10 Aralık 2016

Taşındım, gezdim, gördüm, geldim!

Oooo kimler gelmiş kimler dediğinizi duyar gibiyim. Siz demiyorsanız da ben kendi kendime diyorum şu an. :) Bloğu öyle böyle boşlamadım, biliyorum. Ama hayat bu bazen uzaklaşmak da gerekiyor galiba kafa toparlayabilmek için. Gerçi beni instagram gibi sosyal mecralardan takip edenler varsa görmüştür baya şey yaptım son zamanlarda. Orada ne kadar aktifsem burada bir o kadar pasif kaldım bu süreçte. Ama bu konuda da kendimi suçlayamayacağım, canım istedikçe yazıyorum işte. Bu arada bloğumun temasını değiştirdim biraz, sayfamın üst kısmında yeni şeyler göreceksiniz. Güzel oldu bence. :)

Görüşmeyeli nasılsınız bakalım? Eminim herkesin hayatında ufak tefek de olsa değişimler olmuştur.

Benim oldu mesela. Taşındım! 2 yılda 4. ev şaka değil vallahi öyle. İlki İstanbul'a ilk taşındığımda yerleştiğim ilk ev arkadaşlı evim. İlk ve son oldu. Ev arkadaşlığı bana göre değilmiş bunu deneyimleyerek anlamış bulundum. 2. si kısa süreliğine kaldığım, bir arkadaşımın tatlış eviydi. 3 ay boyunca -yaz döneminde- çatı katı tatlı mı tatlı minnak bir evde yaşadım. Çatı katı dairem olmadı da demem. ^^ 3.sü ise çok sevdiğim Çiçekçi'de tuttuğum ve yaklaşık olarak da 1 yıl süresince kaldığım evdi. Bu evde neler yaşamadım ki! Çok mutlu anlarım da oldu çok karamsar zamanlarım da. He bir de bu eve taşındıktan sonra hayatıma 2 yeni tontiş katıldı. Kediciklerim cacık ve kekik hanımlar! :)

Çeşitli sebeplerle bu evimden de çıkmak durumunda kaldım ve bu sefer Çamlıca dolaylarında hem iş yerime yakın hem de güvenli bir ev buldum. Çok tatlı bir balkonum ve kocaman bir evim var. (Kira konusuna hiç değinmek istemiyorum. Zira şu an moralimi bozmaya hiç niyetim yok.) Bu evin şimdiye kadarki evlerimden en önemli farkı da iş yerime inanılmaz yakın olması. Genellikle 15 dk gibi bir sürede ofiste oluyorum. Enerjimi emen İstanbul trafiğinden kurtulmuş olmak her gün neredeyse 3 saat daha kazandırmış oldu bana.
Hazır bu kadar bahsetmişken anıları yad edelim mi dersiniz? İşte İstanbul'da kendime yuva yaptığım yerler. :)




Veee şimdi yaşadığım ev.. Ancak yerleşebiliyorum çünkü taşınalı sadece 3 hafta oldu. (Buraya ikea'lara övgüler filan gelecek.)


Evde vakit geçirmeyi, keyif yapmayı seven biri olarak konfor benim için çok önemli. Evimin rahat ve kullanışlı olmasını seviyorum. Sadece beni yansıtan şeyler olsun istiyorum. Hani şu toplumun dayattığı bazı saçma sapan kurallar vardır ya hiçbiri de umrumda değil. İnsanların mobilyalara devasa paralar vermesini sanki kendi evinde misafirmiş gibi hareket etmesini hiç anlamıyorum. Neyse işte yine içime sinen güzel şeyler yaptım. Beğenenler el kaldırsın bakalım?! :)

Ev olayını bir kenara bırakırsak son zamanlarda beni en mutlu eden şey de Budapeşte-Prag seyahatiydi. Tadı damağımızda kaldı resmen. Çok güzel vakit geçirdik. Sonbaharda gidilebilecek en güzel yerlerdenmiş meğer Budapeşte ve Prag. Ve o kadar güzel karaler çıktı ki ortaya bu yazıyı yazmak için inanılmaz sabırsızlanıyorum. Gezi yazıları yazmak biraz meşakatli bir iş olmasa hemen şimdi yazardım. Gerçi ben gezi yazarı değilim deneyimlerimi paylaşıyorum, anılarımı kaydediyorum sadece. Yine de faydalı bir şeyler çıkıyor ortaya. :) (Mütevazı olamam efem heh heh.)

Bu vesileyle blogda sizi bekleyen yazılara da değinmiş olayım bari.

1. Budapeşte-Prag seyahatimiz
2. İtalya yolculuğumuzun geri kalan günleri
3. Geçtiğimiz yılbaşını kutladığımız Ukrayna-Lviv yazısı
4. Yeni yıl kararları
5. Son zamanlarda izlediğim dizi-filmler
6. İnstagram'da çok aktif olmamdan mütevellit İnstagram günlükleri tadında bir şey
7. Yeni yazı dizileri (tasarı aşamasında) :))

İşte böyle türlü şey var aklımda. Siz ilk hangisini yazmamı istersiniz?

Yorumlarınızı dört gözle bekleyen Mutlu keçi.. :)
© Mutlu Keçi
Maira Gall