8 Temmuz 2015

100 Happy Goat Days #Day22 (biraz da iç dökme)





(Bu yazıyı yazarken fonda şu an çalan şarkı -->  https://www.youtube.com/watch?v=om0K7TO9gOY)

Merhabaa, işçi ve yorgun keçi'den hepinize selamlar efenim. Ben yazmayı çok özlüyorum yahu. Bloğu çok seviyorum. Her seferinde iyiki burası var diyorum, benim canım gizli mabedim. Pek gizliliği de kalmadı gerçi. Arkadaşlarım bile artık mutlu keçi diye hitap etmeye başladı. Çok bilinmesini istiyor muydum bilmiyorum ama bir kere öğrenmiş oldular. O yüzden yapacak bir şey yok. Çok kişisel şeyleri burada yazmamaya çalışıyorum zaten ama tumblrda biraz daha içimi dökebiliyorum. Merak edenler bakabilir. Neyse efenim 100 Happy Days'e devam. Her gün yazma sözüm tabi ki yalan oldu ama ne yalan söyleyeyim bu aralar baya yorgun hissediyorum kendimi. Şu an bile yazıyı yazarken esniyorum bir yandan. Günler hızlıca geçip gidiyor. Bir bakıyorum Pazartesi bir bakıyorum Cuma olmuş bile. Geçen gün konuşuyorduk da resmen 6 ay olmuş İstanbul'a yerleşeli. Bu kadar hızlı geçmemeli zaman. Zamanın hızlı geçmesine üzülmemin sebebi belki de tam da hayal ettiğim gibi geçmemesiyle mi alakalıdır acaba? Bilemiyorum ama bir yerlerde bir şeyler eksik ve ben kafamı toparlayıp bir türlü o konuda adım atamıyormuş gibi hissediyorum. Dedikleri gibi cidden burası çok yorucu bir şehir. Çoğu zaman bir şeyleri unutuyormuşum hissi yaşatıyor bana. Bir de blogta tam anlamıyla bu konudan bahsetmedim ama satır arasında bahsi geçiyor hep.
Ben çalışmaya başladım. Kurumsal hayatın bir parçası oldum ivit. İşimi seviyorum ama insanları... İş hayatının ne menem bir şey olduğunu geçtiğimiz şu 3 haftada fazlasıyla hissettim. Zor arkadaşlar zor! Mutluluk yazısı iç dökme yazısına doğru evriliyor gibi. :) Neyse aslında en önemli şikayetim yorgunluk ve erkenden gelen uykum ile alakalı. İşten geldiğimde çok daha fazla şey yapmak istiyorum ama mümkün olmuyor. Hafta içlerim evden işe, işten eve şeklinde geçip gidiyor öylece. Hafta sonları bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Aslında kast ettiğim sürekli ev dışında bir şeyler yapmak da değil sadece hobilerime, kendime biraz daha vakit ayırabilmek istiyorum. Rahatça düşüncelere dalıp hayaller kurmak istiyorum mesela. Belki de henüz 3 haftadır çalıştığım için böyleyimdir, zamanla o düzeni oturtabilirim diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz ey sevgili çalışan bloggerlar? :)
Bu arada fotoğraflara gelirsek ilki geçtiğimiz hafta çekildi ancak bu hafta fotoğraflar arasında gezinirken çok hoşuma gitti ve böyle bir kolaj yaptım. İsmi de "aile fotoğrafı" oldu. :) Kendine güzel bir köşe bulup mır mırr uyuyan kedicik ise eve giderken çıktı karşıma. Bir süre durup izledim çektikten sonra, nasıl da huzurlu uyuyor. İnsanlardan, trafikten, dedikodulardan ve bir sürü sorundan öte dünyada hissedebileceğimiz ufak ama aslında çok değerli ne güzel anlar var değil mi? Mutluluk bu anlarda gizli işte. Ve son fotoğraf ise "Teras çok güzel, gelsenize!" demek içindi. Kısacası bir miktar şımarıklık ve pofuduk bulut içeriyor. :)

Day 22

1 yorum:

  1. İstanbul ' da doğdum büyüdüm ...
    Ve 24 yaşınsa daha sakin bir şehre yerleştik... İstanbul ' a 1 saat uzaklıktayız . Ve inan alışamam diye korkuyorken şimdi 'iyiki' diyorum...
    İstanbul yorucu evet , ama kısa bir süre içinde düzen oluşturup - tempoyu yakalayacağını düşünüyorum...

    YanıtlaSil