Kayıtlar

Ekim, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Konya 1-2

Merhabaaa,

Mutlu keçi Konya'dan bildiriyor. Burada havalar serin ve yağmurlu. Karasal iklime sahip bir yer olduğundan yağmur görmek şaşırttı. İzmir yağmurlarının yanından geçemez tabi ki. Yolculuğumuz çok olaylı geçti bu arada. Kontur isimli bir otobüs firmasıyla gelmek zorunda kaldık. Otobüs de arızalıymış. Yolda 3 kere stop etti. Yağmur, fırtına hatta bir ara halüsinasyon görmediysem karlar içerisinden çıkıp geldik. Sonra tramvay yolu kapalı olduğundan mecburen taksi ile gelmek zorunda kaldık eve ve kazıklandık. Konya'da 2. kez taksiye bindim. Çok uyanıklar ya görmeniz lazım. Bomboş caddede yavaşça giden taksiyi uyardığımda burada radar var dedi ama radar olması çok mümkün görünmeyen bir caddeydi. Yabancı olduğunuzu anlayınca uyanıklık yapıyorlar baya. Zorunda kalmadıkça Konya'da taksiye binmeyin sakın! Neyse efenim kardeşimi görür görmez tüm sıkıntılarım geçti tabi ki. 2 gündür buradayız ve çok mutluyum. İstanbul'dan sonra kafam dinlendi resmen. Henüz dışarı çıkmadı…

İstanbul Günlüğü

Resim
Bu aralar ortalarda yokum, farkındayım. Ancak yoğun bir sürecin içerisindeydim ve yazmaya fırsat bulamadım haliyle. 2 haftanın özeti: Stres, panik, kariyer, kurslar, telefon trafiği, İstanbul, Florya, bitmeyen yollar, kalabalık, sınavlar, mülakat, İngilizce, sevgili, filmler, iş kıyafeti, özlemler filan.. neden bahsediyor bu kız diyebilirsiniz tabiki. Hemen şöyle açıklayayım, geçtiğimiz hafta arka arkaya 2 mail aldım biri garanti bankasından diğeri ise bir hava yolu şirketinden. İstanbul'a sınavlara davet edilmiştim. Hal böyle olunca tüm planlar değişti, biletler alındı ve yolculuk başladı. Önce kabin memurluğu pozisyonu için İngilizce sınavına girdim. Oldukça basitti. Sınavdan çıktığımızda erkek arkadaşımla Sirkeci'ye meşhur köfteci Namlı 'da yemek yemeye gittik ve tam o sırada mülakat maili geldi. Epey şaşırdım tabi bu kadar çabuk olacağını tahmin etmemiştim. Beni bir telaş sardı resmen güzelim köfteler boğazıma dizildi. :) 1.si mezun olduktan sonraki ilk iş mülakatım o…

Sürprizli bir gün ve Book Challenge (Final)

Resim
Merhabaaa, 3 gündür ertelediğim kitap meydan okuması etkinliğinin sorularına son gününde 3'ü bir arada güzel bir kapanış yapmak istiyorum. Öncelikle zihnin arka sokaklarına böyle bir etkinlik gerçekleştirdiği için teşekkür ediyorum. Bir sürü yeni kitap not ettim, yeni bloglarla tanıştım. Çok az okuduğumu ve daha çok okumam gerektiğini farkettim. Benim için hem eğlenceli hem faydalı bir süreç oldu kısacası. Keşke birileri bunun sinema versiyonunu da yapsa diyip kenarı çekiliyorum. :)
Ve işte book challenge'ın son soruları:

28. Gün: En sevdiğiniz kitap ismi?


Bu soruda acaba illaki okuduğumuz kitapları mı baz almalıyız bilemedim. Okumadığım kitaplar arasında da çok güzel isimler var çünkü. Ama ben cevap olarak şu an okuduğum Ercan Kesal'in Peri Gazozu kitabını söylemek istiyorum. Çok güzel bir ismi var ve yazarın hayatından kesitler sunan ufak ufak bölümlerden oluşuyor. Kitap bir o kadar dokunaklı bu arada yani şimdiye kadarki kısmı öyle en azından. Bu arada Ercan Kesal'in…

İzledim: Le herisson (The hedgehog)

Resim
Film: Le Herisson
Yapım: Fransız, 2009
Yönetmen: Mona Achache
Imdb: 7,4

Son zamanlarda izlediğim en naif, en tatlı filmlerden biri. Filmde 3 ana karakter var. Paloma, Renee ve Kakuro Ozu. Paloma 11 yaşında ama büyümüşte küçülmüş bir burjuva kızı. Her şeyin farkında, hayatın sırrını çözmüş edalarında dolaşıyor. Filmde zaten onun şu monoloğu ile başlıyor.

"Benim adım Paloma. Yaşım 11. Paris’te Emmanuel sokak 2 numarada lüks bir dairede yaşıyorum. Annem babam zengin; ailem zengin; dolayısıyla ablam ve ben de zenginiz. Ama buna rağmen, bütün bu şans ve zenginliğe rağmen uzun zamandır farkındayım ki gittiğim yolun sonu bir akvaryum. Öyle bir dünya ki, bütün yetişkinler, araba camına çarpan sinekler gibi. Ama bir şeyden eminim. Bu akvaryum, bana göre değil. Kararımı verdim. Bu senemi de doldurduğumda, 12. yaş günümde, 16 Haziran'da, tam 165 gün sonra, kendimi öldüreceğim. Kendimi öldürmem, bunu çürüyen bir sebze gibi yapacağım anlamına gelmiyor. Öldüğünüzde, önemli olan ölümün kendisi …

Pazar Günü Keşifleri

Resim
En sevdiğim şeylerden biri yepyeni, el değmemiş bir blog bulmak ve tüm yazıları okumaya çalışmak. :) Bu sayede yeni şeyler keşfediyorum tabi ki. Bu da beni çok mutlu ediyor. 
10marifet.org'u biliyorsunuzdur orası sayesinde şirin şirin el işi şeyler öğreniyorum. Yapmasam da hevesleniyorum yeni şeyler yapmak için. Bu konuda çok yetenekli olmasam da kesip biçmek, kağıtlar, renkli şeyler, kartonlar, keçeler, dekoratif şeyler beni inanılmaz mutlu ediyor. Bir tek örgü işine uzağım, birkaç denemeden sonra o kadar sabırlı bir insan olmadığıma karar verdim. :)
Neyse efenim, dün sitelerde dolaşırken yine postcrossing sitesine düştü yolum. "Ya ben neden bunu yapmıyorum ki?" dedim. Üye oldum, kendimi anlatan bir şeyler yazdım. Sevdiğim şeyleri filan. Sonra kartpostal göndermek için sitenin bana önerdiği kişiler oldu. Almanya'dan Amerika'ya, Çin'e kadar geniş bir coğrafyada seçenekler sundu. Sırayla göndereceğim hepsine. O aşamada siteyle ilgili daha detaylı bir yazıyı bu…

Şaşırtıcı Bir Son - Katya'nın Yazı (27)

Resim
Book Challenge etkinliğinin 27. gününde sorumuz "En beklenmedik sona sahip kitap?"

Katya'nın Yazı bu anlamda benim için öne çıkan bir kitap. Olay örgüsü, kurgusu ve müthiş finaliyle sizi iyice affalatıyor. Hatta sonunda doğru mu anladım ki, nasıl yani diyerek aynı satırları tekrar tekrar okuyabilirsiniz. Son 10 sayfayı evirip çevirdiğimi hatırlıyorum okuduktan sonra bir süre. :) Hakkında daha detaylı bir yazıyı önceden yazmıştım. Dileyen bakabilir şuradan.
Bu arada söylemeden edemeyeceğim. Şu aralar elimdeki kitabı bitirip yeni bir kitaba başlamak için sabırsızlanıyorum ama bir kitap bu kadar ilerlemez yani. Salinger'in en zorlayan kitabı oldu Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar-Seymour Bir Giriş. :(

Ah şu dişler! + KMO (26)

Resim
Bugün sonunda beklenen operasyon gerçekleşti. 2 adet dişime dolgu yapıldı. Bir süre yarı uyuşuk bir yüzle robot gibi konuşarak dolaştım. Çok korkunç bir his. Kulağıma kadar uyuşmuştu yüzümün sağ tarafı. Dolgulardan biri de 20'lik dişime yapıldı. Çekilmemesine sevindim. Haftaya yine dolgular var artı bir 20'lik diş çekimi. En çok ondan korkuyorum. :(
Bu arada kitap meydan okuması etkinliğinde sona yaklaşıyoruz artık.

26. günün sorusu ise: Sizin bir konudaki düşüncelerinizi değiştiren bir kitap?
Şimdi buna ne desem bilemiyorum her kitap okuduktan sonra ben de farklı hisler uyandırıyor. Az ya da çok bir değişime yol açıyor. Ama farklı bir açıdan yaklaşarak şöyle bir cevap verebilirim. Normalde öykü türündeki kitapları okumayı çok sevmeyen biriyim. Ama Salinger'ın Dokuz Öykü isimli kitabı ve son okuduğum Baharda Yine Geliriz isimli Barış Bıçakçı kitabıyla birlikte sevebilirmişim gibi hissetmeye başladım. Ve en önemlisi öykünün o kendine has akışına alıştım. Okunacak onlarca ba…

Güzel Eylül'den Hatırda Kalanlar (kamp, filmler, kivi)

Resim
Kitap meydan okuması etkinliği dışında pek yazı yazmıyorum uzun süredir buraya. Her gün blog yazan biri olmadığımdan şu anki etkinlik bile benim için enteresan bir şey. Bu arada diğer yazıları ihmal ettim tabi. Mesela kamp yazısı ile ilgili görseller paylaşacaktım yalan oldu biraz ama şöyle bir yerdeydik diyip birkaç fotoğraf gösteriyim sizlere. :)



Kamp yapmak çok zevkli bir şeymiş. Hem ucuz, hem doğayla iç içe. Biraz sırt ağrısı olabilir ama o da işin cilvesi diyelim. :) Biliyorsunuz ki tüm yaz sınavlarla uğraştım. Sınavlar biter bitmez de böyle bir tatile gittik Ağustos sonu. Eylül nasıl geçti, neler oldu bilmiyorum. Çok çabuk geçti kesinlikle.
Hatırda kalanlar;





Eylül ayı içerisinde ne izledim, ne okudum?
Kitaplar açısından pek iç açıcı bir ay olmadı maalesef. Sadece tek bir kitap okumuşum o da Barış Bıçakçı'nın Baharda Yine Geliriz isimli kitabı. Detaylı bir yazıyı daha sonra yazacağım.

Neler izledim peki bu bir ay boyunca: 


- Loft (imdb: 7,5)


5 ana karakterin etrafında dönen bir …

Book Challenge - 25. Gün

Resim
Kendinizi bağdaştırdığınız bir kitap kahramanı?

Küçük Kara Balık! Neden bilmiyorum ama her zaman meraklı biri oldum. Hep daha ötesini merak ettim ve sonunu düşünmemeye çalıştım. Kabuğunu kırmak lazım her zaman hayatta. Hep ileriye bakmak lazım diye düşünüyorum. Hüzünlü biten masalları sevmiyorum ama küçük kara balık sevgi dolu minik kalbiyle hep içimde bir yerlerde olacak.

Book Challenge 22. 23. 24. Gün ve Bitmeyen diş ağrıları

Resim
Çocukluğumdan beri hiçbir şeyden çekmedim şu dişlerimden çektiğim kadar!!! Yani gerçekten neden bu kadar şanssızım, allahım neydi benim günahım demek istiyorum. Epey dolgum var, bunun yanı sıra 2 tane dişimi çektirdim saçma bir şekilde. Şimdi keşke kanal tedavisi yaptırsaydım diyorum. 20'lik dişlerim çıktı ve çürümeye başladı bile. Bir tanesinin çekilmesi gerekiyor ve sinire çok yakın bir yerde olduğu için zor bir operasyon olacak. Bunlar yetmiyormuş gibi bir süredir dolgu yapılmış dişlerim ağrıyor. Dün gecede eve gelir gelmez şiddetli bir ağrı başladı. Tüm gece ne yaptıysam geçmedi. En son buz koyarak azcık dindirmeye çalışırken acıyı, bünyem uykusuzluğa daha fazla dayanamadı ve sabaha karşı 7 gibi uyudum. Gün içinde de hafif şiddetli ağrılar devam etti. Gülümsemeyi çok seven biriyim, güldüğüm zaman da baya ağız dolusu gülerim hani şu "32 dişin görünmesi" şeklinde tabir edilen cinsten. Genelde de dişlerimi çok beğenir insanlar. Ama gelin görün ki hiç sağlıklı değiller. …

Book Challenge - 21. Gün

Resim
  Bugünün sorusu: Okuduğunuz ilk roman?


Şimdi düşününce ilk hangisini okumuştum acaba hatırlayamadım ama tahminen ilk okuduğum kitaplardan biri İpek Ongun'un Mektup Arkadaşları kitabı. Mektup Arkadaşları, biri Mersin'in bir köyünde diğeri İstanbul'da yaşayan yaşam tarzları, aile yapıları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı Nilgün ve Şerife isimlerinde iki kızın mektuplarından oluşuyordu. Ben minik bir kasabada yaşayan kızımızın köy evlerinin o kendine has koca pencerelerinin içerisinde oturarak yazdığı-okuduğu mektup kısımlarına çok özeniyordum.O tip pencerelere ne denir bilemedim. Hani baya geniş olur iç kısmında oturulacak genişlikte bir yer olur. Görmüşsünüzdür kesin. Neyse o zamanlar keşke bizim de öyle bir penceremiz olsa diye hayal ediyordum. Kitaba gelince yer yer hüzünlü de olsa karakterlerin başına eğlenceli şeylerin geldiği okuması zevkli bir kitaptı. Tabi şu an aynı zevkle okur muyum bilemiyorum. :)

Bayram ve En sevdiğim romantik kitap (20)

Resim
Bu bayramlar çok mu çabuk geliyor ne? Oldum olası sevmemişimdir şu dönemi. Tamam sevdiklerinle bir araya gelmek hoş güzel şeyler ama her bayram tekrar tekrar sorulan sorular beni bunaltıyor artık. Şimdiye kadar herkes 'ee ne zaman mezun oluyorsun, senin okul bitmedi mi daha, mezun olunca ne yapacaksın?' derdi, artık yeni gündem 'iş buldun mu, hala mı işsizsin, bence şunu yap, bunu dene, iş mi beğenmiyorsun bakıyım sen, bak ruşen amcanın oğlu sedat ne kadar çalışkan(?) olacak ve ben içimden ya sabır çekerek sakinliğimi koruyama çalışacağım. Keşke biri akrabalarımıza hayatımızın bir tek bizi ilgilendirdiğini ve bu kadar çok burunlarını sokmaya gerek olmadığını anlatabilse. Serzenişlerle başladım ama hepinizin bayramını kutlarım sevgili blogspot ailesi. :) Burayı seviyorum. Bir grup kendi halinde insan özgürce istediği şeyi yazıp çiziyor, kimse kimseyi yargılamıyor, sevdiğimiz insanları takip ederek yazılarını okuyoruz filan iyi ki açmışım bloğumu diyorum o yüzden. Bu arada b…

Book Challenge 17 - 18 - 19. Gün

Resim
Galiba ben böyle toplu yazı yazmaya alıştım ve biraz saldım kendimi. Ama aklım meydan okumadaydı cidden. :) Bayram öncesi yine alışverişler, arkadaşlar ve başka kişisel işlerle uğraşırken blog ihmal edildi tabi. Bir de doktor kontrollerim vardı geçtiğimiz gün. Neyse ki sonuçlar temiz çıktı. Bir de uzun zamandır elimde dolanan Barış Bıçakçı kitabı Baharda Yine Geliriz'i bitirdim. Hakkında yazacağım elbette ama o bu yazının konusu değil. Ha bir de Friends'in 9. sezonuna geçtim. Sona doğru yaklaşıyorum yavaş yavaş ama bitmesini hiç istemiyorum. Final bölümü sonunda kesin oturup ağlıcam. Bu arada izlemeyenlere şiddetle, ısrarla tavsiye ediyorum. İşsiz ve sıkkın geçen şu günlerde en büyük destekçim oluyorlar ve pozitif enerji gönderiyorlar devamlı bana. Mutlu olmak için birebirler. Neyse Challenge sorularımıza dönersek, nerede kalmıştıık...

17. günün sorusu: En sevdiğiniz kitabın en sevdiğiniz alıntısı?


Aslında çok fazla var ama aklıma ilk gelen canım Tezer Özlü'nün Yaşamın Ucun…

Book Challenge - 16. Gün ve Öncekiler

Resim
Merhabalar, çok çok özürlerimi ileterek book challenge etkinliğine kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Kaç gündür işler güçler bir yandan kivi'nin rahatsızlığı derken bloğuma pek vakit ayıramadım açıkçası. Neredeyse 10 gün olmuş ve epey gerisinde kaldım meydan okumanın. O yüzden güncel sorulara kadarki kısmı hızlıca geçerek bu günün sorusuna gelmek istiyorum. En son 6. ve 7. günün sorularını cevaplamıştım. Merak edenler şuradan bakabilir. Şimdiii hemen başlayalım.

8. günün sorusu: En çok abartıldığını düşündüğünüz kitap?

Buna cevabım Kürk Mantolu Madonna olacak. Evet ben de çok sevdim filan ama o kadar çok her yerde paylaşılıyor ve herkesin dilindeki irite etmeye başladı beni maalesef.

9 günün sorusu: Sevmeyeceğinizi düşünüp de sonunda sevdiğiniz bir kitap?

Bu soruyu da düşündüm biraz ne olabilir diye. Aklıma Franny and Zooey geldi nedense. Okurken çok sevmesem de bitirdikten sonra iyi ki okumuşum dedim.

10. günün sorusu: Size evi anımsatan bir kitap? 

Bu soruya absürt bir cevap …