31 Temmuz 2015

Happy Goat Days #Day26

Neredeyse 1 hafta olmuş. Aslında mutlu günler devam ediyordu ama nedense bir türlü bir araya getiremedim sözcükleri bu hafta. Biraz yoğundum galiba. Neyse bu hafta sonundan beri beni mutlu eden şeylerden bahsedeyim kısaca. :)

Geçen Cuma ev bakmaya Maltepe taraflarına gittik. Begenemedik malesef. İstanbul'da ev bulmak ne kadar zor ya. Umarım buluruz uygun bir yer. O konuyu düşündükçe epey içimi sıkıyor, o yüzden düşünmemeye çalışıyorum. Ev bulamadık ama tombik tatlı bir velet bulduk. Zar zor kaldırdım valla. Tam bir yumak! :)


Cumartesi ise işle alakalı bir eğitim için Bostancı Dedeman oteldeydik. Keyifli geçti sayılır. Eğitim sonrası ise eve gelip güzelce yemek yiyip bolca kekik (erkek arkadaşımın kedisi) sevdikten sonra Kuzguncuk'ta aldık soluğu. Gitmeden evvel bir de kekik hanımı yıkadık güzelce. Çok korktu çok. Bır daha zor yıkarız. :)


ilk mahsuller. 
Kuzguncuk çok cici. Bir türlü gidememiş olsam da Nail kitabevi de açıldı tam oldu. Biz genelde cinaralti kafede oturuyoruz sahil tarafındaki.



Pazar günü ise arkadaşlarımızla Caddebostan taraflarına gittik. 1 aydır çatıda kullandığımız sandalyelerin de açılışını yaptık böylece. Çok keyifli bir hafta sonu oldu.


Hafta içi isee çok hızlıca geçti. Çarşamba günü İzmit'ten arkadaşım geldi. 2 gün onu misafir ettim. İş çıkışları gezdik bolca. Bir gün Kadıköy, Moda taraflarında diğer gün ise Beşiktaş, Ortaköy semalarındaydık. Ortaköy'den nefret ettim. İğrenç bir kalabalık vardı. Moda ise her zamanki gibi favori yerlerim arasında.


 Bir de kendi kendime bir karar aldım. Böyle bir yere gittiğimde nerede yesek nerede bir şeyler içsek sorunsalına çare niteliğinde güzel yerlerin bir listesini barındıracağım. Normalde manuel yapmayı düşünüyordum bu olayı ama o baya zor olacak bir de aradan belirli bir zaman geçtikten sonra orası neresiydi ya diye düşünmeye başlayacağım. O yüzden bu işi akıllı telefonum ne güne duruyor diyerekten onunla halletmeye karar verdim. Bunun için "zomato" uygulamasını kullanacağım. Bugün yavaştan listeye başladım hatta. Listedeki yerleri deneyimledikçe burada da bahsederim zaten.
Sizin Kadıköy-Moda civarlarında önerebileceğiniz güzel yerler var mı pekii? :)


Bu arada arkadaşım dün döndü evine. Ben de eve geldiğimde evi toparladım, bulaşıkları yıkadım. Erkek arkadaşımla güzel bir yemek hazırladık, afiyetle yedik. Yeni bir diziye başladık bir de "Mr. robot" Şimdilik fena değil şeklinde ilerliyoruz, öyle çok ayılıp bayılmadım. Ama bir şekilde izlettiriyor kendini. Başka diziler de var hakkında yazacağım ama başka bir yazıya bırakıyorum o işi.


Bugün çok kötü başlayan bir gün oldu esasında. Can sıkıcı şeylerden çok bahsetmek istemiyorum burada. Sadece ev olayında yine başa döndüğümü söyleyebilirim. Ev arkadaşı aramaya başladım yine ve yaklaşık 1 buçuk ay içinde kesinlikle bulup çıkmam gerekiyor her ne kadar bu evden ayrılmak istemesem de. Bazen gerçekten çok zorlanıyorum. Özellikle bu ev mevzuları, pahalı kiralar, insanlarla olan mecburi diyaloglar vs. çok canımı sıkıyor. Umarım tutunabilirim diyorum bu şehirde. Neyse bakalım..


Ancaaaak şu an elimde sek çilekli sütüm ile ay tam tepemde, bulutlar hızlıca geçip giderken ve soğuğa rağmen 2 kat hırkayla terasta bu müzik eşliğinde bu yazıyı yazarken pek huzursuz olamıyorum ne yalan söyleyeyim. Huzur, içimizde bir yerlerde hep ve onu açığa çıkaracak ufak hamlelere ihtiyaç duyuyor. Ara ara mutsuz olsam da -herkes gibi- kendimi iyileştirebiliyorum ve bu huyumu çok seviyorum. Şimdilik benden bu kadar. Yeni bir günde görüşmek üzere. :)



İyi geceler.

24 Temmuz 2015

100 Happy Goat Days #Day25



Gün 25: Ülkemizde onca kötü şey yaşanırken mutlu anları burada paylaşmak ne denli doğru bilmiyorum ama bu da bugünden geriye kalan kareler. Tam mutlu olacakken böğüre oturan o öküz de olmasa keşke. Hayat bu kadar acımasız olmasa, sevsek sevilsek, yaşasak ve yaşatabilsek. Ah, keşke..

22 Temmuz 2015

Bu Aralar Ben..

Miribaaaaa,

İşten eve gelmiş yorgun argın ne yesem diye düşünürken biraz müzik dinleyip yazı yazmaya karar verdim, malum yazmayalı yine günler olmuş. Hava da serin mi serin oh değmeyin keyfime. Mutlu keçinin mutlu günleri yer yer mutlu yer yer bulutlu geçip gidiyor ancak buraya yazmak için yeterli motivasyonu bulamıyordu. İşte o aradığı motivasyon bir anda ufak bir ezgiyle birden konuverdi şuracığa. Ah, şu notaların gücü.

Nereden başlasam nasıl anlatsam bilmiyorum aslında bahsetmek istediğim onlarca şey var. İş hayatına adım attığımdan beri yazılarımın da adedi ve uzunluğu değişiverdi. Çünkü gerçekten de düşüncelerimi toparlayıp buraya aktarmak isterken baya efor sarfediyorum. Hala çalışmaya alışamamış keçinin hali budur işte dostlar. 1 ay oldu hatta 1,5 ay ve ben hala eski düzenime dönebileceğim günlerin hayallerini kuruyorum. Şu yorgunlukla başa çıkmanın bir methodu olmalı. Esasında çok da yorucu bir iş değil ama sabah erken kalkıp eve geldiğimde sahip olduğum 5 saatlik süreci nasıl değerlendireceğimi düşünürken zaman geçip gidiyor. İş dediğimiz şey neden bütün hayatımızı kaplamak zorunda ki?

Bugün yine kendi kendime düşünüyordum hatta dayanamayıp arkadaşımla da paylaşıverdim. Eskiden kendimle bolca baş başa kalır ve gerçekten bundan çok keyif alırdım ve kendimce kaliteli vakit geçirdiğimi düşünürdüm. Masama oturur defterlerimi düzenler, manuel olarak bir sürü şey yazar, listeler tutar, bloğuma yazılar yazar, filmler izler, diziler keşfeder, kitap okur, kedimle oyunlar oynar, müzik dinler, bazen de boş boş yatıp tavana bakar hayaller kurardım sadece. Bazen de çok sıkılırdım. Sıkılmanın ne değerli bir şey olduğunu şimdi şimdi anlıyorum be blog. Sıkılacak boş vakitlerim vardı bolca. Arkadaşlarım vardı her canım sıkıldığında görüşelim diyip görüşebildiğim. Şimdi her buluşma büyük bir olay, tam bir muamma. Hafta içi canım pek bir şey yapmak istemiyor zaten. Eve gidip güzel bir yemek eşliğinde sevdiğim diziyi izleme hayalleri kuruyorum sadece. Ama bu şekilde olmasını istemiyorum ben. Yani çok daha verimli geçirmeliyim zamanımı. Bugün de bunları düşündüm işte. Artık odamda kendimle neredeyse hiç vakit geçirmiyorum, bir şey üretmiyorum, yazı bile yazamıyorum. Dedim kiii, "Bak mutlu keçi tamam yeni başladın işe, evet zorlanıyorsun, tek başına yaşamak zor, aileni özlüyorsun(burada gözler hafiften nemli) ama artık silkin ve kendine gel. Sen bu değilsin! Belki her zaman biraz tembel ve üşengeçtin ama şu an hayatını bir düzene sokman gerekiyor ve bir yerden başlaman gerek!" İşte bu yazı da bu kararın ilk adımı oluverdi. Aslında niyetim o değildi yazmaya başlarken ama şu an fark ediyorum ki bu yazının bir misyonu var. Bloğuma ve eski güzel alışkanlıklarıma-hobilerime geri dönüş yazısı oluverdi bak görüyor musunuz? :)

Bu arada 100 Happy Goat Days yazıları tüm hızıyla devam edecek. Yarından itibaren günlük yazılarıma dönüş yapıyorum. Bu ise "bu aralar ben.." yazısı olarak kalsın burada. Biraz da fotoğraf ekleyeyim de şu karamsarlıktan sıyrılalım. Bu arada size önümüzdeki günlerde çok güzel diziler önereceğim ve de filmler. :) He ben hala kitap okuyamıyorum. O konuda tavsiyesi olan var mı?


















Sevgiler
Mutlu keçi


15 Temmuz 2015

100 Happy Goat Days #Day24

24. Gün: Bugün aslında birikmiş günlerin mutluluğu var üzerimde. Hafta sonu ile başlayan zaman zaman sekteye uğrayan ama yine de içimde bir yerlerde beni hiç yalnız bırakmayan tatlı bir mutluluk. İlk kıvılcımını verdiği an belgrad ormanında bisikletlerimizle ormanın derinlikliklerine doğru daldığımız andı. Bisiklet sürmeyi çok özlemiştim çok. Kondisyonum çok kötü ama kendimi çok mutlu ve özgür hissettim o an. Özellikle yokuş aşağı kendini bırakıp saçlarında rüzgarı hissettmek o adrenalini yaşamak o kadar keyifli ki anlatamam. :)





Hafta sonu öyle güzel geçti ki pazartesi sendromunu tam yaşayamadım bile. Dün ise en yakın arkadaşlarımdan birini misafir ettim evimde. Çook güzel sohbetler ettik beraber. Terasta yıldızlara bakarak hayaller kurduk. Çevremizde az da olsa bizi anlayabilecek yapıda insanlar olduğunu bilmek çok güzel. Dün akşama dair bir fotoğraf yok ama bazı anlar sadece hafızalarımızda yer alsa ne olur değil mi? Hatta belki de daha güzel ve özel olur. Öyle işte.

Siz de ne var ne yok? Hala beni okuyan birileri var mı acaba oralardaaa..

Bu arada asıl olayı söylemeyi unuttum, ben yarın İzmir'e gidiyorum. Canım aileme kavuşmaya. :)


12 Temmuz 2015

100 Happy Goat Days #Day23




Bugün alışveriş günüydü. Önce bolca dinlendik sonra da alışverişe gittik. Eve gelince de babil.com'dan yeni kitaplar aldım. Özellikle Sahilde Kafka'ya hemen kavuşup başlamak istiyorum. Murakami cidden merak ettiğim yazarlar arasındaydı. Çok sevindim sonunda yollarımızın kesişmesine. Bu arada yarın Belgrad ormanına bisiklet sürmeye gideceğiz hihi. Şimdi ise Yunan şarkıları eşliğinde bir Cumartesi gecesini daha sonlandırıyorum. 
İyi geceler 23. günden! :)

8 Temmuz 2015

100 Happy Goat Days #Day22 (biraz da iç dökme)





(Bu yazıyı yazarken fonda şu an çalan şarkı -->  https://www.youtube.com/watch?v=om0K7TO9gOY)

Merhabaa, işçi ve yorgun keçi'den hepinize selamlar efenim. Ben yazmayı çok özlüyorum yahu. Bloğu çok seviyorum. Her seferinde iyiki burası var diyorum, benim canım gizli mabedim. Pek gizliliği de kalmadı gerçi. Arkadaşlarım bile artık mutlu keçi diye hitap etmeye başladı. Çok bilinmesini istiyor muydum bilmiyorum ama bir kere öğrenmiş oldular. O yüzden yapacak bir şey yok. Çok kişisel şeyleri burada yazmamaya çalışıyorum zaten ama tumblrda biraz daha içimi dökebiliyorum. Merak edenler bakabilir. Neyse efenim 100 Happy Days'e devam. Her gün yazma sözüm tabi ki yalan oldu ama ne yalan söyleyeyim bu aralar baya yorgun hissediyorum kendimi. Şu an bile yazıyı yazarken esniyorum bir yandan. Günler hızlıca geçip gidiyor. Bir bakıyorum Pazartesi bir bakıyorum Cuma olmuş bile. Geçen gün konuşuyorduk da resmen 6 ay olmuş İstanbul'a yerleşeli. Bu kadar hızlı geçmemeli zaman. Zamanın hızlı geçmesine üzülmemin sebebi belki de tam da hayal ettiğim gibi geçmemesiyle mi alakalıdır acaba? Bilemiyorum ama bir yerlerde bir şeyler eksik ve ben kafamı toparlayıp bir türlü o konuda adım atamıyormuş gibi hissediyorum. Dedikleri gibi cidden burası çok yorucu bir şehir. Çoğu zaman bir şeyleri unutuyormuşum hissi yaşatıyor bana. Bir de blogta tam anlamıyla bu konudan bahsetmedim ama satır arasında bahsi geçiyor hep.
Ben çalışmaya başladım. Kurumsal hayatın bir parçası oldum ivit. İşimi seviyorum ama insanları... İş hayatının ne menem bir şey olduğunu geçtiğimiz şu 3 haftada fazlasıyla hissettim. Zor arkadaşlar zor! Mutluluk yazısı iç dökme yazısına doğru evriliyor gibi. :) Neyse aslında en önemli şikayetim yorgunluk ve erkenden gelen uykum ile alakalı. İşten geldiğimde çok daha fazla şey yapmak istiyorum ama mümkün olmuyor. Hafta içlerim evden işe, işten eve şeklinde geçip gidiyor öylece. Hafta sonları bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Aslında kast ettiğim sürekli ev dışında bir şeyler yapmak da değil sadece hobilerime, kendime biraz daha vakit ayırabilmek istiyorum. Rahatça düşüncelere dalıp hayaller kurmak istiyorum mesela. Belki de henüz 3 haftadır çalıştığım için böyleyimdir, zamanla o düzeni oturtabilirim diye düşünüyorum. Siz ne dersiniz ey sevgili çalışan bloggerlar? :)
Bu arada fotoğraflara gelirsek ilki geçtiğimiz hafta çekildi ancak bu hafta fotoğraflar arasında gezinirken çok hoşuma gitti ve böyle bir kolaj yaptım. İsmi de "aile fotoğrafı" oldu. :) Kendine güzel bir köşe bulup mır mırr uyuyan kedicik ise eve giderken çıktı karşıma. Bir süre durup izledim çektikten sonra, nasıl da huzurlu uyuyor. İnsanlardan, trafikten, dedikodulardan ve bir sürü sorundan öte dünyada hissedebileceğimiz ufak ama aslında çok değerli ne güzel anlar var değil mi? Mutluluk bu anlarda gizli işte. Ve son fotoğraf ise "Teras çok güzel, gelsenize!" demek içindi. Kısacası bir miktar şımarıklık ve pofuduk bulut içeriyor. :)

Day 22

5 Temmuz 2015

100 Happy Goat Days #Day21







Dünden,  bugünde son birkaç günden..
Pofuduk bulutlar, iş, çalış çalış çalış, baş ağrısı, şirketçe iftar yemeği, öncesinde çocuklar gibi şen oynanan oyunlar, siyah beyazın naifligi, minik panda, broslara olan sevgim, sevgiliyle yapılan yemekler, gün batımı, ve temiz temiz oda.  :)

Day 21

© Mutlu Keçi
Maira Gall