28 Nisan 2015

500 Days of Summer (9)

Şu an bir yandan çilekli yoğurdumu yerken bir yandan da bu yazıyı çiziktiriyorum buraya. Tam da filme uygun bir atıştırmalık değil mi? :)

9. günün sorusu: Repliklerini ezberlediğiniz bir film seçin.

Bu soruyu görür görmez verebileceğim tek bir yanıt vardı benim için. Tabi ki 500 Days of Summer!
Neden derseniz, film ilk çıktığından beri kaç kez izlediğimi ben bile bilmiyorum. Hatta bu filme olan sevgim ile ilgili olarak odamdan şöyle enstantaneler paylaşmak istiyorum. :)





500 Days of Summer,  bu cümlelerle başlıyor ilk olarak ve daha en başından ben diğer aşk filmlerine benzemem ona göre şişşt demeyi ihmal etmiyor. Tom ve Summer aynı işyerinde çalışıyorlar ve kısa süre içerisinde birbirlerinden etkilenmeye başlıyorlar. Tom, Summer'ı görür görmez aşık oluyor aslında. Summer ise biraz daha anı yaşayan, içinden geldiği gibi davranan bir kız ve Tom'a yaklaşım şekli ve bakış açısı birazcık daha farklı. Esasında sanırım yönetmenin yapmak istediği şey biraz da erkek ve kadın arasındaki rolleri değiştirerek aşk hakkında bizlere empati kazandırmak olabilir gibi geliyor.



Çünkü film süresince duyduğumuz çoğu diyalogta karakterlere aşkı sorgulatıyor ve bu anlamda o kadar güzel sekanslar ortaya çıkıyor ki.. Örneğin Tom'un Summer'dan bahsettiği şu sahne gibi.


Bu arada Summer Finn filmde öyle bir yansıtılıyor ki herhalde bu kadına aşık olmayan erkek olamaz diyorsunuz. Hatta bu film sonrasında Zooey Deschanel hayranları epey artmıştır diye düşünüyorum. :) Ben ilk olarak Yes Man filminde görmüştüm ve çok beğenmiştim kendisini. Oyunculuğu ne kadar iyi konusu tartışılır tabi ki çünkü genelde hep kendi karakterine uygun roller seçiyor gibi geliyor bana. Şimdiye kadarki popülerleşmiş yapımlarına baktığımızda da bu paralelliği görmemek imkansız. (bkz. New Girl) Son zamanlarda biraz gözümden düşse de özellikle bu filmdeki giyim tarzına, saçlarına ve genel olarak tavrına bayılıyorum. Çok tatlı. Hatta bir ara saçlar ve kaküllerden ötürü beni ona benzetmişlerdi. Tamam tamam gülmeyin, ben söyleyenlerin yalancısıyım valla heh heh. :)
Bu kadar Summer övdükten sonra canım Tom'cuğuma değinmemek olmaz. Filmin bu denli başarılı olmasındaki esas nedenlerden biri kesinlikle Joseph Gordon Levitt bence. Bu çocukta cidden şeytan tüyü var. Çok yakışıklı desek değil ama kesinlikle sinemaya yakışan bir tipi var. Ve tabi ki çook yetenekli. Filmde Tom karakterini öyle gerçekçi oynamış ki etkilenmemek mümkün değil. Özellikle filmin son dakikalarında Summer ile bankta otururken değişen hayatları üzerine konuştukları sahnede çok dokunaklı bir bakışı vardı ve gözler nemlendi haliyle azıcık.

Bir de filmdeki çizimleri, renkleri, müzikleri çok seviyorum. Müzikler bile başlı başına sevdirmeye yetiyor. Ara sıra canım sıkıldıkça açıp dinliyorum hepsini. :)

Aranızda hala izlemeyen varsa, hiç durmasın izlesin tez vakitte. Mutlu keçi öyle buyurdu! :) Tabi ki göreceli bir durum bu beğeni olayı. Filmi çok sıkıcı bulan, anlamsız bulan da olacaktır ama bendeki yeri ayrı işte böyle napalım. :)

Bu kadar sevdiğim ve de övdüğüm bu tatlış filmden pek tabi ki bolca görsel paylaşacağım. Çünkü her biri içimi açıyor, mutlu ediyor beni. Her ne kadar film yer yer hüzünlü gibi görünse de aslında finali itibariyle iyi kotarılmış bir "feel good movie" diyebiliriz kendisine.








10. günde buluşmak üzere.
Sevgiler,
Mutlu Keçi


8 yorum:

  1. Yahu ben bu filmi çok büyük beklentiyle izledim galiba. Tamam güzeldi ama herkes olağanüstü olduğunu düşünüyor :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. O beklenti olayı cidden kötü oluyor bazen ya. Ben öylesine açıp izlemiştim Zooey'i görünce, belki ondan da çok sevmişimdir. :)

      Sil
  2. yaa ne kadar güzel anlatmışsın. tekrar izleyesim geldi:) içim açıldı bi mutlu oldum:D
    ayrıca odandaki enstantanelere ba-yıl-dımm..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eheh beğenmene sevindim kiii. :) Ben artık izlemekten sıkıldım galiba her sahneyi ezberledim çünkü. Bir süre hiç izlemezsem özleyebilirim. Bu arada senin yanıtlarını yeni okudum yahu bu meydan okumaya katıldığını bilmiyordum görünce mutlu oldum. ^^

      Sil
  3. Zooey Deschanel`in bu filmdeki tarzı cidden çok tatlı.
    Asansörde "to die by your side.." diye şarkıyı mırıldandığı bölümü de sanırım hiç bir zaman unutamayacağım :')

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya çok güzeldi. :) The Smiths şarkılarını daha bir çok sevdim. :)

      Sil
  4. Ben de beğenmiştim bu filmi ama öyle çok çok hayran olmamıştım. Joseph Gordon Levitt'e hayran olmuştum tabii :-) Filmde özellikle karaoke ve Tom'un dans ettiği sahneyi sevmiştim. O dans sahnesini defalarca izlemişimdir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yaa aynen benim de en sevdiğim sahnelerden biridir. Çok eğlenceliydi. )

      Sil