Kayıtlar

2016 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Taşındım, gezdim, gördüm, geldim!

Resim
Oooo kimler gelmiş kimler dediğinizi duyar gibiyim. Siz demiyorsanız da ben kendi kendime diyorum şu an. :) Bloğu öyle böyle boşlamadım, biliyorum. Ama hayat bu bazen uzaklaşmak da gerekiyor galiba kafa toparlayabilmek için. Gerçi beni instagram gibi sosyal mecralardan takip edenler varsa görmüştür baya şey yaptım son zamanlarda. Orada ne kadar aktifsem burada bir o kadar pasif kaldım bu süreçte. Ama bu konuda da kendimi suçlayamayacağım, canım istedikçe yazıyorum işte. Bu arada bloğumun temasını değiştirdim biraz, sayfamın üst kısmında yeni şeyler göreceksiniz. Güzel oldu bence. :)

Görüşmeyeli nasılsınız bakalım? Eminim herkesin hayatında ufak tefek de olsa değişimler olmuştur.

Benim oldu mesela. Taşındım! 2 yılda 4. ev şaka değil vallahi öyle. İlki İstanbul'a ilk taşındığımda yerleştiğim ilk ev arkadaşlı evim. İlk ve son oldu. Ev arkadaşlığı bana göre değilmiş bunu deneyimleyerek anlamış bulundum. 2. si kısa süreliğine kaldığım, bir arkadaşımın tatlış eviydi. 3 ay boyunca -yaz …

Neler yapıyorum?

Resim
Canım blog, sevgili blog. İçimi dökmeyi en sevdiğim yer. Tuşların tıkır tıkır seslerini duymayı bile özlemişim. 2 aya yakın olmuş yazmayalı. Bu süreçte bolca düşündüm. Ara ara aklıma geldi yazmak yalan söylemeyim ama içimden gelmedi sanırım. Hani bazı zamanlar olur neyi niçin yaptığınızı unutmuşsunuzdur o başlangıçtaki hevesin sebebi neydi anımsayamazsınız ya da ne bileyim devam etmek için elinizde yeterli bir neden kalmamıştır. Ya da sadece canınız istemez. Benim şu süreçte hissettiklerim tam da böyle şeylerdi. Yazmayı çok sevdiğimi düşünürdüm genelde yazılarıma gelen yorumlarda hep içten yazdığım üzerineydi yani özetle seviliyordu. Sonra yavaş yavaş yazmaktan uzaklaştığımı fark ettim, keyif alıp almadığım üzerine çok düşündüm. O yüzden buraya gelirken gerçekten içimdeki ses hadi yaz artık dediği için geldim. Açıkçası ileriye dönük bir söz veremiyorum çünkü ne zaman düzenli yazacağım diye vaatlerde bulunsam gerisi gelmiyor. Canım istedikçe yazacağım. Buraya yazmak yaşadığım anıları y…

Mutlu Keçi Sinema Kuşağı #1

Resim
"Ne izlesem kiiii?" derdine son!

Hani böyle yemek yerken, gece uyumadan evvel ya da arkadaşlarınızla-sevgilinizle ne bileyim belki sadece tek başınızayken birkaç abur cubur eşliğinde keyifle size eşlik edebilecek bir şeyler izleme arayışına girersiniz ya (cümle bitemiyordu..) bir de aklınızda herhangi bir şey yoksa ne izleyeceğinize karar verene dek o istek bir kuş misali uçar gider. İşte ben de siz değerli dostlarımı bu gereksiz vakit kaybından kurtarmak adına kısa ama faideli bir liste hazırladım. Özet geç ey mutlu keçi diyenlere de sevgilerimi sunarım buradan daha ne kadar özet geçebilirim ki?! 
Aşağıda göreceğiniz listenin ilerleyen dönemde pek tabi ki devamı gelecek ancak şimdilik bunlarla idare edebilirsiniz gibi. Bilmiyorum size de oluyor mu bazen canım güzel bir film izlemek istiyor ama bakıyorum imdb watchlist hiç benlik halde değil gibi online siteler desek onlarca film arasında kaybolup gitmek an meselesi işte o anlarda zevklerine güvendiğim birkaç blogtan hızlıc…

Kuzguncuk'ta bir Pazar - Masum Mutfak

Resim
Merhabaaa,

Bu yazıyı çok tatlı bir yerden yazıyorum. Kuzguncuk'tan. Hafta sonumuzu boş geçirmemek adına birkaç plan yapmıştım. Yer, gün saatler bire bir tutmasa da planın bir şekilde bir ucundan yakaladım mı yakaladım. Sabah erkenden (09.30) uyandım, öncelikle günlerdir çamaşırlıkta asılı boynu bükük kalan giysilerimi katladım, güzelce dolabıma yerleştirdim. Sonra güzel bir duş aldım, temiz temiz giyindim, makyaj çok yapmadım, maskara sürmedim mesela. Eve gelince gözlerimi temizlemek büyük işkence çünkü. Neyse kahvaltımızı erkek arkadaşımla Kuzguncuk'ta yapmaya karar verdik. Birkaç kez bahsetmiştim size İstanbul'da en sevdiğim yerlerden biridir Kuzguncuk, hem evime de yakın canım istedikçe geliyorum. Amacımız baya erken gelmekti, sakin sakin burayı yaşamak için ama öğleyi buldu yine.

Kuzguncuk'a genelde Üsküdar'dan yürüyerek geliyoruz  bugünde öyle yaptık tabi o sırada yol üstündeki Gratis'i görünce uğramadan edemedim. Birçok üründe indirim vardı ve bu akşama …

İlk Kore dizisi deneyimim: Oh My Ghost

Resim
Merhaba blog, canım blog!

Can sıkıntısından ve daha çok evde takılmalı geçen günlerimden bahsedecek olursak bu günlerin bana en iyi gelen şeyi Kore dizileri oldu. Acayip keyif almaya başladım. İtiraf ediyorum eskiden önyargılıydım ve biraz da küçümsüyordum nedense ergence geliyordu. Gel zaman git zaman sevdiğim bloggerlardan biri (kediler ve kitaplar) bir Kore dizisinden bahsetti. Normalde zevklerine güvendiğim ve ortak film-dizi beğenilerim olan bir blog olunca vardır bir hikmeti diyerek bende bahsettiği diziyi izlemeye başladım.


İsmi Oh, My Ghost! İlk bölümü açar açmaz Korece konuşmalar, o abartılı jest ve mimikler, yüksek oktavlı sesler baya tuhaf geldi ama zamanla hem kulağım hem de gözlerim alıştı çekik gözlü porselen ciltli abilere ablalara. :)

Öncelikle dizinin konusuna geçmeden önce Kore dizileri ile ilgili gözlemlerimi maddeler halinde özetlemek istiyorum. :)

Pazar notları! :)

Resim
Merhaba gönül dostları!!!

Bu aralar hiç yazasım gelmiyor nedense. Sevgili anacığım da İzmir'den kalkıp yanıma geldi birkaç haftadır İstanbul'da. Beraber geziyoruz, sohbet ediyoruz, arada küsüyoruz ama aynı eski günlerdeki gibiyiz. :)
Yazı işi de biraz zorlama gibi olsun istemediğimden ara verdiğim bir şey haline geldi. Neticede rahatlamak için yazıyorum, keyif almak için. Demek ki bir süredir buna ihtiyaç duymamışım.
Bir de bu aralar değişik bir şey yapıyorum, deneysel bir şeyler. Psikolojik bir test bir nevi. Burada yazmasam da her gün kendi defterlerime bir şey karalıyorum. Bu konudan ilerleyen yazılarda bahsedicem sizlere de.
Şimdilik bu kadar spoiler vereyim. :)

Hazır buraya gelmişken şu bir türlü bitiremediğim çelıncı da bitireyim dedim. Siz bile unuttunuz di mi? Ama ben unutmam!!!

Son 2 soru kalmıştı zaten ama yarım bırakılmış bir şey benim enerjimi kaçıran bir hadise olduğundan tamamlamak istiyorum.

29. Korkularınızdan bahseder misiniz?

Yaşlanmaktan baya korkuyorum gali…

İtalya Gezi Rehberi / Gün 1 (Bologna - Floransa)

Resim
Ve nihayet malum yazıyı yazmaya karar verdi bu keçi. Bir türlü düşüncelerimi ve de kendimi toparlayıp yazma aşamasına geçememiş olsam da bir yerden başlamak gerek diye düşünüp buraya geldim. Neredeyse 10 gün oldu döneli. He bu arada bilmeyenler için konumuz "İtalya" efenim.
3 gece 4 günlük İtalya gezimiz hakkında anlatacak çok şey var. İyi ki ses kayıt cihazımızı almayı akıl etmişiz, yoksa şu an keçilikten balıklığa terfi etmek üzere olan ben kelimeleri zor toparlardım.

Hikayede başa dönecek olursak birgün erkek arkadaşımla internetten bilet bakınırken İtalya'nın Bologna şehrine Pegasus havayollarının uygun fiyatlı biletlerini gördük. Normalde ilk tercihimiz olmayan bir ülke bir anda rüyalarımızı süsleyen bir yer olmaya başladı. Bir şekilde kendimizi motive edip bir nevi gaza getirip biletleri aldık. 2 kişi gidiş dönüş yaklaşık 680 tl gibi bir miktara denk geldi.
Bu arada bilet almadan önce her siteden kontrol etmekte fayda var. Genelde başlangıç için skyscanner kullanıp…

Tembel keçi, mırıl mırıl şarkılar, sevdiklerim (27 ve 28)

Resim
Meydan okumanın son günleri yavaş yavaş geliyordu ve mutlu keçi hüzünleniyorduuu..

Ne de güzel herbir şey hakkında yazıp durduk kaç gündür. Böyle tek bir alana sıkışmaması da iyi oldu hem bu sayede birçok kişi birbirini daha yakından tanımış oldu değil mi?
Teşekkürler saçaklı! ^.^

Gelelim yeni konularımıza;

27. Dağınık mısınızdır yoksa düzenli mi?

Eğer evim temiz ve derli topluysa düzenliyimdir. :)) Ancak bir şekilde ipin ucu bir yerden kaçtıysa vay benim halime. Şu an olduğu gibi evi pok götürüyor. İtalya'dan döndüğümden beri bulaşık makinesini bir posta çalıştırmak dışında hiçbir şey yapmadım. Boyum kadar yığın oluştu çamaşırlardan. Giyinme odası adeta savaş alanı. Evin her yerinde normalde orada olmaması gereken bir eşya var. Fotoğrafını çektim aslında az önce ama gerçekten utandım yayınlamayacağım haha. Ama normalde bu kadar dağınık değilimdir sadece bende biraz battı balık yan gider duygusu fazla. :) Bu hafta ajandamın her günü temizlik işleri ile dolu. Hadi bakalım. Umarım …

Çelınç time! (bitmeyen sorular 18-26)

Resim
İtalya dönüşü ayağımın tozuyla çelınca devam edeyim diyorum. 4 günlük İtalya gezimiz bir harikaydı. Tüm olumsuzluklara rağmen keyfini çıkarmayı başardık ya aferin bize. İtalya'da neler yaptık gün be gün yazacağım size ama öncesinde şu çelınc mevzuuna bir el atmam lazım. :)

18. Katıldığınız ilk konser neydi?
Düşünüyorum düşünüyorum galiba ilki lisede arkadaşlarımızla arkadaşımın abisinin bizi götürdüğü bir konserdi. Amatör gruplardan birinin İzmir Bornova'daki bir konseriydi. Çok konser insanı değilim maalesef. Böyle sevdiği müzisyenlerin her bir konserini takip edip iştirak edenlere de çok imreniyorum. 
19. Satın aldığınız son giysilerle bir fotoğrafınızı paylaşır mısınız?
Hemen efenim. İtalya maceramıza start verdiğim kıyafetlerimle şenlendireyim burayı. :)

Ciao İtalya, biz geliyoruuz!

Resim
Selam millet!

Size ufak minnak bir duyurum olacaktı. Yarın bendeniz mutlu keçi ve sevdiceği İtalya yollarına düşüyor. Sabah 9 civarında Kadıköy'e varıp Havataş ile yola koyulacaklar. İstikamet havalaalanı oradan da Bologna. Bologna uçuşları ucuz olduğundan burayı tercih ettik ve birçok kimsenin aksine evet Roma ve Venedik ile başlamıyor İtalya seyahatimiz. Biz 3 gece 4 günlük seyahatimiz boyunca Bologna, Floransa ve Floransa'yı yeterince gezdiğimize inanırsak Siena'yı ziyaret edeceğiz. :) Bu hafta o kadar çok aksilik yaşadım ki yine de her şeye rağmen yüzüm gülmeye devam ediyor. Bakalım bizleri nasıl maceralı bir yolculuk bekliyor olacak. 3 gece boyunca Airbnb aracılığı ile bulduğumuz tatlı bir evde kalacağız. Fotoğraflarını ilerleyen yazılarda paylaşıyor olurum. Şansımıza İtalya bizi yağmurla karşılayacak ama olsun çok soğuk bir hava olmayacak gibi.  Eğer çok yorgun olmazsam ve vakit bulursam ben de İlham kediciğim gibi gün be gün yazmayı düşünüyorum İtalya maceramızı am…

Sakar keçi, mevsimler, el yazım (14,15,16,17)

Resim
Hafta içi bu saatlerde blog yazmak da ilginç gelmedi değil.

Bugün şirkette değil de evdeyim. Sorulara kaldığım yerden devam etmeden önce bu konudan bahsedeyim biraz sizlere. Hatta biraz daha öncesine Cumartesi akşamına kadar gideyim bence. Çünkü o gün güçlü ve zayıf yanlarımızı yazarken bir şeyden bahsetmeyi unuttum ve o şey bir haftadır peşimi bırakmayan bir kabus haline dönüştü.
Kötü yönlerimizi de yazıyorduk ya meydan okumada nasıl unuturum ben bunu düşünüyorum şimdi. Evet itiraf ediyorum ben dünyanın en sakar insanlarından biri olabilirim galiba arkadaşlar. Yani bilemiyorum başıma açtığım işlere bakınca artık tehlikeli boyutlara geldiğinin farkındayım durumun. Geçtiğimiz Cumartesi akşamı her zamanki gibi sokaktaki minnak kedilerime pencereden uzanmış mama veriyordum. Evimin salonu kot denilen cinsten evlerden. Ben de koltuğa çıkarak pencere önünde duran mama kabını her gün dolduruyorum, kedicikleri besliyorum. Yine böyle bir anda çok korkak minik bir kediyi fark ettim diğerlerinde…

Ah şiir, canım şiir! (13)

Resim
Favori şiiriniz ya da sizin için anlamı olan bir şiir var mı?
Gece 01.00 suları.. Tam da geceye yaraşır bir soru var bugün. Zaten hüzünlüyüm de biraz. Açıp açıp okuyorum sevdiklerimi şu an.
Şiir severim, çook severim diyemeyeceğim evet ama severim ve bazen koca bir romandan daha çok şey verir bize 3 dize. 
Edip Cansever en sevdiğim şairlerin başında geliyor. Sonra Nazım Hikmet, Cemal Süreya, Turgut Uyar, Atilla İlhan diye gidiyor. Mendilimde Kan Sesleri, Üvercinka, Yaşamaya Dair, Emperyal Oteli en sevdiğim şiirlerdendir.  Bir de o şiirleri gerçekten güzel icra edenler varsa dinletileri de tadından yenmiyor.
Nazım Hikmet'in Yaşamaya Dair şiirinin çıktısını alıp duvara filan asasım gelmişti bir ara. Bir de Genco Erkal'ın sesinden dinlemeyi çok isterdim canlı canlı. Neyse biz şimdilik youtube ile idare edelim.



Tiyatro, illüstrasyon, küçük şeyler, tembellik ve bebek arabası (9-10-11-12)

Resim
Sonunda fırsat bulabildim de geldim buralara ey blog!

Çelınca devam...

Perşembe gününden beri cancağzım kardeşim İstanbul'da. Pek bir güzel geçiyor vaktimiz. Haliyle bloğa ayıracak pek vaktim de olmuyor. O şimdi arkadaşlarıyla görüşmeye gitmişken ben de daha fazla biriktirmeden sorulara kaldığım yerden devam edeyim dedim.

9. günde kalmıştık hatırlarsanız. Hangi alanda iyi olmak isterdiniz diye sormuşlar. Hmmm ben sanatın her dalında iyi olan insanlara çok büyük hayranlık besliyorum. Tabi gönlümde yatan birkaç alan da yok değil. Mesela sahnede izlediğim ya da sinemada, bazı oyuncular beni o kadar heyecanlandırıyor ki. Özellikle tiyatroda çok iyi bir oyun izliyorsam o an heyecandan, coşkudan gözlerim doluyor. Kesinlikle çok iyi bir oyuncu olmak isterdim, o kadar yetenekli olmak isterdim ki beni izleyenlerin gözlerinde ışıklar çaksın, iyi ki böyle insanlar var desinler. Sanat iyi ki var.
Mesela müzik aletini harikulade çalabilen insanlara da çok imreniyorum. En azından bir müzik aleti…

İçecek püskürtmeli, komikli yazı (8)

Resim
Heyt be soruya bakınız; sizi gülümseten şeyleri paylaşın diyor bugün bize Saçaklı. :)

Şimdi adettendir biraz kendimden bahsedeyim grizgah babında sonra da bol görselli bir paylaşımla devam edeceğim. Öncelikle bu konuda mütevazı olamayacağım gerçekten espirili bir insanım bence. Ama böyle canım istediğinde ve havamdaysam aşırı komik olabiliyorum aynı zamanda hazır cevaplılığımla da bilinirim hihi. Beni gülümseten ve o an eğlendiğim bir andaysam değmeyin keyfime, espiriler havada uçuşuyor. Bazen işi iyice cıvıtıp gereksiz uzatınca çevremden "yeter artık dalga geçme bi'şey anlatıyoruz şurada." uyarıları da aldığım olmuştur. Özellikle kardeşimden haha.
Ya da devrik bakışlar efenime söyleyeyim göz belertmeler her şey var. Haliyle anladığınız üzere eğlenmeyi seven bir insanım. Hatta bir keresinde burada mı tivitırda mı yazmıştım hatırlamıyorum birlikte benzer şeylere gülemediğim insanlarla yakın arkadaş olamıyorum diye.

Bazen alakasız şeylere çok gülen insanlar oluyor mesela b…

Uyku uyku bütün istediğim buydu (7)

Resim
Bugünün sorusu "yatarken ne giyersiniz?" idi.

Öncelikle şunu belirteyim ben zaten haftanın 5 günü düzenli bir işe giden bir insanım yani akşam altı sularında ancak evde oluyorum. Eve gelince de üzerime direkt rahat bir şeyler geçiriyorum. Gece uyurken ayrı akşam ayrı şey giymiyorum o yüzden.

Genelde evde ne tarz giyinirsin derseniz bol şeyleri çok seviyorum. En önemli şey rahat olması. Ev demek rahatlık demek çünkü benim için.
En sevdiğim şeylerin başında bol pamuklu pijamalar ve bol salaş üstler geliyor. Ama evdeyiz diye de böyle kloraklı(çamaşır suylu) işte sökük vs. şeyler da giymem hani. Ufaklığımdan beri en hoşlaşmadığım şey kıyafetteki lekedir. Yeni aldığım bir şey dahi olsa yok bu takıntıdan ötürü giyemiyorum. :)
En sevdiğim pijamalarımı ise İstanbul Taksim'deki Terkos Pasajı'ndan satın aldım. Hem ucuz hem çeşitli zevklere hitap eden güzel şeyler var. Gitmediyseniz de bir bakın derim. Mesela şunu geçtiğimiz sene almıştım.


Haha Walter abiyi ne hallere düşürmüşü…

Challenge Accepted! (Meydan okumalara doyamamak)

Resim
Selam millet!

Sonunda tam da hafta sonunun şu son demlerini yaşarken daha fazla ertelemeden sevgili saçaklı'nın çelıncına iştirak edeyim dedim ama bugün 6. gününe gelmiş herkeşler.

O yüzden soruları çok da uzatmadan hızlıca cevaplayacağım. Böyle etkinlikleri çok seviyorum ama bir türlü düzenli yazamıyorum daha önce Zihnin meydan okumalarını takip edenler de görmüştür. Üç beş gün birleştirip yazmak tam da benim işim. :) Bu arada hafta sonum kötü başlayıp güzel devam etti. Bugün sabahtan erkek arkadaşımla sinemaya gittik çok komik bir filmdi. Uzun zamandır sinemada güzel film izleyemiyorum ya bu olayı nasıl aşacağız bilemiyorum. Korku-gerilim türündeki filmimizde sonlara doğru bizi bi gülme aldı öyle diyeyim. :) Sonra ise baya gezdik. Bugün yaklaşık 12 km yürümüşüz. Kadıköy Moda sokaklarını talan ettik. Moda ne güzel yer ya. Bir kez daha iyi ki buraya yakın oturuyorum dedim.
 Daha fazla uzatmadan meydan okumaya başlıyorum ey ahali. Buyrunuz sorular ve de benim cevaplarım.

1- Müzik l…

Oda Dekorasyonu! :)

Resim
Mutlu bir Pazar gününden herkese sevgiler selamlar efenim. Bundan sonra her hafta sonu yeni bir yazı sizleri bekliyor olacak böyle. Bu haftanın konusu ise "dekorasyon". Bu yazı uzuun zamandır bekleniyordu esasında ama ben ancak fırsat buluyorum ya da ancak içimden geldi diyelim. Eve taşınalı 4-5 ay olmuştur tahminen. Artık iyice yerleştim neyse siz yanınıza çayını, kahvenizi alın ben anlatmaya başlıyorum.

Bu sabah çok mutlu ve enerjik uyandım. Dün günümün keyifli geçmesinden mi, havanın aydınlık-güneşli olmasından mı ya da evin tertemiz oluşundan mı kaynaklı bilemiyorum belki şu an fonda çalan Yeni Türkü şarkılarının da etkisi vardır hala böyle hissetmemde. :) Neyse sabah çok geç olmadan uyandım ve bir baktım kekik hanım da ayak ucumda kıvrılmış yatıyor. Yeni favori yeri orası. Kalkıp şöyle bir etrafı toparladım, bulaşık makinesine bulaşıkları yerleştirdim. Tam salonda yayılıp oturacakken bu sefer değişiklik yapıp odamda takılmaya karar verdim. Kahvaltı içinse diğer günlerde…

Sevgili Tumblr ve canım uyku!

Resim
Bugün günlerden Çarşamba.

İş yerinde keyifli bir gün geçirdim uzun aradan sonra. Çok güldüm. Çok eğlendim. Bugün yanımda götürdüğüm Kivi'yi yemeyi ihmal etmedim. Hala sağlıklı beslenemiyorum o ayrı. Öğle arasında kola içtim mesela. Bu hiç iyi olmadı.

Gün sonunda servislerimizle fıtı fıtı evlerimize döndük. Pekii eve döndükten sonra ne oldu dersiniz? Normalde salona geçer biraz takılır sonra yiyecek bir şeyler hazırlar, bir film-dizi seçer izlerken de yemeğimi yerim. Genelde böyle. Bu sefer masa başında oturmaktan kaynaklanan şikayetlerimi gidermek amaçlı biraz uzanmak istedim. Fonda da bir ASMR videosu açtım yutuptan. Beni çok rahatlatıyor bu videolar. Asmr nedir diyenler için bir yazı hazırlayabilirim. Çünkü yıllardır hayatımda var olan bir hadise kendileri. :) Neyse efenim ben sonra uyuyup kalmışım saat de 8 filan. Arada uyanıyor gibi oluyorum ama böyle bir rüya aleminde gibi yine dalıyorum. Bir de kekik hanım da (kedim) yanımda fosur fosur uyuyor birlikte yatakta uyuyup kalmış…

Evde geçen günler, korku, bir tutam da umut.

Resim
Ne yazsam nereden başlasam acaba? Önce Ankara ardından İstanbul hafta sonu korku filmi gibiydi. Çok üzgünüm. Üzüntüden de çok korkuyorum. Kendimi hep bir film setinde gibi hissederek yürüyorum sokaklarda korkulu, mağrur, omuzlarımda büyük bir yükle.

Hafta sonu malum sebeplerden ötürü neredeyse hiç dışarı çıkmadık. Pazar günü artık kapalı alanda durmaktan mütevellit başımıza ağrılar girmeye başladı. Saat de akşam 9'u bulmuştu. Biz de biraz hava almaya karar verdik.

Eşofmanlarımızı spor ayakkabılarımızı giydik yanımıza da sularımızı aldık he bir de bir poşet dolusu kedi maması. :) Çiçekçi'den Üsküdar semalarına doğru güzel bir yürüyüş yaptık. Yolda giderken bir sürü minnoş kedi besledik. Sahilde pek insan yoktu. Biz de 1 saate yakın yürüdük, oturduk dinlendik, bolca sohbet ettik. Sonra da evin yolunu tuttuk. Bu arada yürüyüş sürecimizi snapchatten paylaşmıştım. İnstagram'dan daha aktif kullanıyorum artık snapchat'i. Takip etmek isteyen olursa kullanıcı adım "theewi…

Ankara

Resim
Yazmazsam olmayacak ama ne desem de bilemiyorum. Dünden beri çok ama çok üzgünüm hazmedemiyorum artık olanları. Düşünsenize senin kişisel sorunların olmasına bile hakkın yok ya da mutlulukların. Her zaman daha üzücüsü her şeyin daha beteri yaşanıyor. Dünyada hiçbir şey iyiye gitmiyor. Dün sabah Karaman'daki cinsel istismar skandalıyla uyandık daha o haberi sindiremeden akşamına Ankara'daki 3. patlama haberi. İnsan şaka olmasını istiyor.

Gencecik insanlar ve tek suçları o an orada olmak. Bu ülkede senin hayal kurmaya, umut etmeye hakkın yok. Can güvenliğin olmadan hangi güzel filmi izlemenin, spor salonuna gitmenin, sevdiklerinle bir kafede oturup kahkahalar atmanın hayalini kurabilirsin ki? Hayallerini çalan bir ülke burası. Hep diyorum o kadar kötü bir zamanda yaşıyoruz ki gençliğimizi asla mutlu olmaya hakkımız yok. Ben kendi güvenliğimi sağlamak zorunda mıyım ki nasıl yapabilirim bir başıma? Devlet dediğimiz şey neden var o zaman? Kimin sorumluluğu halkın can ve mal güvenl…

Kitap Alışverişi (Eganba.com, Jaguar Yayınları)

Resim
Bilmiyorum fark ettiniz mi bu aralar kitap alışverişi yapabileceğiniz çoğu online sitede güzel indirimler mevcut. Bende geçtiğimiz hafta içi twitter'da yapılan paylaşımlar sayesinde hiç bilmediğim bir site keşfettim. İlk başta biraz tereddüt etsem de riske girdim ve sipariş verdim. Gayet de memnun kaldım. Perşembe günü verdiğim sipariş Pazartesi günü elime ulaştı. Çok mutluyum çünküü sonunda Jaguar Yayınları'na ait "ilk" kitaplarıma kavuştum hem de %40 indirimli olarak. Aşağıdaki görselde de görebileceğiniz gibi çok cici kitaplar aldım. 2 tanesi ise 2balık1kedi sayesinde keşfettiğim ve okumak istediğim kitaplar oldu. Hangileri olduğunu söylememe gerek var mı? :) Özellikle yazarıyla yaptığı söyleşiye bayılmıştım. Okumayanları şöyle alalım.



Jaguar yayınlarının kitap kapak tasarımlarına kesinlikle hayranım. Nasıl güzeller ama! İnsanda daha da çok okuma isteği uyandırıyor. Zarif işçilik. Siz şimdiye kadar hangi kitaplarını okudunuz bakalım?  Bir de sizce ben ilk olarak …

100 Happy Goat Days #Day29

Resim
Bilin bakalım hangi yazı serisi ile geri dönüyorum? Özleyenler için #100happygoatdays yazıları geri döndü!!
Bu aralar kişisel gelişim yazılarına sarmış haldeyim. Hatta şu aralar elimde dolanan kitaplardan biri de Pozitif Gücün Büyüsü Louise L. Hay. Şimdi neden bunu söyledin diye sorarsanız, konuyu şuraya getirmekti niyetim; Benim bu yazı serisine ara vermemin başlıca sebeplerinden biri çevremizde, ülkemizde, dünyada olup bitenler. O kadar karamsardım ki... Hala da karamsarım bazı konularda ama zaman akıp gidiyor. Birçok insan gibi ben de mutlu da olsam mutsuz da olsam şu anları yaşayıp tüketiyorum. Sürekli negatif şeyleri özellikle değiştiremediğim şeyleri düşünerek kafamın içinde çeşitli savaşlar veriyorum. Neyse lafı daha fazla uzatmayayım demem odur ki bir şekilde hepimizin iyi hissetmeye ihtiyacı var. Bir yerlerde bir yazı okumuştum geçenlerde her gün en azından 3 tane şükür duyduğunuz şeyi yazın bir kenara diyordu. Hayatınızdaki güzellikleri fark etmek için. Benim için 100 mutlu …

Bir sorum var!

Resim
Size bir fikrimden bahsetmek istiyorum. Uzun zamandır bloğumla ilgili ve daha birçok şeyle ilgili kendimi tekrarlarda buluyorum ve bundan çok sıkıldım. Hep aynı tarz yazılar yazmaktan, aynı tarz şeyler okumaktan, izlemekten, aynı tarz şeyler yapmaktan kısacası... Beni heyecanlandıran bir şeylere ihtiyaç duyuyorum. Yavaş yavaş da olsa bunu hayatımın çeşitli yönlerinde kırmaya ve bazı şeyleri değiştirmeye başladım. Mesela bu ay hiç gitmediğim kadar çok sinemaya gittim. Mesela normalde blog yazılarımı salonda koltuğa yayılarak ve bilgisayarımı kucağıma alarak yazarken bu sefer odamda masama oturmuş halde yazıyorum.

Alın size başka değişiklik; Araştırmalarım hala devam etse de yakın zamanda spora başlıyor olacağım. Bununla ilgili aklımda iki alternatif var. İkisinden biri olacak muhtemelen. Bu arada daha Lviv yazısını yazmamışken size şimdiden güzel bir haber vereyim. Mayıs ayında mutlu keçi İtalya yolcusu!!! Kısa ama çok keyifli bir yolculuk bizi bekliyor. :) Bu arada Ukrayna Lviv gezi …

Dizi Meydan Okuması (Geç de olsa kapanış!)

Resim
17. En sevdiğiniz animasyon dizisi?

Animasyon dizileriyle pek aram yoktur ama bu soruya çocukluğumun en sevilen kahramanlarından biri olan Sailor Moon ile cevap verebilirim herhalde. Hatta iş yerinde masamda Mamoru ve evde de Venüs savaşçısı oyuncaklarım var. :)



18.  En sevdiğiniz komedi dizisi?

Aslında Friends ama Community de çok eğlenceli bir dizidir. Henüz 3. sezondayım ve şimdilik çok eğlenceli ilerliyor. Özellikle Pierce karakterine çok gülüyorum.


Breaking Bad, Friends, Narcos, Girls, Outlander... (Meydan okuma 7-16)

Resim
Hey, merhaba geldim ben!

Hiç lafı uzatmadan meydan okumaya kaldığım yerden devam ediyorum. Zihin'den takip ettiğim kadarıyla bugün meydan okumanın 21. günü. Ben de şimdi son yazdığım yazıdan bu yana geçen zamanda cevaplayamadığım soruları bir çırpıda yazıvereceğim. O yüzdeeen boool dizili ve de keyifli bir yazıya hazır olun diyorum. Bu arada bu meydan okuma çok zevkli bence. Sayesinde nur topu gibi iki yeni dizim oldu izlemeye başladığım. O yüzden sizin de güzel keşifler yapacağınızı düşünüyorum.
Haydi başlayalım!

7. Başta sevmeyip de zamanla bayıldığınız dizi?

Daha önceki sorulardan birinde de bahsetmiştim. Breaking Bad'i başlarda hiç sevmeyip ilk bölümden sonrasını izlememiş hatta ilk bölümünde yarısında kapatıp bırakmıştım. Sonra aylar sonra bir döndüm pir döndüm. Sezonları tek nefeste yalayıp yuttum. Ve ufak bir not benim izlediğim dönemde hiç o kadar da popüler değildi. Son sezonların yayınlanmaya başladığı dönemlerde iyice patladı. Ve gerçekten de popüler olup da fazla ş…

Dizi Meydan Okuması (5. 6. Gün)

Resim
Biliyorsunuz ki dün doğum günümdü. Evde hasta hasta yatarken kendi kendime de bir miktar hüzünleniyordum. Hiç doğum günüm gibi değil bugün diye. Sonra akşamın bir saatinde birde baktım zil çalıyor, kapıyı bir açtım karşımda sevdiğim dostlarım ve de kocaman bir pasta. Üzerine de "İyiki Doğdun Mutlu Keçi" yazdırmışlar hihi. Erkek arkadaşım bu konuda gerçekten çok başarılıydı ve tüm gün beraber olmamıza rağmen hiç çaktırmadı. Belki nezle olduğumdan algılarım bir nebze kapalıydı da ben anlamamışımdır bilmiyorum. :) Ben olsam bir şekilde belli ederdim herhalde. Neyse çok güzel bir akşamdı özetle. Umarım yeni yaşım da sevdiklerimle birlikte hep böyle keyifli ve gülümsemeli geçer. Ufak bir detay erkek arkadaşımın hediye ettiği Harry Potter kitapları artık kütüphanemde de olacağı için çok mutluyum. Çünkü ben tüm seriyi zamanında başkalarından ödünç alarak okumuştum da. :)


Dizi Meydan Okuması (3.4. gün) Vee Bugün Benim Doğum Günüüm!

Resim
Birkaç gündür eve çok yorgun geldiğim için erkenden uyuyakalıyordum. Bugün de hafta sonu keyfine iş arkadaşlarımla Kadıköy'de start verdik. Keyifli bir akşam oldu ama çoğumuz hasta olduğumuz için erkenden ayrıldık. Ben baya baya nezleyim. Bugün epey kötü oldum. Sesim, boğazım fena durumda. Ofisin yarısı hasta olunca ve kapalı alanda çalışınca bir şekilde herkese bulaşıyor meret. Aman dikkat edin siz de. Neyse evime gelir gelmez hemen sıcacık bir kahve yapıp kendimi koltuğa attım. Biraz internette dolaştıktan sonra birkaç da yazı okudum ve dedim ki hadi mutlu keçi üşenme de şu meydan okumaya kaldığın yerden devam et. Soruları ikişer ikişer cevaplayacağım galiba. Bugünün konusu da 3. ve 4. gün soruları olacak. Kekik hanım yanımda horul horul uyurken ben de gidip kettle'a yeni su koydum. Evet nerede kalmıştık? :)

3. Herkesin mutlaka izlemesi gerektiğini düşündüğünüz dizi?

Bu soruya verebileceğim sayısız yanıt var aslında ama herkes tarafından bilinen kült diziler yerine daha az bi…

Dizi Meydan Okuması (1-2. Gün)

Resim
2016'nın ilk yazısının bu olacağını hiç düşünmemiştim ama işte hayat sürprizlerle dolu.. :)
Bir baktım ki Zihin yine bir meydan okuma yapmış hem de konu ne dersiniz diziler!!! Daha önce bloğu takip edenler bilir. Kitap ve film meydan okumalarına da iştirak etmiştim ve inanılmaz keyif aldım. Diğer katılımcıların cevaplarını takip etmek de oldukça heyecan vericiydi. Hem kendi açımdan güzel bir arşiv oluşturmuş oldum hem de yeni keşifler yaptım. Şu anki heyecanım da en çok bu yüzden yeni yeni diziler keşfetmek istiyorum. Şimdiden Six Feet Under ve Dawson's Creek izlemek istediklerim arasına girdi bile.
Yazıyı yazmadan önce üşenmeden şimdiye kadar bir şekilde yolumun geçtiği tüm dizileri listeledim. Kiminden 2 bölüm izlerken kiminin 5 sezonunu izlemişim. 43 adet diziye bir şekilde dokunmuşum. :) Bakalım bu meydan okumada hangileri ile karşılaşıyor olacağız. Lafı fazla uzatmadan hemmen sorulara geçiyorum. Bu arada daha yeni başlayan bu eğlenceli challenge'a katılmak için hiç de…