dün hastanede emar çekilmeye çalışırken panik atak krizi sandığım bir şey geçirdim sanırım. Çok korktum. Hayatımda ilk kez hissettiğim bir duygu değildi bu ama ilk kez bu kadar sert yakaladı beni. İnanılmaz çaresiz hissettim. Anksiyete, panik bozukluk günümüz koşullarında hepimizin başına gelebilecek bir şey bunu biliyorum. Benimkisi de "geliyorum" dedi. Önce terör saldırıları sonrasında İstanbul'un kaosu, her gün maruz kaldığımız haberler-olaylar bir de son zamanlarda iş stresi de eklenince benim için tehlike çanları çalmaya başlamıştı. Olaylara tepki veriş şekillerimiz birbirinden farklı ve göreceli elbette. Ben biraz daha hassas biriyim galiba. Normalde pozitif bir insan olsam da zaman zaman karamsarlıklarım ağır basıyor. Bir de son 1 aydır kansızlık ile tekrar başım dertte. Çocukluğumdan beri var olan bir şey bu bende ve zaman zaman nüksediyor. Kansızlık d…

Attention please...

Resim
Yine uzun süreli sesim çıkmadı belki merak etmişsinizdir diye ufak bir güncelleme yapmak istedim. Günlerden Cumartesi. Saat 08.00.  Evden çıkmam için toplamda 1,5 saatim var ve bu süreç içinde cornflakes'li hızlı bir kahvaltı, duş, çanta hazırlama işleriyle boğuşacağım. Yetişirim herhalde değil mi? Umarım. :) Uçağı kaçırmak istemem zira bugün sevdicekle İzmir'e evime doğru yola çıkıyoruz.  4 gün boyunca yokum İstanbul'da. Her şeyi çook özledim. Canım İzmir gözümde tütüyor. Bol bol fotoğraf paylaşımları yaparım zaten siz de görürsünüz.  İnstagramı son zamanlarda epey aktif kullanmaya başladım. Hala takip etmeyenler varsa işte linki. <mutlukeci> Hatta son zamanlarda paylaştığım fotoğraflara durup durup tekrar bakıyorum narsist miyim neyim haha. Çok güzel bir yere gittik Burgazada'ya.  Son zamanlarda beni en en motive eden şeylerden biri oldu bu gezi. Detaylı olarak size yazacağım hatta göstereceğim galiba. Sürpriz! :) Hayatım bu aralar güzel bir düzleme girdi. Kaf…

Hayali kombinler tasarla! - Polyvore

Resim
Bugün size eskiden çok sevdiğim ama uzun süredir uğramadığım bir siteden bahsetmek istiyorum. İsmi Polyvore. Giyinmeyi ve modayı takip eden erkekler de sevebilir ama sanki daha çok biz kadınlar için eğlenceli olabilecek bir yer gibi.
Çocukken belki hatırlarsınız kartondan bebekler verirdi gazeteler onlara kağıtlardan kıyafet keserdik filan. Bana nedense onu anımsatıyor biraz. Bu sitede kendinize bir profil oluşturup kıyafetten aksesuara, kozmetiğe, iç çamaşırına kadar seçimler yapıp çeşitli kombinler oluşturabiliyorsunuz. Konsept size ait. İnanılmaz özgürsünüz.
Benim bu siteyi en çok sevme nedenim aslında bu kombinleri yaratırken sevdiğim tarzlar üzerine de biraz düşünme fırsatı yaratmasıydı. Mevsim değişikliği yaşayacağımız şu günlerde ve gardrobumu yenilemeyi düşünürken yine aklıma düştü ve size de bahsedeyim dedim. Belki sizlere de bana verdiği gibi ilham verebilir. Gardrop yenilemek, yenilenmek demişken blogda da yakında farklı konular olacak ve aynı şekilde hayatımda da yavaş yav…

~ Mart Kararları ~

Resim
Blogda yeni bir seriye başlamaya karar verdim. Bundan böyle her ay başında o ayki hedeflerimi belirleyeceğim ve ay sonunda da ne oranda gerçekleştirdiğimi bildireceğim. Benim için verimli bir süreç olacak diye tahmin ediyorum zira yıllık kararlar bir yerden sonra sarpa sarabiliyor. Sen değişiyorsun, hayat şartların değişebiliyor o kararlar da yerini başka kararlara bırakıyor. O yüzden aylık hedefler koymak daha mantıklı gelmeye başladı. :)
Bu ayın hedefleri ise benim için şöyle;

1- Bir adet kitap okumak
Uçuk bir hedef koymak istemedim. 1 kitap kimine çok az gelmiş olabilir ama benim gibi çok fazla kitap okuyamayan bir bünye için iyi bir hedef bence.
2- Blog yazmak
Blog'da yazmayı ertelediğim bazı yazılar var; bunlardan biri gezi yazısı bir diğeri diziler hakkında bir yazı bir de bahsetmek istediğim bir belgesel var. Bu ay içerisinde hepsini yazmak istiyorum.
3- Asitli içecek içmemek
Bu aralar film-dizi eşliğinde içilen asitli içecek olayını fazla abarttım. O nedenle 1 ay asitli içec…

Apartman Sohbetleri #2 #3 #4 #5..

Resim
Bu aralar kafamı kaşıyacak vaktim yok resmen, inanılmaz yoğun bir süreçten geçiyorum iş hayatımla alakalı. Cuma gününe kadar da böyle olacak. Ancak bloğu özlediğim ve biraz kafa dağıtmak istediğim için uğrayayım ve sorulara kaldığım yerden devam edeyim dedim. Belki henüz kimse anlamamıştır yokluğumu ben de bir yerinden bir şekilde sızarım ve siz sevgili sevenlerimle buluşurum dedim. ^.^

He bu arada bloğun teması yenilendi. Daha sade biraz daha minimal bir şeyler olsun istedim. Genelde sıkıldıkça tasarımıyla oynuyorum ama bu içime sindi gibi. Siz de beğendiniz mi bakalım? :)
Asıl haberi de vereyim, artık yeni adresim mutlukeci.net üzerinden de takip edebilirsiniz beniiii. Kimse almadan alayım dedim adresi önce wordpress'te kullanırım demiştim ama wordpressi çok sevemeyince buraya entegre ettim. Daha akılda kalıcı ve kolay oldu. Belki bir kartvizit de yaptırırım bu şekilde haha şaka şaka.




Gelelim sorulara...

Apartman Sohbetleri #1

Resim
Bu blog böyle meydan okuma görmedi! Duyduk duymadık demeyin...!
52 haftalık fotoğraflı meydan okuma şöylece devam ededursun ben sevgili arkadaşım İlham kediciğin son yazısındaki apartman sohbetlerine kendimi kaptırmadan duramadım. Merak edenleri şöyle alalım. Yazıya göz attıysanız kaldığımız yerden devam edebiliriz. Arzu'nun da belirttiği gibi apartman sohbetleri etiketiyle İlker Gümüşoluk çok güzel sohbetler paylaşıyor kanalında. Sorular da bir o kadar samimi, içten. İnsanı durup düşündürüyor yüzünü güldürüyor belki biraz hüzünlendiriyor. Ama işte insana dair yani bize dair ne varsa var o sorularda. Ben okudukça mutlu oldum ve hemen düşüncelere daldım bile. Soruların sahibi İlker Gümüşoluk'a ve bizi bu sorularla buluşturan ilham kediciğime bir kez daha teşekkürler.

Şimdi ilk sorumuzla başlamadan önce şunu garanti ediyorum ki bu blogta şimdiye kadar duymadığınız hakkımda bilmediğiniz bir çok şeyi de öğrenmiş bulunacaksınız. Samimiyetle cevap vermeye çalışacağım hepsine. Ve si…

52 week photo challenge (6/52)

Resim
Week 6:06 - 12 FebruaryA morning routine

52 week photo challenge (5/52) - What's Up?

Resim
5. hafta 30 ocak - 5 şubat : Şu an ne çalıyor?



Bu şarkıyı ilk sense8 dizisiyle keşfettim galiba ya da önceden duymuş olabilirim ama dizide duyduğumdan beri hemmen çalma listeme eklendi kendileri. Dizide 8 karakter dünyanın farklı noktalarında aynı anda bu şarkıyı söylüyordu. Duygulu bir andı. Dinlemediyseniz size de öneririm insanı gaza getiren şarkılardan hani böyle arabanızda rüzgar saçlarınızı savururken son ses açıp dinlemelik. Tam bir yol şarkısı. Bir de hala spotify uygulamasını kullanmıyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. Ben premium özelliğini kullanıyorum çünkü reklamlardan gına gelmişti. Hal böyle olunca artık istediğim yerde güzel güzel müzikler dinliyorum. 
Güzel müzikler hep olsun biz dinleyelim. Bir de ben bu aralar ukulele çalmaya başladım. O konuya bir başka yazıda değineceğim. :)
İyi geceler efenim.


İç ses

Resim
Sosyal medya hakkında ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama ben bu aralar fazla saçma bulmaya başladım. Evet kabul ediyorum; bloglar, instagram paylaşımları, facebook vs. zaman zaman ilham veriyor, gaza getiriyor, harekete geçmemi sağlıyor ya da deşarj ediyor. Ama bu aralar daha çok insanları mutsuz etme yönü üzerine düşünmeye başladım. Sosyal medya yanılgısı mı desek bilemiyorum ama bir tür maskeli baloda gibiyiz. Kim gerçek kim değil anlaşılmıyor. Mesela sen mutsuz bir halde evde otururken birilerinin "çok eğleniyorrum" tavrı daha fazla gerebiliyor. Ama o insanın gerçekten çok mutlu olduğunu varsaymak ne kadar doğru bilemiyorum.
Sosyal medyada bir şeyleri paylaşmak için sadece bir aktiviteyi yapma-gerçekleştirme ayrımı da ilginç mesela. Hangisi öncelikli geliyor yani o eylem mi eylemin yapıldığını göstermek mi?

Bu aralar düşündüğüm bir diğer şey de yaptığım şeylerin beni ne kadar mutlu ettiği, neyi niçin yaptığım? Mesela blog yazmak? Burada eskisi gibi uzun uzuun yazamıyorum. Y…

52 week photo challenge (4/52) - Şekerpare!

Resim
Week 4 / 23-29 Ocak: Outside (dışarıda)

Bu hafta kardeşimin İstanbul'a gelişi, delicesine soğuk havalar, hastalıklar içinde hızlıca akıp gitti. Tek kayda değer aktivitemiz izlediğimiz bu oyundu. Adını hiçbir zaman bir kerede söyleyemediğim Üsküdar müsahipzade celal sahnesi'nde Şekerpare oyununu izledik arkadaşlarımızla. Oyunun özellikle ilk yarısında inanılmaz eğlendim hatta bir ara gerçekten gülmekten karnıma ağrılar girdi. Oyunculuklar, atmosfer gayet keyifliydi. Başrolde 7 numara dizisinden de hatırlayabileceğiniz Engin Alkan vardı. Oyunun hem yönetmen koltuğunda hem de başrolünde yer alan Engin Alkan bildiğimiz Şekerpare filmini biraz daha müzikal tadında yorumlamış. Benim favori karakterim ise Hurşit oldu. En çok ona güldüm. 2. yarıda ise doğaçlamaların fazlalığı ve fazla cinsel içerikli şakalar(basit göründüğü için) biraz yorsa da genel itibariyle keyifli bir 3 saatçik geçirdiğimizi söyleyebilirim. Evet yanlış duymadınız oyun tam üç saat sürüyor! :) Son olarak oyundan bi…

52 Week Photo Challenge

Resim
Pazar günü evimizde öyle huzurlu huzurlu otururken ve blogları karıştırırken güzel bir şeye denk geldim ve düşündüm de katılmak oldukça keyifli olabilir. Her ne kadar düzenli okuyamasam da Fatoş çok güzel paylaşımlar yapıyor bloğunda. Ben de maalesef şimdi bahsedeceğim yazıyı ancak okuyabildim.
Hazır bu aralar çoğu blogda güzel bir çelınc almış başını giderken belki buna da katılmak isteyenleriniz olur. En azından benim için çok keyifli ve heyecanlı bir süreç olacak zira uzun zamandır adam akıllı bir şey yapmıyorum fotoğraf ile ilgili. Fatoş'un bloğuna ve şimdi bahsedeceğim 52 hafta sürecek olan fotoğraf meydan okumasının detaylarına şu linkten ulaşabilirsiniz.

"52 week photo challenge" Ocak ayının ilk haftasıyla başlamış bulunmakta. Ben maalesef yeni gördüm ama yine de katılacağım hih hih. İlk 3 haftaya dair elimde konuyla ilgili görsel varsa da paylaşacağım çünkü diğer haftalar olmasa bile ilk hafta önemli. İlk haftanın konusu bu yılın başlangıcında nasıl göründüğümüz,…

Bazı güzel meziyetler, özlemler, anılar vs. #17Çelınc (2-3-4-5-6. Gün)

Resim
Hafta içi uyku düzenimin değişkenliğinden-yorgunluktan filan celıncı aksattım ama hemen arayı kapatıyorum merak etmeyin. Yokluğum anlaşılmamıştır umarım. :)

Soru 2: Kalbini kazanmanın 5 yolu?

*Samimiyet: Bana içten gelin, doğal gelin yeter yapmacık veya çıkarcı bir tavrını sezersem birinin direkt soğuyorum.
*İyi bir dinleyici: Sen bir şey anlatırken sürekli lafını bölmeyen, saygısızlık yapmayan, yargılamayan, kıyaslamayan, hemen kendisiyle ilgili bir şeyler anlatma derdine düşmeyen bir dinleyici kalbimi çoktan kazanmıştır.
*Merhamet: İnsanlara, hayvanlara, doğaya saygı gösteren elinden geldiğince dünyayı iyi bir yer haline getirmeye çalışan insanlar sizi çok seviyorum.
*Espiri anlayışı: Bir insanla birlikteyken eğlenebiliyorsak o insanı sevmeye başlıyorum galiba.
*Sürprizler: Kim hayır diyebilir ki? :)

Soru 3: Hayatın bir kitap/film olsa türü ve adı ne olurdu?

Sanırım fantastik bir şey olurdu. Hayatımda en sevdiği şeyler sorulduğunda ilk 5'te Harry Potter olan birisiyim ben. Böyle elfler…

Meydanlar boş kalmasın! #17 Çelınc (1. gün)

Resim
Heyyyyyy açılın yılın ilk meydan okuması başlıyor! As bayrakları as!!! :)

Duydum ki sonik hanımcım yeni bir challenge organizasyonu yapıvermiş hem de üşenmemiş biz sevgili katılımcılarına güzel güzel sorular seçmiş. E bir mutlu keçi'nin en sevdiği şey de tabi ki meydan okumaktır! Hemen ooo durun ben de varım dedim! (tipik bir oğlak + yükseleni koç burcu insanı.)
Bugün aslında 17 Ocak ve meydan okumanın ilk günüydü ben de uyumadan hemen ilk güne yetişeyim diyerek hızlıca bu yazıyı buraya bırakıyorum efenim.

Sorulara hemen şöyle bir göz atalım ve ilk soruyla başlayalım.


Soru 1: Beş sözcükle kendini anlat.
İnsanın kendini anlatması kadar güç bir şey yok ama durup biri aniden bana bunu sorsa aklıma ilk ne gelirdi o açıdan düşünüp yanıtlıyorum soruyu. :)
*Üşengeç *Espirili *Duygusal *Sakar *Muhalif
Bu kısa kısa yazdığım her kelimenin ardından yüzümde komik bir gülüş kaldı, aklıma anılar uçuştu. Çok uykum olmasa size de bahsederdim ama bir dahaki sefere artık. Bu arada katılmak isteyenler var…

Hafta sonunu evde geçireceklere tavsiyeler!

Resim
Etraf sessiz, huzurlu, bağışlayıcı.. Kar geldi ve bir anda sanki dertler-tasalar rafa kalktı. En son kapımızın önünde leğenleriyle kayan çocuklar, babalar gördüm de yine bir mutlu oluverdim. Böyle görüntüleri hep haberlerde izlerdim eskiden İzmir'deyken. Evimin bulunduğu site adeta evin içinden bakınca bir kar küresini andırıyor. Ben de içindeki bir figür gibiyim. :) Aralık, yeni yıl derken kış geldi çattı bunu da şu güzelim kar ile daha bir iyi hissetmedik mi? Peki madem çok dışarı çıkamıyoruz vakit evde kalma vaktidir, evlerimizde de sıkılmadan bir şeyler yapabiliriz sanki ne dersiniz? Ben de aklıma gelen şeyleri sıraladım, istediğinizi seçmek de size kalmış efem. :)
1- Uzun süredir ertelediğiniz, bir türlü başlayamadığınız o diziye başlamak! Ya da çok sevdiğiniz bir diziyi sıcak çikolatanız eşliğinde tekrar tekrar izlemek. Mesela ben Friends'e tekrar başlamak konusunda kesin kararlıyım. :)
2- Şöyle güzel içinizi ısıtacak bir film izlemek. Bu konuda birkaç tavsiye de bonus …

Bir günün anatomisi

Resim
Bugün uzun zaman sonra ilk kez bir günün bana yetmediğini hissettim. İşler hiç bu kadar birikmemişti. Dün hasta olduğum için gidemediğim ofiste bir ton iş beni bekliyordu. Kafamı kaldırdığımda saat 16.30 olmuştu bile. Yetişmeyen işler, akan bir burun, baş ağrısı ve bir miktar boğaz ağrısıyla günü tamamladım. içerim diye masama koyduğum bitki çayı paketinde kaldı öylece. 2017 yılı başladığından beri ofiste yeni bir ajanda tutuyorum. Artık daha sistematik çalışıyorum ama yoruldum. Bir süre işe gitmesem evde kalıp dinlensem ne güzel olurdu diye hayal ediyorum ama sonra da şu olumsuz ülke gündeminde aklımı meşgul eden bir şey olmasa daha kötü olurdum diye düşünüyorum. Yani iyi ki iş güç var. Bir açıdan... Şu an kucağımda koca göbekli cacık hanım ile bu yazıyı yazmaya çalışıyorum ve arada dikkatim dağıldığı için alakasız konulara atlama ihtimalim var benden söylemesi.

Aslında amacım sadece uğramaktı. Arada böyle iç ses yazıları ya da günce gibi şeyler olacak artık blogda. :) Eve gelir gel…

Bir 2016 güzellemesi, bir de yeni yıl kararları🎄☃

Resim
2016 bitiyor!! Bitiyor.. "Sonunda!" diyenlerden misiniz siz de? Ben bu yılı hiç sevmedim be blog! Ne bileyim öyle kapkara, sıkıntılı, sancılı bir yıldı sanki. Dünyada olup bitenler, ülkemizde olup bitenler derken benim için en güzel yanı hala nefes alıyor oluşumuz sanırım.
Ne de iç sıkıcı başladı yazı değil mi? :) Ama kendimizi kandırmanın ya da hiçbir şey olmamış gibi davranmanın da bir anlamı yok. Bu yıl benim için kişisel anlamda da çok arada derede geçen bir yıl oldu. Hayatımda köklü değişiklikler olmadı diyebilirim.


Özetle 2016;

*Bu yıl İstanbul'da yaşamaktan soğuduğum yeni yerlerin özlemini duyduğum bir yıl oldu en çok da.
*Blogda çok yazmasam da en çok meydan okumaya katıldığım yıl oldu. #100happydays de yalan oldu. Çünkü ne zaman tekrar başlasam hep kötü bir şey oldu ve ben de vazgeçtim. Vazgeçmek güzeldir bazen.
*Çok fazla kitap okumasam da hayatıma etki eden bazı kitaplar okudum ki bu da benim için farklı bir sürecin kapısını araladı. Bu konuya az sonra değinec…