Kayıtlar

2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Yeni yıl kararlarım, Lviv, hayaller ve Mutlu Keçi!

Resim
Merhaba sevgili dostlar! Umarım buralarda hala birileri vardır. Kahvenizi, çayınızı hazırlayın ve bu bir miktar uzunca yazıyı okumaya hazır olun diyorum. :)

Öncelikle yine düzenli yazacağım deyip haftalarca buraya uğramamışım. Bolca dizi izlediğim bir dönemden geçiyorum da fırsat olmuyor yazmaya. (Dil çıkaran smile) Ve ciddi manada güzel diziler izleme fırsatı buldum. Daha detaylı yazılar da gelecek bu konuyla ilgili olarak ileride ama özellikle şu üçlüye dikkat diyorum. :)

1- Narcos
2- Outlander
3- The Killing

Neyse efenim ben asıl konuya döneyim;

2015 bitti bitecek ama bu Mutlu Keçi neden hala yeni yıl yazısı yazmadı dediğinizi duyar gibiyim. Hazır olun, işte geliyor!

**Kısaca özetlemek gerekirse 2015 kişisel olarak baktığımda benim için hayallerimin bir kısmını gerçekleştirebildiğim çok güzel bir yıldı. Hayatımda yepyeni bir süreç başladı. Mezun oldum. İstanbul'a taşındım. Bir işim var. Bir kedim var "kekik" hanım. Erkek arkadaşımla aynı şehirde yaşıyorum. Kendi evim var v…

İyi geceler notu!

Resim
Bugün bu çok güzel ve anlamlı yazıyı okudum ve sizlerle de paylaşmak istedim. Tam da alıp baş ucuna asmalık değil mi? Canınız her sıkıldığında bakıp feyz alırsınız mesela. Ben çok sevdim, siz de beğenirsiniz umarım. :)



Dua
Tanrım, beni yavaşlat.
Aklımı sakinleştirerek, kalbimi dinlendir.
Zamanın sonsuzluğunu göstererek, bu telaşlı hızımı dengele.
Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükunetini ver.
Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği, belleğimde yaşayan akarsuların melodisiyle yıka, götür.
Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymama yardımcı ol.
Anlık zevkleri yaşayabilme sanatını öğret.
Bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir köpek ya da kedi okşayabilmek için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, balık avlayabilmeyi, hülyalara dalabilmeyi öğret.
Her gün bana kaplumbağa ve tavşan masalını anlat.
Hatırlat ki, yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, yaşamda hızı arttırmaktan çok daha önemli şeyler olduğunu bileyim.
Heybetli meşe…

Bir mutluluk sebebi olarak: Aralık!

Resim
Aralık...
En sevdiğim aylardan bir tanesi. En sevdiğim 2. ay da olabilir. Eylül'den sonra. He bir de Nisan'ı çok severim. Her mevsimden bir tat. :) Yaz'ı hiç sevmem mesela.
Hazır Aralık da gelmiş iken ben yavaş yavaş yeni yıl kararlarımı, hayallerimi düşünmeye başladım bile.
Yazmayı özlemiş olsam gerek boş bir sayfa açıp neden bahsetsem acaba diye düşünüp biraz oyalandıktan sonra kafamdan geçenleri içimden geldiği gibi buraya aktarmaya karar verdim. Tam da güzel bir bölüm dizinin ardından keyfim de yerindeyken neden blog yazmayayım ki dedim!
Kendi kendime kızdığım çok şey var, istemesem de oluyor çoğu kez. Yani aklımdaki çoğu şeyi yapmıyorum, yetiştiremediğimi düşünüyorum ama bu sadece bahane gibi geliyor bazen. Her zaman değil tabi. Çünkü gerçekten çok yorgun olduğum zamanlar oluyor. Kendime de çok yüklenmeyeyim şimdi. :)
Sorun galiba iş dışında kendime çok vakit ayıramamam ile ilgili. İzmir'de gerçekten çok daha renkli bir sosyal yaşantım vardı. Onu geçtim sürekli ye…

Mutlu Keçi Kitap Fuarı'nda!

Resim
Günlerden Cumartesi yani dün kitap fuarına gitmeye karar verdik. Annem 2 haftadır İstanbul'da yanımdaydı. Dün önce onu yolcu ettik. Ardından Dudullu'dan Beylikdüzü'ne doğru olan uzuun ve yorucu yolculuğumuz başladı. İstanbul'da en ama en sevmediğim ulaşım aracı metrobüs. Çok mecbur kalmadıkça kullanmıyoruz zaten ama dün mecburduk. O ne kalabalık öyle yahu! Neyse ki oturacak yer bulduk. Yaklaşık 2 buçuk saatte Beylikdüzü'ne gittik. İner inmez gözlerim koca koca açıldı şaşkınlıktan. Ben böyle bir kalabalık hele ki kitap fuarında hiç ama hiç görmemiştim. Gidenler biliyordur belki. Tüyap'a varabilmek için durakta indiğinizde bir üst geçit var oradan geçmeniz gerekiyor. İşte o üst geçit yüzlerce insanla birlikte kilitlenmiş haldeydi. Gerçekten görülmeye değer bir tabloydu. Biz de anılarımızda yer alsın diye fotoğrafını çekmeyi ihmal etmedik tabi.


Film/kitap önerisi istiyoruum!

Resim
Sevgili blogger dostlar,

Blogta bu sefer her zamankinden farklı olarak ben sizden güzel öneriler istiyorum. Bu aralar ne izlesem diye düşünmekten yoruldum ve bir an evvel güzel bir şeyler bulup izlemek istiyorum. O yüzden son zamanlarda izlediğiniz ve sevdiğiniz filmlerden birkaç öneri alsam pek hoş olur vallahi.

Bunun dışında malum kitap fuarı sezonu açıldı. Önümüzdeki hafta sonu Tüyap'a gideceğiz. Aklımda birkaç şey var ama yine de sizin mutlu keçi şunu okusa kesin sever diyeceğiniz kitap önerileriniz var ise duymayı çok isterim.

Haydi pamuk eller cebe! :)


Pek tatlı bir hafta sonundan.

Resim
Geçtiğimiz haftalarda erkek arkadaşımla evde çok sıkılıp ne yapsak diye düşünürken ani bir kararla oyuncak müzesine gitmeye karar verdik. Oyuncak müzesi Göztepe'de bulunuyor. Sunay Akın'ın yıllarca değişik ülkelerden toplayıp bir araya getirdiği-biriktirdiği oyuncaklardan oluşuyor müze. Yanlış hatırlamıyorsam 4 ya da 5 katlı bir ahşap binaydı. Her katta ayrı konseptlerde oluşturulmuş odalar mevcut. Bir sürü çocuk vardı çığlık çığlığa koşuşturan. Beni şaşırtan bir o kadar da bizim gibi yetişkinlerin gelmiş olmasıydı. Girişte öğrenciler 9 diğerleri 12 lira ödüyor. En üst kattan alt kata doğru gezmeye başlıyorsunuz. Benim favorim kibrit kutusu içine yerleştirilmiş minnacık oyuncaklardı. :) Bu arada oraya giderken yağmur da başlayınca yolda romantik dakikalar yaşadık sevdicekle. Çok eğlenceli fotoğraflar çıktı ortaya. Hatta video bile çektik. İnstagram'dan takip edenler görmüştür. Son zamanlarda bolca video paylaşıyorum. Video işi hoşuma gitti. Sonra dönüp izlemesi keyifli olu…

Mutlu Keçi Dönmüs Diyollağ!

Resim
Hey, hey, hey!!!

Ben geldim sonunda evet gelebildim. Çok çok çok özledim yazmayı. Bloğum için bir şeyler planlamayı da çok özledim. Neredeyse 1,5 ay olmuş yazmayalı. En son 9 Eylül'de yazmışım iki üç satır bir şey. 
Bu kadar süredir ne yapıyordun diyenler için; sıkı takipçim iseniz tumblrda biraz bir şeyler yazmıştım bu konuyla ilgili ama bloğumda bu konuya hiç yer vermedim tabi ki. O yüzden hemen kısa bir özet geçiyorum. 
Evet, sonunda taşındım ve kendime uygun bir ev bulabildim. Çatı katı dairemi ne kadar sevdiğimi bilmiyor olamazsınız sanırım. Zaten yaz döneminde oldukça da keyfini çıkarttım evin. Özellikle akşamları hava karardıktan sonrası inanılmaz keyifliydi. Canı sıkıldıkça gökyüzüne bakan biri olarak tam da benim zevkime hitap eden bir yerdi. Ancak yazın çok sıcak kışın da çok soğuk olması durumu pek benlik bir şey değildi. (Kışları çok üşürüm evet!) Kaldı ki zaten geçici süreliğine yaşadığım bir yerdi.
Her neyse şu an taşındığım yer ise tamamen tesadüfen karşıma çıktı. …

Kısacık bir merhaba.

Resim
Merhaba,

Sadece ufak bir selam vermek istedim. Buradayım. Yazmıyorum evet ama buradayım. Olup biten her şeye üzülmekle meşgulüm. He bir de gerçek manada da çok meşgulüm. Taşınıyorum. Ev tuttum. Bugün alışverişle geçti. Çok cici şeyler aldım. Haftaya taşınmış olurum. Hatta yeni evimden yeni bir yazı bile yazarım hemen. Ama bu aralar hiç vaktim yok maalesef. Tam mutlu hissederken son günlerde yaşanan kötü olayları anımsıyorum ve içime bir fil oturup kalıveriyor oracıkta. Şu an yeni keşfettiğim bir müzisyeni dinliyorum bir yandan. Cihan Mürtezaoğlu. Tavsiye ederim. Son olarak da içimden geçenleri yansıtan şu şiirle bitivereyim bu kısa ama aslında bir o kadar da çok şey anlatmak isteyen yazıyı.
Memleket isterim Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun; Kuşların çiçeklerin diyarı olsun. Memleket isterim Ne başta dert, ne gönülde hasret olsun; Kardeş kavgasına bir nihayet olsun. ...Cahit Sıtkı TarancıGörüşmek üzere,Mutlu Keçi

100 Happy Goat Days #Day28

Resim
Mutlu günlere kaldığımız yerden hiç ara vermemişçesine devam ediyorum arkidişler. Lütfen siz de çok çaktırmayın. :)

Hafta sonum inanılmaz yorucu ama bir o kadar da keyifli geçti. Öncelikle Cumartesi sabahı erkenden yola çıkarak soluğu Burhaniye'de aldım. Kuzenimin nişanı için. Balıkesir Burhaniye'ye ilk kez gidiyorum. Akşam üzeri gördüğüm için tam olarak bir şey diyemeyeceğim ama tatlı bir sahil kasabası edasında. Kuzenim aynı zamanda süt kardeşim olan Ömer ve sevgilisi Deniz'in nişan törenleri için gittik tüm aile. Ama nasıl güzel bir araya geldik anlatamam. Ben İstanbul'dan geldim kardeşim Konya'dan bir diğer kuzenim Çanakkale'den annemler İzmir'den. Ay çok keyifliydi. Nişanın yapıldığı yer Zeytin kafe isimli tatlı minik bir mekan. Biz bize olduğumuz için yeterli geldi. Deniz ve arkadaşları çok da güzel dekore etmişti her yer rengarenk kurdele ve ışıklarla bezeliydi. Çalan şarkılar ortamdaki genç nüfusun ağırlığı nişandan çok bir parti havasına soktu orta…

Neler yapıyorum?

Resim
Uzun aradan sonra herkese koca bir merhaba!

Mutlu günlerden uzakta yer yer mutlu olsam da sıkıntılı günlerin içindeyim. Aldığım kötü bir haberle günlerce kendime gelemedim. Çok üzgündüm. Sonra hayat devam etmeye başladı. Her zaman olduğu gibi. Günler günleri kovaladı. Arada mutlu olduğumu hissettikçe kendimi suçlu hissettiğim bile oldu. Sonrası ise kabullenme süreci.

Bu aralar ise ev bulmaya çalışmak fena halde canımı sıkıyor. Çalıştığım şirket Anadolu Yakası'nda olduğu için yine bu dolaylarda ev bakıyorum daha doğrusu ev arkadaşı arayan birilerini arıyorum, ama yok. Kendi başıma eve çıkmak da maddi açıdan çok zorlayacak beni. Bilmiyorum nasıl halledeceğim bu durumu. Sürekli kafam bu konuda olduğu için ne işime odaklanabiliyorum ne de keyifle film izleyebiliyor ya da başka bir şey yapabiliyorum. Umursamamak elde değil. Çünkü eninde sonunda şu an kaldığım yerden çıkacağım gün gelecek ve o da çok uzun zaman sonra sayılmaz.
Neyse öyle işte dertliyim baya bu aralar. Ev konusu dışında …

100 Happy Goat Days #Day27

Resim
Gün 27: İş zamanı molaları ve eve dönüş yolunda beslediğim mahallemizin kedileri bugünün mutluluk sebepleriydi.

İyi geceleer!


İzlenesi bir İngiliz Gençlik Dizisi: My Mad Fat Diary

Resim
Uzun zamandır herkese tavsiye etmek istediğim bir dizi My Mad Fat Diary. Harika bir İngiliz dizisi. Nasıl oldu da başlamaya karar verdim bilmiyorum. Hep gözüme çarpardı ama bir türlü izlemek istediklerim arasında yer bulamazdı kendine. Şu an detayları hatırlayamasam da zevklerine güvendiğim birinin yazısında denk geldim sanki. Ya da başka bir sitede. Neyse işte bir şekilde ben bu güzelim diziye başladım ve ba-yıl-dım! Ben bir dizide karakterlere ısınamadıysam o dizi ne kadar harika, müthiş, kült filan olursa olsun ilerleyemiyorum. Bu dizi ise daha ilk dakikalarından içine aldı beni. Dürüst olmak gerekirse başroldeki karakter Rae ilk bölüm itibariyle çok da sempatik gelmedi bana. İlerleyen bölümlerde ise o sorun da ortadan kalktı. Yan karakterler ayrı bir dünya zaten hepsi birbirinden renkli.


Dizinin hikayesi ise lise çağındaki bir genç kız olan Rae'in insan ilişkileri, ailesi, arkadaşları, dış görüntüsü, kiloları.. ile alakalı olarak günden güne toplumdan kopuşu ve çözümü intihar…

Happy Goat Days #Day26

Resim
Neredeyse 1 hafta olmuş. Aslında mutlu günler devam ediyordu ama nedense bir türlü bir araya getiremedim sözcükleri bu hafta. Biraz yoğundum galiba. Neyse bu hafta sonundan beri beni mutlu eden şeylerden bahsedeyim kısaca. :)
Geçen Cuma ev bakmaya Maltepe taraflarına gittik. Begenemedik malesef. İstanbul'da ev bulmak ne kadar zor ya. Umarım buluruz uygun bir yer. O konuyu düşündükçe epey içimi sıkıyor, o yüzden düşünmemeye çalışıyorum. Ev bulamadık ama tombik tatlı bir velet bulduk. Zar zor kaldırdım valla. Tam bir yumak! :)

Cumartesi ise işle alakalı bir eğitim için Bostancı Dedeman oteldeydik. Keyifli geçti sayılır. Eğitim sonrası ise eve gelip güzelce yemek yiyip bolca kekik (erkek arkadaşımın kedisi) sevdikten sonra Kuzguncuk'ta aldık soluğu. Gitmeden evvel bir de kekik hanımı yıkadık güzelce. Çok korktu çok. Bır daha zor yıkarız. :)

Kuzguncuk çok cici. Bir türlü gidememiş olsam da Nail kitabevi de açıldı tam oldu. Biz genelde cinaralti kafede oturuyoruz sahil tarafındaki…

100 Happy Goat Days #Day25

Resim
Gün 25: Ülkemizde onca kötü şey yaşanırken mutlu anları burada paylaşmak ne denli doğru bilmiyorum ama bu da bugünden geriye kalan kareler. Tam mutlu olacakken böğüre oturan o öküz de olmasa keşke. Hayat bu kadar acımasız olmasa, sevsek sevilsek, yaşasak ve yaşatabilsek. Ah, keşke..

Bu Aralar Ben..

Resim
Miribaaaaa,

İşten eve gelmiş yorgun argın ne yesem diye düşünürken biraz müzik dinleyip yazı yazmaya karar verdim, malum yazmayalı yine günler olmuş. Hava da serin mi serin oh değmeyin keyfime. Mutlu keçinin mutlu günleri yer yer mutlu yer yer bulutlu geçip gidiyor ancak buraya yazmak için yeterli motivasyonu bulamıyordu. İşte o aradığı motivasyon bir anda ufak bir ezgiyle birden konuverdi şuracığa. Ah, şu notaların gücü.

Nereden başlasam nasıl anlatsam bilmiyorum aslında bahsetmek istediğim onlarca şey var. İş hayatına adım attığımdan beri yazılarımın da adedi ve uzunluğu değişiverdi. Çünkü gerçekten de düşüncelerimi toparlayıp buraya aktarmak isterken baya efor sarfediyorum. Hala çalışmaya alışamamış keçinin hali budur işte dostlar. 1 ay oldu hatta 1,5 ay ve ben hala eski düzenime dönebileceğim günlerin hayallerini kuruyorum. Şu yorgunlukla başa çıkmanın bir methodu olmalı. Esasında çok da yorucu bir iş değil ama sabah erken kalkıp eve geldiğimde sahip olduğum 5 saatlik süreci nasıl…

100 Happy Goat Days #Day24

Resim
24. Gün: Bugün aslında birikmiş günlerin mutluluğu var üzerimde. Hafta sonu ile başlayan zaman zaman sekteye uğrayan ama yine de içimde bir yerlerde beni hiç yalnız bırakmayan tatlı bir mutluluk. İlk kıvılcımını verdiği an belgrad ormanında bisikletlerimizle ormanın derinlikliklerine doğru daldığımız andı. Bisiklet sürmeyi çok özlemiştim çok. Kondisyonum çok kötü ama kendimi çok mutlu ve özgür hissettim o an. Özellikle yokuş aşağı kendini bırakıp saçlarında rüzgarı hissettmek o adrenalini yaşamak o kadar keyifli ki anlatamam. :)





Hafta sonu öyle güzel geçti ki pazartesi sendromunu tam yaşayamadım bile. Dün ise en yakın arkadaşlarımdan birini misafir ettim evimde. Çook güzel sohbetler ettik beraber. Terasta yıldızlara bakarak hayaller kurduk. Çevremizde az da olsa bizi anlayabilecek yapıda insanlar olduğunu bilmek çok güzel. Dün akşama dair bir fotoğraf yok ama bazı anlar sadece hafızalarımızda yer alsa ne olur değil mi? Hatta belki de daha güzel ve özel olur. Öyle işte.

Siz de ne var n…

100 Happy Goat Days #Day23

Resim
Bugün alışveriş günüydü. Önce bolca dinlendik sonra da alışverişe gittik. Eve gelince de babil.com'dan yeni kitaplar aldım. Özellikle Sahilde Kafka'ya hemen kavuşup başlamak istiyorum. Murakami cidden merak ettiğim yazarlar arasındaydı. Çok sevindim sonunda yollarımızın kesişmesine. Bu arada yarın Belgrad ormanına bisiklet sürmeye gideceğiz hihi. Şimdi ise Yunan şarkıları eşliğinde bir Cumartesi gecesini daha sonlandırıyorum.  İyi geceler 23. günden! :)

100 Happy Goat Days #Day22 (biraz da iç dökme)

Resim
(Bu yazıyı yazarken fonda şu an çalan şarkı -->  https://www.youtube.com/watch?v=om0K7TO9gOY)

Merhabaa, işçi ve yorgun keçi'den hepinize selamlar efenim. Ben yazmayı çok özlüyorum yahu. Bloğu çok seviyorum. Her seferinde iyiki burası var diyorum, benim canım gizli mabedim. Pek gizliliği de kalmadı gerçi. Arkadaşlarım bile artık mutlu keçi diye hitap etmeye başladı. Çok bilinmesini istiyor muydum bilmiyorum ama bir kere öğrenmiş oldular. O yüzden yapacak bir şey yok. Çok kişisel şeyleri burada yazmamaya çalışıyorum zaten ama tumblrda biraz daha içimi dökebiliyorum. Merak edenler bakabilir. Neyse efenim 100 Happy Days'e devam. Her gün yazma sözüm tabi ki yalan oldu ama ne yalan söyleyeyim bu aralar baya yorgun hissediyorum kendimi. Şu an bile yazıyı yazarken esniyorum bir yandan. Günler hızlıca geçip gidiyor. Bir bakıyorum Pazartesi bir bakıyorum Cuma olmuş bile. Geçen gün konuşuyorduk da resmen 6 ay olmuş İstanbul'a yerleşeli. Bu kadar hızlı geçmemeli zaman. Zamanın hız…