Kayıtlar

2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Hoş Geldin 2015 Ho Ho Ho!

Resim
2014'ün son gününde 2015'e saatler kala ben de yeni yıl dileklerimi yazabileceğim sonunda. Kaç gündür bu yazı için fırsat yaratmaya çalışıyorum oysa ki. Eski yılın son gününde gerçekleşiyor bu istek. (Oley!)

Az önce açıp 2014 beklentilerimi okudum. İyi ki yazmışım buraya. Gülümsetti beni. Kimi gerçekleşmiş, kimi hayallerde kalmış. Olsun. :) Esasında yeni yıl beklentilerimi yazdığım bir defterim var. Hatta 2015 için yaklaşık 38 maddelik bir liste oluşturdum. Merak etmeyin, hepsini buraya yazmayacağım tabi ki. :) Zaten defterimi de İzmir'de unuttum. Yeni yılı değişik bir şekilde kutlama planlarımız vardı ama Konya'nın soğuğu bizi baya hırpaladı. Evden dışarı adım atmaya korkuyoruz desem yeridir. Biz de erkek arkadaşım ve kardeşimle evde kalıp güzel yemekler yapmaya, Christmas temalı bir film izlemeye ve tombala oynamaya karar verdik. Ha bir de yılbaşı çekilişi var. Her sene sembolik bir hadise olarak piyango bileti alırım mutlaka. :)  Sizin yeni yıla "Merhaba!"…

Durum Güncellemesi

Resim
Merhabaa, her sabah birbirinden ilginç rüyalarla uyanıyorum bu aralar. Bu sabahta uyanmadan önce rüyamda deli gibi İngilizce konuşuyordum. Resmen kendime hayran kaldım. :) Bu arada şu sıralar içinde bulunduğum süreçle ilgili bir durum güncellemesi yapmak istedim. Aslında 'ben bu aralar neler yapıyorum' sorusunun fotografsız versiyonu olacak. Madde madde yazmak istiyorum bu sefer izninizle.
1. Kansizlikla alakalı ilaçların daha doğrusu iğnelerin sonuna geldim. Dün sonuncusunu yaptırdım. Kollarım bu süreçte epey hirpalandi. Damarlarım ince olduğundan mütevellit hemşireler de zorlandı. Bir de dün son igne-serumum yapılırken çok şirin insanlarla tanıştım. Abla kardeş pasta kurabiye yapıp satiyorlarmis. Bu arada kansizlik hepimizin sorunu sanırım.
2. Yarın tekrar kan tahlili yaptıracağım. Umarım bu sefer yükselmiştir malum değerler. (İyi dileklerinizi bekliyorum.)

Hayat Yollarında - Panait Istrati

Resim
Panait Istrati'nin okuduğum 2. kitabı Hayat Yollarında. Yazar ilk olarak hayatıma Mihail(Arkadaş) kitabıyla girdi. Çok da güzel bir kitaptı. Mihail'de dostluk, yaşama sevinci, insanlık üzerine güzel satırlar yer alıyordu bolca. Hayat Yollarında ise daha çok yazarın çocukluk ve gençlik yıllarındaki anılarından oluşuyor. Bir nevi biyografik bir kitap diyebiliriz. Ama olaylar sizi içine alacak güzel bir kurguda anlatılıyor. Biyografi sıkıcılığı yok. (Ben biraz sıkıcı bulurum bu türü, O yüzden öyle diyorum. Alınma, gücenme olmasın eheh.) Hikayede Panait Istrati'nin ilk kez annesinin yanından ayrılarak gerçek hayatın acımasızlıklarıyla yüzleşmesi anlatılıyor. Çocukluk ve gençlik döneminde, iş hayatında karşılaştığı zorluklar, haksızlıklar, bunlar karşısında bocalayışı, ayakta kalma çabaları yer alıyor kitapta. Bu zamanlarda tek destekçisi kitapları ve elindeki Romence dil bilgisi sözlüğü oluyor. Hayatımızın her döneminde karşılaştığımız zorluklarda bize güç verecek, cesaretimiz…

Christmas'ın en güzel yanlarından biri: Kartpostallar

Resim
Yeni yazı, yeni yazı.. Oley! Bazı blog yazarlarının yazılarını aynen böyle bekliyorum. Benim yazılarım için durum nasıl acaba diye merak etmiyor değilim. Bu arada bu yazıyı yazarken bir yandan şunu dinliyorum ve dışarıdan şıpır şıpır yağmur sesleri geliyor. Baya huzurlu yani. Bu ufak girizgahtan sonra asıl konuya geleyim.

Malum 2015'e sayılı günler kaldı ve ben de boş durmayıp evde güzel kartlar hazırladım sevdiklerim için. Kartlardan bir kısmı daha önce şu yazıda değindiğim postcrossing ile alakalı kişiler için. Biri Çin'e, diğeri Almanya'ya, bir diğeri Amerika'ya filan gidecek. Mor renkli hediye paketi ise 2balık'ın geçenlerde düzenlediği yılbaşı çekilişi sonucu eşleştiğim sevgili Harikalar Atölyesi için. Umarım beğenir. :)

Hangi Filmleri İzledim? (2014)

Resim
İşle alakalı koşuşturmacalardan aklımdaki yazıların çoğunu erteleyip duruyorum. Ama bu yazıyı daha fazla ertelemeyeceğim. Malum Aralık ayının ortalarına geldik neredeyse. Şöyle dönüp 2014'e bir bakıyım dedim. Bu listeyi yapmadan yeni yıla girmek olmaz. İyi ki imdb var, mubi var, ayrıca not defterleri... Yoksa aklımda tutma ihtimalim inanılmaz düşük olurdu. Neyse efenim uzun lafın kısası geriye dönüp baktım ve 2014 yılında hangi filmleri izlemişim diye düşünüp bir liste çıkardım. Üstlerine tıkladığınızda imdb linklerine ulaşabilirsiniz. Bir de yanlarına da imdb'de verdiğim puanları ekleyeceğim. Belki listeden izlemedikleriniz vardır ve size de fikir verir diye düşünüyorum. İşte geliyor. :)


1-Kiki's Delivery Service - 10/8

2-My Neighbour Totoro - 10/9

3-About Time - 10/8

4- Her - 10/8

5-Dans La Maison - 10/8

6-Before Sunrise - 10/9

7-Before Sunset - 10/8

8- Before Midnight - 10/7

9-Up - 10/10

10-Hunger Games - 10/8

11-Hunger Games: Catching Fire - 10/7

12-You've Got Mail - 10/6

13-T…

Yeni blog tasarımı

Resim
Merhabaa, kısa bir yazıyla yine buralardayım. Dün bloğumun tasarımında birkaç değişiklik yaptım. Uzun zamandır aklımdaydı, erkek arkadaşım da yardımcı olunca azıcık eğlenceli şeyler yapalım dedik. Bloğa giren birileri ilk bakışta beni ve yazdıklarımın içeriğini daha kolay bir şekilde anlayabilecek diye düşünüyorum artık. Yine sade bir şeyler oldu. Beyaz sayfalardan vazgeçemiyorum. Siz ne düşünüyorsunuz, beğendiniz mi, gözünüze fazla ya da eksik gelen bir şeyler var mı merak ediyorum. Fikirlerinizi yazarsanız pek sevinirim. :)


Bu aralar ben (birtakım yenilikler)

Resim
Merhabaaa sonunda geldim canım bloğuma. Yazı yazmayı inanılmaz özlemişim. Bir daha bu kadar uzun bir ara vermeyeceğim söz. Yazacağım konu başlıkları o kadar birikti ki böyle olunca üşenip nereden başlayacağını bilemiyor insan. Neyse ilk yazım bu kadar aradan sonra bu aralar ben neler yapıyorum yazısı olsun. Nerede kalmıştııık? Hatırlamaya çalışıyorum ama hafızam çok kötüdür. Gittiğim yerlerde o yüzden bir not defteri taşımak ya da fotoğraf çekmek çok işime geliyor. Neyse efenim ben şöyle aklıma esen bir yerden başlıyım artık anlatmaya. Burada olmadığım süreç içerisinde neler oldu neler. :)

Öncelikle Konya'dan döndükten sonra kardeşim de İzmir'e geldi hemen akabinde. O hafta sonu beraber istihdam fuarına gittik. Malum ben de çoğu yeni mezun gibi iş arayışları içerisindeyim ve bu fuarı da tabi ki es geçmem mümkün değildi. İlk başta çok heyecanlanıyorum böyle şeylerde, ne diyeceğimi bilemiyorum. Sadece bir cv bırakıp gitmek de çok cazip gelmiyor. Kardeşimin yanımda olması iyi ol…

Anket Sonuçlandı!

Resim
Merhabaaa yine yazacak şeyler fazlasıyla birikmiş ve ben bu yazıları yazmaya fırsat bulamaz haldeyim. Ama şu mini yazıyı buraya iliştirmem gerekiyor. Çünkü anketim bu gün itibariyle kapandı. Sadece 13 kişi oy kullanmış. Bu üzücü oldu. Okumaktan keyif aldığınız blog içerikleri hangisi diye sormuştum. Sonuçlar şöyle oldu:

Sinema/edebiyat: 5
Kişisel yazılar: 5
Gezi/seyahat: 3
Moda: 0

Bu sonuçlardan neye varıyoruz pekiii bloğumu olduğu haliyle seven az ve öz takipçim olduğuna. :) Çünkü zaten içerik olarak daha çok sinema, dizi, kişisel yazılar, kitaplar ve yolculuklarıma dair yazıyorum. Moda konusuna hiç girmedim. İyi de olmuş. :) Biriken çokça yazı var demiştim. İzlediğim dizilere ilişkin bir yazı yazacağım kesin ilerleyen günlerde. Bir de son zamanlarda izlediğim filmlere dair bir şeyler yazmak istiyorum. Sonra son günlerde neler yaptım? Çok güzel alışverişler yaptım bir kere. Yeni kitaplar aldım. Şirin kupalar ve en önemlisi sonunda minik de olsa bir kar küresi aldım. İkea'da kendi…

Mini Anket ve Yeni Keşifler

Resim
Kısa bir aradan sonra yine buralardayım. Aslında hep buralardayım, sevdiğim blogları okumaya devam ediyorum ama yazı yazmak gelmiyordu pek içimden.
Bir de Konya'daki günler birbirinin aynı geçiyor. Evden pek çıkmıyoruz. Anlatacak bir şey de olmuyor o nedenle. Bu aralar neler yapıyorum peki? Açıkçası dizi izliyorum, internette takılıyorum, iş başvuruları yapıyorum, haber bekliyorum...  Dizilere gelirsek esasında yakında uzunca bir dizi post'u yazmayı planlıyorum. Çünkü çok fazla dizi izleyen biriyim ve görüşlerimi paylaşmadan da olmaz tabii ki. 2 tane diziye başladım son günlerde. İkisi de bu sezon başlayan dizilerden ve her ikisi de bir çizgi roman uyarlaması.



La la la la la la la!

Resim
Geçen sene bir ara video editleme işlerine merak salmıştım. Ama bu konuda bir gelişme kaydedemeden merakım geçip gitti. Bu da ilk denemem. İstanbul - Bostancı civarlarında çekildi. Umarım isteğim geri gelir yine. :) Çünkü çok hoş şeyler ortaya çıkabiliyor ve izlemesi pek keyifli.

Müzik: Russian Red / They don't believe

Dekorasyon fikirleri - Yatak Odaları

Resim
Ev dekorasyonuna ilişkin fotoğraflara bayılıyorum. İlham veriyorlar genelde bana. Bilgisayarımda böyle bir dosya yapmaya karar verdim. Artık gördüğüm güzel fotoğrafları fikir vermesi için kaydedeceğim buraya. Tumblr'da bu şekilde bolca görsel var. Ben de görür görmez hoşuma giderse 'reblog' yapıyorum hemen. Aklıma burada da böyle bir seri yapmak geldi. (evet, bunlar hep işsizlik!) Ev dekorasyonları - çalışma masası - kitaplık düzenlemeleri vs. gibi konularda bulduğum ve sevdiğim fotoğrafları paylaşacağım. Umarım beğenirsiniz. Fikirlerinizi paylaşırsanız sevinirim. :)

İşte birkaç sevilesi yatak odası örnekleri:


Konya 1-2

Merhabaaa,

Mutlu keçi Konya'dan bildiriyor. Burada havalar serin ve yağmurlu. Karasal iklime sahip bir yer olduğundan yağmur görmek şaşırttı. İzmir yağmurlarının yanından geçemez tabi ki. Yolculuğumuz çok olaylı geçti bu arada. Kontur isimli bir otobüs firmasıyla gelmek zorunda kaldık. Otobüs de arızalıymış. Yolda 3 kere stop etti. Yağmur, fırtına hatta bir ara halüsinasyon görmediysem karlar içerisinden çıkıp geldik. Sonra tramvay yolu kapalı olduğundan mecburen taksi ile gelmek zorunda kaldık eve ve kazıklandık. Konya'da 2. kez taksiye bindim. Çok uyanıklar ya görmeniz lazım. Bomboş caddede yavaşça giden taksiyi uyardığımda burada radar var dedi ama radar olması çok mümkün görünmeyen bir caddeydi. Yabancı olduğunuzu anlayınca uyanıklık yapıyorlar baya. Zorunda kalmadıkça Konya'da taksiye binmeyin sakın! Neyse efenim kardeşimi görür görmez tüm sıkıntılarım geçti tabi ki. 2 gündür buradayız ve çok mutluyum. İstanbul'dan sonra kafam dinlendi resmen. Henüz dışarı çıkmadı…

İstanbul Günlüğü

Resim
Bu aralar ortalarda yokum, farkındayım. Ancak yoğun bir sürecin içerisindeydim ve yazmaya fırsat bulamadım haliyle. 2 haftanın özeti: Stres, panik, kariyer, kurslar, telefon trafiği, İstanbul, Florya, bitmeyen yollar, kalabalık, sınavlar, mülakat, İngilizce, sevgili, filmler, iş kıyafeti, özlemler filan.. neden bahsediyor bu kız diyebilirsiniz tabiki. Hemen şöyle açıklayayım, geçtiğimiz hafta arka arkaya 2 mail aldım biri garanti bankasından diğeri ise bir hava yolu şirketinden. İstanbul'a sınavlara davet edilmiştim. Hal böyle olunca tüm planlar değişti, biletler alındı ve yolculuk başladı. Önce kabin memurluğu pozisyonu için İngilizce sınavına girdim. Oldukça basitti. Sınavdan çıktığımızda erkek arkadaşımla Sirkeci'ye meşhur köfteci Namlı 'da yemek yemeye gittik ve tam o sırada mülakat maili geldi. Epey şaşırdım tabi bu kadar çabuk olacağını tahmin etmemiştim. Beni bir telaş sardı resmen güzelim köfteler boğazıma dizildi. :) 1.si mezun olduktan sonraki ilk iş mülakatım o…

Sürprizli bir gün ve Book Challenge (Final)

Resim
Merhabaaa, 3 gündür ertelediğim kitap meydan okuması etkinliğinin sorularına son gününde 3'ü bir arada güzel bir kapanış yapmak istiyorum. Öncelikle zihnin arka sokaklarına böyle bir etkinlik gerçekleştirdiği için teşekkür ediyorum. Bir sürü yeni kitap not ettim, yeni bloglarla tanıştım. Çok az okuduğumu ve daha çok okumam gerektiğini farkettim. Benim için hem eğlenceli hem faydalı bir süreç oldu kısacası. Keşke birileri bunun sinema versiyonunu da yapsa diyip kenarı çekiliyorum. :)
Ve işte book challenge'ın son soruları:

28. Gün: En sevdiğiniz kitap ismi?


Bu soruda acaba illaki okuduğumuz kitapları mı baz almalıyız bilemedim. Okumadığım kitaplar arasında da çok güzel isimler var çünkü. Ama ben cevap olarak şu an okuduğum Ercan Kesal'in Peri Gazozu kitabını söylemek istiyorum. Çok güzel bir ismi var ve yazarın hayatından kesitler sunan ufak ufak bölümlerden oluşuyor. Kitap bir o kadar dokunaklı bu arada yani şimdiye kadarki kısmı öyle en azından. Bu arada Ercan Kesal'in…

İzledim: Le herisson (The hedgehog)

Resim
Film: Le Herisson
Yapım: Fransız, 2009
Yönetmen: Mona Achache
Imdb: 7,4

Son zamanlarda izlediğim en naif, en tatlı filmlerden biri. Filmde 3 ana karakter var. Paloma, Renee ve Kakuro Ozu. Paloma 11 yaşında ama büyümüşte küçülmüş bir burjuva kızı. Her şeyin farkında, hayatın sırrını çözmüş edalarında dolaşıyor. Filmde zaten onun şu monoloğu ile başlıyor.

"Benim adım Paloma. Yaşım 11. Paris’te Emmanuel sokak 2 numarada lüks bir dairede yaşıyorum. Annem babam zengin; ailem zengin; dolayısıyla ablam ve ben de zenginiz. Ama buna rağmen, bütün bu şans ve zenginliğe rağmen uzun zamandır farkındayım ki gittiğim yolun sonu bir akvaryum. Öyle bir dünya ki, bütün yetişkinler, araba camına çarpan sinekler gibi. Ama bir şeyden eminim. Bu akvaryum, bana göre değil. Kararımı verdim. Bu senemi de doldurduğumda, 12. yaş günümde, 16 Haziran'da, tam 165 gün sonra, kendimi öldüreceğim. Kendimi öldürmem, bunu çürüyen bir sebze gibi yapacağım anlamına gelmiyor. Öldüğünüzde, önemli olan ölümün kendisi …

Pazar Günü Keşifleri

Resim
En sevdiğim şeylerden biri yepyeni, el değmemiş bir blog bulmak ve tüm yazıları okumaya çalışmak. :) Bu sayede yeni şeyler keşfediyorum tabi ki. Bu da beni çok mutlu ediyor. 
10marifet.org'u biliyorsunuzdur orası sayesinde şirin şirin el işi şeyler öğreniyorum. Yapmasam da hevesleniyorum yeni şeyler yapmak için. Bu konuda çok yetenekli olmasam da kesip biçmek, kağıtlar, renkli şeyler, kartonlar, keçeler, dekoratif şeyler beni inanılmaz mutlu ediyor. Bir tek örgü işine uzağım, birkaç denemeden sonra o kadar sabırlı bir insan olmadığıma karar verdim. :)
Neyse efenim, dün sitelerde dolaşırken yine postcrossing sitesine düştü yolum. "Ya ben neden bunu yapmıyorum ki?" dedim. Üye oldum, kendimi anlatan bir şeyler yazdım. Sevdiğim şeyleri filan. Sonra kartpostal göndermek için sitenin bana önerdiği kişiler oldu. Almanya'dan Amerika'ya, Çin'e kadar geniş bir coğrafyada seçenekler sundu. Sırayla göndereceğim hepsine. O aşamada siteyle ilgili daha detaylı bir yazıyı bu…

Şaşırtıcı Bir Son - Katya'nın Yazı (27)

Resim
Book Challenge etkinliğinin 27. gününde sorumuz "En beklenmedik sona sahip kitap?"

Katya'nın Yazı bu anlamda benim için öne çıkan bir kitap. Olay örgüsü, kurgusu ve müthiş finaliyle sizi iyice affalatıyor. Hatta sonunda doğru mu anladım ki, nasıl yani diyerek aynı satırları tekrar tekrar okuyabilirsiniz. Son 10 sayfayı evirip çevirdiğimi hatırlıyorum okuduktan sonra bir süre. :) Hakkında daha detaylı bir yazıyı önceden yazmıştım. Dileyen bakabilir şuradan.
Bu arada söylemeden edemeyeceğim. Şu aralar elimdeki kitabı bitirip yeni bir kitaba başlamak için sabırsızlanıyorum ama bir kitap bu kadar ilerlemez yani. Salinger'in en zorlayan kitabı oldu Yükseltin Tavan Kirişini Ustalar-Seymour Bir Giriş. :(

Ah şu dişler! + KMO (26)

Resim
Bugün sonunda beklenen operasyon gerçekleşti. 2 adet dişime dolgu yapıldı. Bir süre yarı uyuşuk bir yüzle robot gibi konuşarak dolaştım. Çok korkunç bir his. Kulağıma kadar uyuşmuştu yüzümün sağ tarafı. Dolgulardan biri de 20'lik dişime yapıldı. Çekilmemesine sevindim. Haftaya yine dolgular var artı bir 20'lik diş çekimi. En çok ondan korkuyorum. :(
Bu arada kitap meydan okuması etkinliğinde sona yaklaşıyoruz artık.

26. günün sorusu ise: Sizin bir konudaki düşüncelerinizi değiştiren bir kitap?
Şimdi buna ne desem bilemiyorum her kitap okuduktan sonra ben de farklı hisler uyandırıyor. Az ya da çok bir değişime yol açıyor. Ama farklı bir açıdan yaklaşarak şöyle bir cevap verebilirim. Normalde öykü türündeki kitapları okumayı çok sevmeyen biriyim. Ama Salinger'ın Dokuz Öykü isimli kitabı ve son okuduğum Baharda Yine Geliriz isimli Barış Bıçakçı kitabıyla birlikte sevebilirmişim gibi hissetmeye başladım. Ve en önemlisi öykünün o kendine has akışına alıştım. Okunacak onlarca ba…

Güzel Eylül'den Hatırda Kalanlar (kamp, filmler, kivi)

Resim
Kitap meydan okuması etkinliği dışında pek yazı yazmıyorum uzun süredir buraya. Her gün blog yazan biri olmadığımdan şu anki etkinlik bile benim için enteresan bir şey. Bu arada diğer yazıları ihmal ettim tabi. Mesela kamp yazısı ile ilgili görseller paylaşacaktım yalan oldu biraz ama şöyle bir yerdeydik diyip birkaç fotoğraf gösteriyim sizlere. :)



Kamp yapmak çok zevkli bir şeymiş. Hem ucuz, hem doğayla iç içe. Biraz sırt ağrısı olabilir ama o da işin cilvesi diyelim. :) Biliyorsunuz ki tüm yaz sınavlarla uğraştım. Sınavlar biter bitmez de böyle bir tatile gittik Ağustos sonu. Eylül nasıl geçti, neler oldu bilmiyorum. Çok çabuk geçti kesinlikle.
Hatırda kalanlar;





Eylül ayı içerisinde ne izledim, ne okudum?
Kitaplar açısından pek iç açıcı bir ay olmadı maalesef. Sadece tek bir kitap okumuşum o da Barış Bıçakçı'nın Baharda Yine Geliriz isimli kitabı. Detaylı bir yazıyı daha sonra yazacağım.

Neler izledim peki bu bir ay boyunca: 


- Loft (imdb: 7,5)


5 ana karakterin etrafında dönen bir …

Book Challenge - 25. Gün

Resim
Kendinizi bağdaştırdığınız bir kitap kahramanı?

Küçük Kara Balık! Neden bilmiyorum ama her zaman meraklı biri oldum. Hep daha ötesini merak ettim ve sonunu düşünmemeye çalıştım. Kabuğunu kırmak lazım her zaman hayatta. Hep ileriye bakmak lazım diye düşünüyorum. Hüzünlü biten masalları sevmiyorum ama küçük kara balık sevgi dolu minik kalbiyle hep içimde bir yerlerde olacak.

Book Challenge 22. 23. 24. Gün ve Bitmeyen diş ağrıları

Resim
Çocukluğumdan beri hiçbir şeyden çekmedim şu dişlerimden çektiğim kadar!!! Yani gerçekten neden bu kadar şanssızım, allahım neydi benim günahım demek istiyorum. Epey dolgum var, bunun yanı sıra 2 tane dişimi çektirdim saçma bir şekilde. Şimdi keşke kanal tedavisi yaptırsaydım diyorum. 20'lik dişlerim çıktı ve çürümeye başladı bile. Bir tanesinin çekilmesi gerekiyor ve sinire çok yakın bir yerde olduğu için zor bir operasyon olacak. Bunlar yetmiyormuş gibi bir süredir dolgu yapılmış dişlerim ağrıyor. Dün gecede eve gelir gelmez şiddetli bir ağrı başladı. Tüm gece ne yaptıysam geçmedi. En son buz koyarak azcık dindirmeye çalışırken acıyı, bünyem uykusuzluğa daha fazla dayanamadı ve sabaha karşı 7 gibi uyudum. Gün içinde de hafif şiddetli ağrılar devam etti. Gülümsemeyi çok seven biriyim, güldüğüm zaman da baya ağız dolusu gülerim hani şu "32 dişin görünmesi" şeklinde tabir edilen cinsten. Genelde de dişlerimi çok beğenir insanlar. Ama gelin görün ki hiç sağlıklı değiller. …

Book Challenge - 21. Gün

Resim
  Bugünün sorusu: Okuduğunuz ilk roman?


Şimdi düşününce ilk hangisini okumuştum acaba hatırlayamadım ama tahminen ilk okuduğum kitaplardan biri İpek Ongun'un Mektup Arkadaşları kitabı. Mektup Arkadaşları, biri Mersin'in bir köyünde diğeri İstanbul'da yaşayan yaşam tarzları, aile yapıları, alışkanlıkları birbirinden tamamen farklı Nilgün ve Şerife isimlerinde iki kızın mektuplarından oluşuyordu. Ben minik bir kasabada yaşayan kızımızın köy evlerinin o kendine has koca pencerelerinin içerisinde oturarak yazdığı-okuduğu mektup kısımlarına çok özeniyordum.O tip pencerelere ne denir bilemedim. Hani baya geniş olur iç kısmında oturulacak genişlikte bir yer olur. Görmüşsünüzdür kesin. Neyse o zamanlar keşke bizim de öyle bir penceremiz olsa diye hayal ediyordum. Kitaba gelince yer yer hüzünlü de olsa karakterlerin başına eğlenceli şeylerin geldiği okuması zevkli bir kitaptı. Tabi şu an aynı zevkle okur muyum bilemiyorum. :)

Bayram ve En sevdiğim romantik kitap (20)

Resim
Bu bayramlar çok mu çabuk geliyor ne? Oldum olası sevmemişimdir şu dönemi. Tamam sevdiklerinle bir araya gelmek hoş güzel şeyler ama her bayram tekrar tekrar sorulan sorular beni bunaltıyor artık. Şimdiye kadar herkes 'ee ne zaman mezun oluyorsun, senin okul bitmedi mi daha, mezun olunca ne yapacaksın?' derdi, artık yeni gündem 'iş buldun mu, hala mı işsizsin, bence şunu yap, bunu dene, iş mi beğenmiyorsun bakıyım sen, bak ruşen amcanın oğlu sedat ne kadar çalışkan(?) olacak ve ben içimden ya sabır çekerek sakinliğimi koruyama çalışacağım. Keşke biri akrabalarımıza hayatımızın bir tek bizi ilgilendirdiğini ve bu kadar çok burunlarını sokmaya gerek olmadığını anlatabilse. Serzenişlerle başladım ama hepinizin bayramını kutlarım sevgili blogspot ailesi. :) Burayı seviyorum. Bir grup kendi halinde insan özgürce istediği şeyi yazıp çiziyor, kimse kimseyi yargılamıyor, sevdiğimiz insanları takip ederek yazılarını okuyoruz filan iyi ki açmışım bloğumu diyorum o yüzden. Bu arada b…

Book Challenge 17 - 18 - 19. Gün

Resim
Galiba ben böyle toplu yazı yazmaya alıştım ve biraz saldım kendimi. Ama aklım meydan okumadaydı cidden. :) Bayram öncesi yine alışverişler, arkadaşlar ve başka kişisel işlerle uğraşırken blog ihmal edildi tabi. Bir de doktor kontrollerim vardı geçtiğimiz gün. Neyse ki sonuçlar temiz çıktı. Bir de uzun zamandır elimde dolanan Barış Bıçakçı kitabı Baharda Yine Geliriz'i bitirdim. Hakkında yazacağım elbette ama o bu yazının konusu değil. Ha bir de Friends'in 9. sezonuna geçtim. Sona doğru yaklaşıyorum yavaş yavaş ama bitmesini hiç istemiyorum. Final bölümü sonunda kesin oturup ağlıcam. Bu arada izlemeyenlere şiddetle, ısrarla tavsiye ediyorum. İşsiz ve sıkkın geçen şu günlerde en büyük destekçim oluyorlar ve pozitif enerji gönderiyorlar devamlı bana. Mutlu olmak için birebirler. Neyse Challenge sorularımıza dönersek, nerede kalmıştıık...

17. günün sorusu: En sevdiğiniz kitabın en sevdiğiniz alıntısı?


Aslında çok fazla var ama aklıma ilk gelen canım Tezer Özlü'nün Yaşamın Ucun…

Book Challenge - 16. Gün ve Öncekiler

Resim
Merhabalar, çok çok özürlerimi ileterek book challenge etkinliğine kaldığım yerden devam etmek istiyorum. Kaç gündür işler güçler bir yandan kivi'nin rahatsızlığı derken bloğuma pek vakit ayıramadım açıkçası. Neredeyse 10 gün olmuş ve epey gerisinde kaldım meydan okumanın. O yüzden güncel sorulara kadarki kısmı hızlıca geçerek bu günün sorusuna gelmek istiyorum. En son 6. ve 7. günün sorularını cevaplamıştım. Merak edenler şuradan bakabilir. Şimdiii hemen başlayalım.

8. günün sorusu: En çok abartıldığını düşündüğünüz kitap?

Buna cevabım Kürk Mantolu Madonna olacak. Evet ben de çok sevdim filan ama o kadar çok her yerde paylaşılıyor ve herkesin dilindeki irite etmeye başladı beni maalesef.

9 günün sorusu: Sevmeyeceğinizi düşünüp de sonunda sevdiğiniz bir kitap?

Bu soruyu da düşündüm biraz ne olabilir diye. Aklıma Franny and Zooey geldi nedense. Okurken çok sevmesem de bitirdikten sonra iyi ki okumuşum dedim.

10. günün sorusu: Size evi anımsatan bir kitap? 

Bu soruya absürt bir cevap …

Zor Günler ve Book Challenge (6.- 7. Gün)

Resim
2 gündür daha doğrusu Cuma gününden beri epey stresli zamanlar geçiriyorum malesef. Çünkü canım kedişim Kivi hastalandı. Birkaç gündür durgun ve gergindi sonra Cuma gecesi ateşi olduğunu fark ettim, mama yememeye başladı. Ben de dün hemen veterinere götürdüm. Üst solunum yolu enfeksiyonu geçiriyormuş. Doktor iyi ki hemen getirdiniz dedi. 3 tane iğne yaptı ateş düşürücü, vitamin gibi.. Bugün yemek yemeye başlar normale döner dedi ama pek bir değişiklik olmadı. Çok az yumurta sarısı yedirebildim sadece. Sabahta bir şey yemeyince ve durgunluk hali geçmeyince tekrar veterinere gittik. Yine 3 tane iğne yaptılar. Ateşi biraz yüksekmiş hala. Ağzında ve dilinde de ufak yaralar var ve hafif topallayarak yürüyor. 2 günde dağıldı resmen kedicik. Mama olarak CN mama verdi. Yemezse şırıngayla verirsiniz dedi. Kedimle ilgili şimdiye kadar burada hiç yazı yazmadım aslında biraz hikayesinden ve hala çok da geçmeyen kedi korkumdan bahsetmem lazım ama o başka yazının konusu olsun. Bugün eve döndüğümde …

Book Challenge - 5. Gün

Resim
5. Günün sorusu: Sizi mutlu eden bir kitap?



Bu soruya ne desem diye çok düşündüm yani bu hissi hissettiğim birçok kitap oldu ama sanırım en çok hangisi derseniz Maeve Binchy kitapları derim. Bu kitapları da kütüphaneden alıp okumuştum zamanında. Aslında çok fazla edebi değeri olan kitaplar olmayabilir çoğu kitabı ama genel olarak sinemadaki "feel good movie" tabirini buraya uyarlayabiliriz diye düşünüyorum. O yüzden kötü ya da kalitesiz gibi niteleyemeyiz sırf çok satanlar listesinde yer alıyor vs. diye. Benim hatırımda kalan ve en sevdiğim kitabı ise Geri Döneceksin orjinal adıyla Tha Glass Lake olmuştu.


Book Challenge - 3. ve 4. Gün

Resim
Takip edenler bilir Pazartesi günü itibariyle bir etkinliğe başladık. Linkine şuradan ulaşabilirsiniz. İşte bu meydan okumanın bugün 4. günündeyiz ve ben dün malesef yazamadım. Neyse ki dünkü ve bugünkü sorular birbiriyle bağlantılı olduğundan yazması daha keyifli olacak benim için. Öncelikle sorular neydi bir hatırlayalım.

3. Gün: En sevdiğiniz kitap serisi?
4. Gün: Bu serinin en sevdiğiniz kitabı?


Yakın çevremdekiler bilir ki bu sorunun benim için tek bir cevabı var o da Harry Potter!!! :) Koyu bir Harry Potter hayranıyım. Kitaplarını çook çok çok severek okumuşumdır. Hatta 500 sayfalık bir kitabı 1 günde ya da 2 günde bitirmişliğim de olmuştur. Hatırlıyorum sabahları erkenden kitabı okuyacağım için sabırsızlıkla uyanırdım hem de mutlu bir şekilde -normalde pek güler yüzlü uyandığım söylenemez- Sonra mesela yemek yerken filan o an seriden hangi kitabı okuyorsam artık fark etmez, kitabı yanıma koyar bir yandan yemek yerken bir yandan okumaya çalışırdım. Abartmışım. :) Şimdi işin ilginç…

Book Challenge - 2. Gün

Resim
Bugünün sorusu: 3 defadan fazla okuduğunuz bir kitap?


Aslında bu soruya başka bir yanıt verecektim ama yarın için vereceğim cevapla çakıştığı için farklı bir kitaptan bahsetmek istedim. Şimdiye kadar hatırladığım kadarıyla 3 kez okuduğum bir kitap olmadı. 2,5 olabilir. :) Lisedeyken hazırlık sınıfında hocamız Little Women kitabını okumamızı istemişti. O kadar çok sevmiştim ki sonra gidip Türkçesini de alıp okudum. Sonra aradan yıllar geçti. Bir kanalda bu kitaptan uyarlanan bir dizinin başlayacağını gördüm. Tabiki kitapla alakası yoktu. Ancak bu vesileyle aklıma düştü ve tekrar okudum. Yani tamamını okudum mu hatırlamıyorum. O yüzden 2,5 dedim. Biraz atlaya atlaya okumuş olabilirim. Genelde okuduğum kitabı tekrar tekrar okumam. Araya yıllar girdiyse ve o kitabı gerçekten çok sevmişsem istisnalar olabiliyor tabi.

Bugünkü yazım epey geç oldu çünkü ancak eve gelebildim. Yarın daha özenli bir yazı sizleri bekliyor olacak. Bu meydan okumadaki en sevdiğim sorulardan birini yanıtlayacağım. O…