29 Aralık 2015

Yeni yıl kararlarım, Lviv, hayaller ve Mutlu Keçi!

Merhaba sevgili dostlar! Umarım buralarda hala birileri vardır. Kahvenizi, çayınızı hazırlayın ve bu bir miktar uzunca yazıyı okumaya hazır olun diyorum. :)

Öncelikle yine düzenli yazacağım deyip haftalarca buraya uğramamışım. Bolca dizi izlediğim bir dönemden geçiyorum da fırsat olmuyor yazmaya. (Dil çıkaran smile) Ve ciddi manada güzel diziler izleme fırsatı buldum. Daha detaylı yazılar da gelecek bu konuyla ilgili olarak ileride ama özellikle şu üçlüye dikkat diyorum. :)

1- Narcos
2- Outlander
3- The Killing

Neyse efenim ben asıl konuya döneyim;

2015 bitti bitecek ama bu Mutlu Keçi neden hala yeni yıl yazısı yazmadı dediğinizi duyar gibiyim. Hazır olun, işte geliyor!


**Kısaca özetlemek gerekirse 2015 kişisel olarak baktığımda benim için hayallerimin bir kısmını gerçekleştirebildiğim çok güzel bir yıldı. Hayatımda yepyeni bir süreç başladı. Mezun oldum. İstanbul'a taşındım. Bir işim var. Bir kedim var "kekik" hanım. Erkek arkadaşımla aynı şehirde yaşıyorum. Kendi evim var ve ilk kez Christmas denilen şu güzel zamanı tam manasıyla yaşıyorum. Evimizde çam ağacımız, hediyelerimiz, bolca çikolatamız var. ^^ Noel müzikleri eşliğinde geçip giden günlerin içindeyim. 

Ve biz yeni yıla 2 gün sonra Ukrayna Lviv'de giriyor olacağız. Çok heyecanlıyım. Evet bu konudan hiç bahsetmedim ve sürpriz olsun istedim biraz. :) Yarın yola çıkıyoruz. İlk kez neredeyse hiç araştırma yapmadan bir yolculuğa çıkacağım galiba. Kaç gündür koşuşturmaca içerisindeyiz. En kalınından montlar, atkılar, bereler alındı. Bavulumu da hazırlayınca işlerim bitecek. Hala sanki giden ben değilmişim gibi bir garip hisler içindeyim. 2016 benim için oldukça renkli ve heyecanlı başlayacak anlayacağınız umarım da böyle devam eder. Hepimiz için böyle olsun! 

12 Aralık 2015

İyi geceler notu!

Bugün bu çok güzel ve anlamlı yazıyı okudum ve sizlerle de paylaşmak istedim. Tam da alıp baş ucuna asmalık değil mi? Canınız her sıkıldığında bakıp feyz alırsınız mesela. Ben çok sevdim, siz de beğenirsiniz umarım. :)



Dua
Tanrım, beni yavaşlat.
Aklımı sakinleştirerek, kalbimi dinlendir.
Zamanın sonsuzluğunu göstererek, bu telaşlı hızımı dengele.
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.
Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.
Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret.
Bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kedi okşayabilmek için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret.
Her gün bana kaplumbağa ve tavşan masalını anlat.
Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim.
Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya doğru bakmamı sağla.
Bakıp göreyim ki, onun böyle güçlü ve büyük olması, yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır.
Beni yavaşlat Tanrım ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et.
Yardım et ki, kaderimin yıldızlarına doğru daha olgun ve daha sağlam olarak yükseleyim.
Ve hepsinden önemlisi...
Tanrım bana, değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için sabır, ikisi arasındaki farkı bilmek için akıl ve beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver.
Eski bir Hitit Duası. (MÖ 2000)

6 Aralık 2015

Bir mutluluk sebebi olarak: Aralık!

Aralık...
En sevdiğim aylardan bir tanesi. En sevdiğim 2. ay da olabilir. Eylül'den sonra. He bir de Nisan'ı çok severim. Her mevsimden bir tat. :) Yaz'ı hiç sevmem mesela.
Hazır Aralık da gelmiş iken ben yavaş yavaş yeni yıl kararlarımı, hayallerimi düşünmeye başladım bile.
Yazmayı özlemiş olsam gerek boş bir sayfa açıp neden bahsetsem acaba diye düşünüp biraz oyalandıktan sonra kafamdan geçenleri içimden geldiği gibi buraya aktarmaya karar verdim. Tam da güzel bir bölüm dizinin ardından keyfim de yerindeyken neden blog yazmayayım ki dedim!
Kendi kendime kızdığım çok şey var, istemesem de oluyor çoğu kez. Yani aklımdaki çoğu şeyi yapmıyorum, yetiştiremediğimi düşünüyorum ama bu sadece bahane gibi geliyor bazen. Her zaman değil tabi. Çünkü gerçekten çok yorgun olduğum zamanlar oluyor. Kendime de çok yüklenmeyeyim şimdi. :)
Sorun galiba iş dışında kendime çok vakit ayıramamam ile ilgili. İzmir'de gerçekten çok daha renkli bir sosyal yaşantım vardı. Onu geçtim sürekli yeni şeyler yapıyordum. Origami kursu, tiyatro, fotoğraf ve daha başka şeyler... Şimdi bunların hiçbiri yok. Kurs, atölye vs. koskoca İstanbul'da yok mu derseniz tabi ki var. Ama çok pahalı. Ben de öyle bir yükün altına girmek istemiyorum. Kadıköy'de çok güzel ücretsiz kurslar var aslında. Keşke orada ikamet etme şartı aramasalarmış mesela. (üzgün surat)
Ben de en azından hafta sonları keyifli vakit geçirmeye çalışıyorum kendi çapımda. Yeni zevklerim de oluştu bu arada. Mesela makyaj! :)) Yeni yeni şeyler keşfediyorum, deniyorum. Aslında keyifli bir şeymiş diye düşünmeye başladım. Hala eyeliner olayını beceremiyorum ama olsun.
İnsanın her manada kendine bakması, kendini sevmesi, saygı duyması önemli şey bence. Bunu her anlamda yapmak lazım. Beslenmene dikkat etmekle, sporla, hijyenle, kendine bakmakla, dış görünüşüne özen göstermekle, ruhuna iyi gelen şeyleri keşfetmekle, çok okumakla-izlemekle... olabilecek şeyler bunlar. Bunları yapmadıkça ve kendi kendine homurdandıkça insan hem yerinde sayıyor, hem de geçip giden zamana hayıflanıyor.

Bu arada sizde farkındasınızdır uzun zamandır film-dizi-kitap yazısı paylaşmıyorum. Neden diye soracak olursanız nadiren izliyorum ya da okuyorum. Eski performansıma dönüşüm yakındır ama bu durumdan oldukça sıkıldım.

Ne çok konuştum yahu! Yazım biraz karamsar gibi gelebilir ama değil. Aksine yazdığım için rahatladım. Şimdi kaldığımız yerden devam edebiliriz. 2 haftadır yazmıyorum sanırım. Kısa kısa başlıklarla şu geçen zamanda yaptıklarımdan bahsedeyim biraz sizlere.

1- Benazio Coffee

Kadıköy, Yeldeğirmeni'nde çok tatlı bir cafeye gidilir. Arkadaşlarla buluşulur, bol bol sohbet edilir, kahkahalar atılır, iyiki birlikte eğlenebildiğin insanlar var diye düşünürsün. Bu arada ufak bir not benim için arkadaşlıkta en önemli kriterlerden biri de birlikte benzer şeylere gülebilmek galiba. Genelde öyle olduğu zaman daha çok seviyorum onları. :)




© Mutlu Keçi
Maira Gall